Millî Görüş ekolünün tek temsilcisi Saadet Partisi. Bunda tereddüt yok.
Saadet Partisi, son yıllarda hem üye sayısı hem de oy olarak kan kaybetti. Bunu da kabul etmek gerekiyor.
Bu kan kaybı nasıl oldu, neden oldu, kim veya kimler sebep oldu, hangi davranışlar, hangi politikalar sebebiyle oldu, konusu çok tartışıldı, tartışılmaya da devam edecek.
Şurası da bir gerçek ki, Millî Görüş davasının sadık erleri, çarıklı erkân, sahada koşturan, zahmetini çeken teşkilat mensupları yeterince konuşmadı, yazmadı. Ekseriye “akademik kariyeri” olanlar, kendilerini sosyolojik uzman olarak kabul edip tanımlayanlar konuyu ele aldılar, görüşlerini dile getirdiler, yazdılar, çizdiler, anlattılar.
Bu akademik kimlikli kişilerin ön kabulü; “ortak hassas ruhlu” bir toplum var, bir de bunlara kendi görüş ve çözüm önerilerini kabul ettirip oy isteyen bazı siyasi kuruluşlar var. Saadet Partisi de bunlardan birisidir. Bu toplum da; Saadet Partisi’nin anlatılanları aklına yatar, inanır ve güvenirse üye olur veya oy verir. Bu ön kabule göre kan kayıplarını izah etmeye çalışıyorlar.
Mümkün olsa da bu akademik bilgileri olan ve o bilgilerle olayları tahlil eden hocalarımızla karşılıklı sohbet edebilsek neler derdik?
Mesela derdik ki:
Bak hocam, biz sahadayız. Siz ise akademisyen olarak teorik bilgilerle dolusunuz. Masa başında öğrendiğiniz ve bildiğiniz o toplum yok artık. Haramla semirtilip geliştirilen güçlü medya ile, kurdurdukları dırar kuruluşları ile, trol orduları kurdurup, aşağılık metotlar devreye sokularak ve benzeri birçok uygulamalarla o toplum, gazı boşaltılarak dejenere edildi. Yani sizin öngördüğünüz hassas ruhlu toplumun hissiz bir güruha dönüştürülmesi yolunda çok mesafeler alındı. Mesela, “nass” ile hareket ettiği için faiz hadlerini düşürdüğünü açıklayan yönetici bir ekonomisti elleri patlarcasına alkışlayan bir topluluk, hemen bunun arkasından ekonomik gidişi düzeltmek için faizleri kısa sürede 5-6 misli artırdığını ilan eden aynı ekonomisti, yine elleri patlarcasına alkışlayıp savunan bir topluluk oluştu. Bu toplum sizin akademik bilgilerinizle ön kabulünüzdeki topluluğa uyar mı? Böyle bir topluma hangi ekonomiyi nasıl düzelteceğinizi anlatmak mümkün mü?
Mesela derdik ki:
Bak hocam, biz sahadayız. Mevcut iktidarı; AB ödevleri gereği zinayı suç olmaktan çıkardığında, domuz etini serbest bıraktığında, kumarı yaygınlaştırdığında, eşcinsellerin önünü açtığında, İstanbul Sözleşmesi gereği aileyi perişan eden kanunları çıkardığında; elleri patlarcasına alkışlayan bir toplum, aile bağlarının gevşediğini gerekçe göstererek bu durumu düzeltme vadiyle 2025 yılını “aile yılı” ilan ettiğini açıkladığında, elleri patlarcasına alkışlayan aynı toplum. Siz bu topluma kendi programınızdaki aile konusunda yapacaklarınızı anlatsanız dinler mi?
Mesela derdik ki:
Bak hocam, biz sahadayız. Ülkemizin üretim tesislerinin “kâr edenini de, zarar edenini de babalar gibi sattıklarını ve de satacaklarını” açıkladığında alkışlayan toplumla, üretimsizlikten enflasyon patlayınca aynı yetkililer bunu düzelteceklerini açıkladığı zaman alkışlayan da aynı toplum. Böyle bir topluma siz “Yeniden Büyük Türkiye” programınızı nasıl anlatırsınız?
Mesela derdik ki:
Bak hocam, biz sahadayız. Her gün her vesile ile yalan söyleyen, iftira atan, toplumu bölünmeye zorlayan, boş vaatlerde bulunan ama ertesi günü bunları yemin billah tam tersine döndürüp uygulayan yetkilileri, her iki durumda da alkışlayan topluluklara siyasetçilerin taşıması gereken özelliklerini kendi açınızdan nasıl anlatırsınız? Terör ve teröristle ilişkiler konusu, ekonomik uygulamalar konusu, istihdam konusu, eğitim konusu, adalet konusu, ehliyet liyakat konusu ve daha niceleri aynı örneklerin benzerleridir.
İsrail ile ilişkiler konusundaki ikiyüzlü uygulamalar delilli ispatlı olarak ortada iken, bu durumu alkışlayan bir topluma siz neyi nasıl anlatacaksınız?
Bak hocam, siz ilminizi konuşturuyorsunuz, doğu bildiğiniz hususlarda tespitler ve tahliller yapıp tavsiyelerde bulunuyorsunuz.
Ama hocam toplumu çürüttüler, gazını aldılar, kulaklarını tıkayıp, gözlerine perde çektiler.
Yazar-çizerliği de olan bir din görevlisine mevcut yönetimin dinimize ters uygulamalarından örnekler vermek üzere bir ayet-i kerime okumaya başlıyorsunuz, sizi şu şekilde susturuyor:
“Bırak şimdi ayetleri!”
İsrail’e “ticaret” adı altında gönderilen binlerce gemi dolusu levazım ve istihkam maddelerini anlatmak için hassas ruhlu sandığınız komşunuza konu ile ilgili belgeleri göstermeye çalıştığınız sırada, eliyle ağzınızı kapatıp, serasından çıkan 5-10 kasa domatesi sattığı için görevden alınan mensubumuzu diline dolayarak, “sen bırak o belgeleri de sizin görevlinizin İsrail’e gönderdiği domatesleri anlat hele!” diyebiliyor.
Kime neyi, nasıl anlatacaksınız?
İmtihanımız büyük hocam, imtihanımız çetin!
GAZI ALINMIŞ MÜSLÜMAN TİPİ
Dünyamızı yıkarken, kasırga, tipi;
Boşaltılmış gazlar, sinirler, ilikler!
Ortaya çıktı yeni Müslüman tipi;
Zalime selam durur, yaka ilikler!..
Ekrem Şama