İnsanız, bilinçli bir varlığız. Bilgi ve bilinç düzeyi insandan insana fark ediyor. Bu hem insanın kendisiyle hem yetiştiği ortam ve bireysel çaba ve gelişimiyle ilgili.

İnsanlığın bir Hakikat’i var. Bu, Hazreti Âdem ile başlayan, şaşmayan bir yol ve yolculuktur. Hemen bütün peygamberler bu gerçekliğin öncüleri ve rehberleridirler. İnsanlığın sapmaları, yönelişleri bu ana izleği terk edişleriyle başlar, sürer gider. Bu da bir yol ve yolculuktur. İnsanlığın kendi kendisiyle çatışmalara neden olan süreçler geliştirir.

Bu iki kesim arasındaki oluşlar bir Hakikat’i temsil, diğeri ise sapmaları temsil ediyor. Genel anlamda insanlık bu ikisinden birini tercih etmektedir. Hakikat dışındaki yol ve yolculuk alabildiğine çeşitlidir. Birbirine zıt, aykırı görünüyor olsa bile sonuçta aynı yön ve yol üzerinedirler.

Hakikat yolcularının ise kendi aralarında farklılıkları, tarzları, eksiklikleri ve fazlalıkları olabilir, vardır da. Günümüzde ise tam anlamıyla bir karmaşa bulunuyor. Yol ve yönler o kadar çeşitlendi, o kadar iç sapmalar geçiriyor ki; bunların arasından Hakikat’i bulmak bile güçleşebiliyor. Eksiklikleri ve fazlalıkları bir kenara bırakmak, asıl olanda buluşmanın yollarını aramak bir zorunluluktur günümüzde. Çatışmalar hakikat dışındaki oluşlara hem güç hem de destek vermektedir.

Günümüzün en büyük sorunu emperyalizm ve buna bağlı olan zulüm, aşırı baskıdır. İnsanlık soluk alamayacak denli bir sıkışmışlık içindedir. Bunu salt Müslümanlar açısından değil, insanlığın geneli açısından ifade ediyoruz.

İnsan değerleriyle bir değerdir, bir varlıktır. Değerlerini yitirenler başkalarının değerleriyle var olmaya çabalarlar, oradan da Hakikat’ten uzaklaşırlar. Müslümanların temel sorunu ideolojiler çağından beri kapılışları ve bunlardan huzur bulamayışları asıl çıkmazlarını oluşturuyor.

Emperyalizmin kuşatmasında bugün için ne yandan bakılırsa bakılsın bir sis perdesi var. Göz gözü görmüyor, kimin kim olduğu, nerede olduğu anlaşılamıyor. Her kesim kendi sisi içinde kendi gerçeğini arıyor gibidir. Bu iç sapmalar yüzünden sis ve bulanıklığın içinde bir uçuruma doğru sürükleniyor.

Güven önemlidir. Güven duyulacak insanın başlangıçtaki yolculuğundan itibaren nereye vardığı, neler yaptığı, nasıl olduğu ve durduğu önemlidir. O kişinin asıl yönünü gösterir. Ortamı bürümüş olanların tutumlarını Hakikat gözüyle incelemek en sağlıklı olan.

Kavram kargaşasından ötürü yol bulmak da bir o kadar zordur. Kimi kavramalar Müslümanlara biçilmiş sahteliklerle doludur. Rengi, duruşu ve kimi hâlleriyle olumlu gibi görünüyorsa da gerçekte bir sahtelik olduğu kısa sürede anlaşılabilir.

Müslümanların asıl sorunu geçmişten bugüne, bugünden yarına tarihinin ve düşüncesinin sosyolojisini yeterince yapmamış olmasıdır. Nereden nereye vardığı, nereye doğru gitmekte olduğunun bir göstergesi olur. Yeter ki bütün ayrıntılarıyla geçmişin incelikleri, güzellikleri kavranabilinsin ve geleceği de bunun üzerine inşa edebilinsin.

Batı, düşüncesini, geçmişini didik didik ediyor. Rönesans öncesi ve sonrasının bütün ayrıntılarını karşılaştırıyor. Nereden nereye vardığının sonuçlarını çıkarıyor. Geçmişini silip atmak yerine onun kendisine sağladığı bir geçmişinin olduğu bilinciyle irdeliyor. Temizlik, arınma hâl ve davranışlar 17. yüzyıldan sonra temel bulmaya, yer edinmeye çalışıyor. Batı’nın gelişimini salt sanayi devrimi ile tanımlamak sağlıklı bir sonuç değildir. Hayatın bütün alanları birbirini destekler, tamamlar.

Müslüman’ın Hakikat’i sağlam temeller üzerinedir. Peygamber ahlâkı, yolu, yöntemi, duruşu, yaşayışı insanlık için biricik örnektir. Bugünden geriye dönüp bakıldığında insanlığın yönünü tayin eden, belirleyen bir hayat anlayışı ve ruhu sunmaktadır. Bu ise Hakikat’in kendisidir.