2011 yılıydı… 12 sene önce…

12 Haziran 2011'de yapılan genel seçimler için siyasi partiler propaganda çalışmalarını son hızla sürdürüyorlardı.

Seçimden hemen önceki günler…

Bir sabah telefonum çaldı…

Arayan, Saadet Partisi İstanbul 3. Bölge milletvekili adayı Hasan Bitmez’di;

- “Milletvekili adayımız Ahmet Küçükağa’nın Bahçelievler-Soğanlı’da seçim çalışmalarından izlenimlerinizi yazmışsınız, okudum. Çok hoş izlenimler. Benim seçim çalışmalarımı da izlemenizi arzu ederim…”

Hay hay…

Buluştuk ve kalabalık bir heyetle birlikte seçim çalışmalarını izledim Hasan Bitmez beyin.

Yaklaşık 3 saat boyunca Hasan beyin seçim propaganda çalışmalarına yakından tanıklık ettim.

Yüzyıl semtinde, Bağcılar ile Esenler’i ayıran Barbaros Caddesi’nde 3 saat içinde yaklaşık 1.000 esnafın elini sıktı, oy istedi.

Hasan Bitmez, “Tamam, oyumuz size ama çevremizden hep deniliyor ki Saadet Partisi baraja takılacak!” diyen esnafa bıkmadan, usanmadan bir fıkra anlattı. O fıkrayı da aşağıdaki satırlarda okuyacaksınız.

***

Aktif siyasete 2004 yılında başlamasına karşılık Hasan Bitmez epey yol almıştı. Siyasetteki merdivenleri birer birer tırmanan Hasan bey, son seçimlerde Saadet Partisi Kocaeli milletvekili olarak Parlamentoya girdi. Saadet Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısıydı.

2011 seçimlerinde arazideki çalışma sırasında Hasan Bitmez hemen hemen tüm elini sıktıklarına şunları anlattı:

* “Bize oy verirseniz yabancılara müdahale ettirmeyiz. Erbakan Hoca tek başına 330 milletvekili ile iktidar değildi, 9 sene değil sadece 1 yıl iktidarda kaldı. Üstelik koalisyondu. Ona rağmen en yüksek ücret zammı bu dönemde sağlandı.”

* “Peki, bu zam nasıl sağlandı Havuz Sistemi sayesinde... Şimdi devlet her yıl 50 milyar TL faiz ödüyor. Biz bu parayı emeklilere ve çalışanlara yansıttık. AB kapısında köle gibi beklemeyi reddediyoruz. Onurlu bir dış politika sözü veriyoruz.”

İKNA KABİLİYETİ YÜKSEKTİ

Hasan Bitmez’in seçim çalışmaları sırasında bir gözlemimi daha aktarmak isterim;

Bıçkın bir delikanlıdan, “Size oy vermeyeceğim!” karşılığını alan Hasan Bitmez, Millî Görüş’ün ve Erbakan Hoca’mızın icraatlarını anlattıktan sonra bu genç bu kez, “Düşüneceğim!” karşılığını vermişti.

İkna kabiliyeti oldukça yüksek bir Millî Görüşçüydü merhum Hasan Bitmez.

“Saadet Partisi’nin bu dönem Meclis’te olması lazım, oy mesuliyettir” sözünü muhataplarına sık sık kullanan Hasan Bitmez, "Görüştüğüm esnafın %90’ından fazlası ‘size oy vereceğiz’ diyor. Ben artık insan sarrafı oldum. Seçimde Saadet Partisi’ne oy vermeye niyeti yoksa onun bakışlarından, ses tonundan anlıyorum” diyordu.

Bitmez’in esnafla aralarında oldukça renkli diyaloglar da yaşandı, o gün. Bir gencin, “Fark varsa Saadet var!” sloganını yüksek sesle dile getirmesi Saadet ekibinde gülümsemelere yol açtı.

Kuyumcuda alışveriş yapan genç bir kadın, “Kılıçlarınız 12 Haziran’da bizim yanımızda olsun!” diyerek oy talep eden Bitmez’e, “Meclis’te yapılan yanlışların düzeltilmesi için Saadet Partisi’ne de ihtiyaç var” karşılığını vermişti.

Özellikle bekar delikanlılar Hasan Bitmezi oldukça sempatik bulmuştu.  “Yengelerden de oy istiyorum” talebine, “Ben evli değilim” karşılığını alan Bitmez, “Allah size Saadet adında hanım nasip eylesin” cümlesiyle mukabelede bulunmuştu.

