İstanbul kütüphanelerinde bulunup da tetkik etmediği

kitap kalmayan, Avrupa kütüphanelerindekilere de ulaşmaya çalışmış, kendisinde

olmayan bir kitabı elde etmek için hiçbir fedakârlıktan çekinmeyen; Türkçe,

Arapça, Farsça, Fransızca, Almanca, İngilizce eserlerin dine, tarihe,

felsefeye, dile ait olanları ile devasa bir kitaplığa ulaşmış bir bilge Muallim

Cevdet. Ölümü ile İstanbul un kütüphanelerine bu devasa kitaplığını

bağışlamıştır.

Muallim Cevdet, Niş ten Bolu ya yerleşmiş bir ailenin

çocuğu olarak 1883 de doğar. Dedesi Said Efendi, tekke şeyhi; babası Mehmed

Sadi Efendi ise askerdir.

İlköğrenimini Bolu da, liseyi Kastamonu da okur ve

yükseköğrenimini yapmak için İstanbul a gelir. Erkek Muallim Mektebi nin

Edebiyat Şubesine girer. Burada okurken Beyazıt Camii nde verilen Arapça

derslerine de devam eder.

Babasının vefatı üzerine okulu bitirince ailesini

geçindirmek zorunda kalmasından dolayı Darüşşafaka nın ilk kısmında Türkçe,

Arapça gece hocalığı yapar; maaşındaki haksızlık yüzünden bu görevinden istifa

eder.

Resmî mekteplerde görev verilmez. O da hususî mekteplerde

ekonomik sıkıntıdan dolayı görev alır, paşa ve bey konaklarında hocalık yapar.

1905 den sonra Kafkasya da mektep açmak, Müslüman halkı

okutmak ve uyandırmak için bir hareket başlar; Muallim Cevdet, Bakü de

muallimlerin yetişmesine öncülük eder.

Ayrıca, halka okuyup yazmayı öğretmek için gece kursları

açar, bu kurslar çok rağbet görür, halk arasında Osmanlıca ile Azerbaycanca bir

dil konuşulmaya başlanır.

Rusya daki Müslüman Türklere dinî benlik hisleri

aşıladığı gibi, din ve fırka düşmanlıklarını da kaldırmaya çalışır.

Bu yoğun mesaisi Rus hükümetini fazlasıyla rahatsız eder

ve Rus hükümetinin müdahalesiyle idarecisi olduğu mektep kapatılır, Rusya nın

baskısıyla Kafkasya dan ayrılmak zorunda kalır.

Muallim Cevdet, çok sevdiği annesinin üzüleceği

endişesiyle hiç evlenmez fakat bence asıl neden onun bu deliliğe varan kitap

sevgisini hiçbir kadının kabullenemeyeceğine olan inancı yüzünden

evlenmemiştir.

İstanbul a dönüşünde Meşrutiyet döneminde açılan halk

okullarından Çoban Gazi Mustafa Paşa Mektebi nde parasız muallimlik yapar.

Rumelihisarı hamallarına her gece tarihî ve dinî konferanslar verir. 1908 de

eğitim için Avrupa ya gider ve Cenevre Üniversitesi nin