Emekliler istisnasız, “Bize en iyi zammı Hoca (Erbakan) verdi. Ondan bu yana sürünüyoruz” cümlelerini sarf etmişlerdi.

***

Çok dikkat çeken bir diyalogu da burada aktarmak isterim.

Merhum Hasan Bitmez, “Ama AK Parti de sizden gitme değil mi, bunlar sizin devamınız, ha siz ha onlar...” yaklaşımını gösteren bazı seçmenlere karşılık şu argümanı kullanmıştı: “Onlar tasdiknameyle okuldan ayrılanlar, okulu bitirememiş olanlar! Onları bir kenara koyun...”

Hasan Bitmez, İstanbul Siyasal Bilgiler Fakültesinden bir grup öğrencinin Saadet Partisi’nde tez konuları kapsamında araştırma yaptığını, öğrencilerin araştırmadan sonra Saadet Partisi hakkındaki kanaat ve görüşlerinin olumlu yönde tamamen değiştiğini de söyledi, sohbetimiz esnasında.

Artık hava kararmaya başlamıştı… O gün seçim çalışmalarının sonuna gelirken merhum Hasan Bitmez’in Başkent Ankara’daki ailesine de bir mesajı vardı;

“Seçimlerde beni beklemeyin! YSK’ya müracaat ettim. Oyumu da burada kullanacağım...”

İŞTE HASAN BİTMEZ’İN ANLATTIĞI O FIKRA!

Merhum Hasan Bitmez’in bıkmadan usanmadan seçmenlere anlattığı fıkra “Sağır kurbağa” fıkrasıydı. Okuyalım;

Fıkra bu ya... Kurbağalar kendi aralarında bir yarış düzenlemişler... Ortaya yüksek ve geniş bir tahta engel konulmuş, amaç bu engeli sıçrayarak karşı tarafa geçmek...

Geçenler ödül alacak...

Arenanın her iki yakasına dizilen diğer kurbağalar da yarışmacılar lehine/aleyhine tezahürat yapmaya başlamışlar bile...

Ancak çoğunluğun görüşü, “Ya, bu kadar da yüksek engel olur mu arkadaşlar bu engeli hayatta aşamazlar...”

Kimileri de bu görüşe gülüp geçmiş...

Neyse...

Start düdüğüyle birlikte yarış başlamış.

Kurbağalar var güçleriyle engeli aşıp karşı tarafa geçmek için en maharetli sıçrayışlarını yapmışlar...

Bir yandan da tribünlerden "Geçemezsiniz, çok zor, imkânsız, bu kadar da engelli yarış olur mu?" türünden moral bozucu tezahüratlar sürüyormuş...

Gerçekten de çevredeki olumsuz bağrışmalardan da etkilenerek kurbağaların morallari bozulmuş ve yorgun-bitap düşmüşler...

Yarışı bırakmışlar...

Fakat o da ne

Kurbağalardan biri engeli aşmak için olağanüstü çabasını sürdürüyormuş.

Olumsuz tezahüratlar bu kez bu tek kurbağanın üzerinde yoğunlaşmış...

Ama nafile...

Bu kurbağa defalarca deneyerek, yorulma usanma bilmeyerek denemelerini sürdürmüş ve sonunda karşı tarafa geçmeyi başarmış.

Bu anda arenada müthiş bir sessizlik...

Bu kurbağa nasıl oldu da engeli aşabildi!

Araştırmalar sonunda anlaşılıyor ki, yarışı kazanan kurbağa ‘sağır!’

Sağır olduğu için de çevreden gelen “Geçemezsin, mümkün değil...” türünden bağrışmaları duymamış ve sonuna kadar yarışmayı sürdürmüş...

***

Merhum Hasan Bitmez bu fıkra ile şu mesajı vermişti; “Siz siz olun, çevrenizdeki olumsuz söylentilere kulağınızı kapatın...”

MEKÂNI CENNET, MAKAMI ÂLİ OLSUN!

Hasan Bitmez’e Rabbimden rahmet diliyorum. Mekânı cennet makamı âli olsun.

Merhum Bitmez’in TBMM Genel Kurulundaki son konuşmasını bir kez daha, bir kez daha okumanızı, dinlemenizi isterim.

Gerçekleri bir bir haykırırken rahatsızlandı ve dar-ı bekaya göç eyledi. Rahmet olsun…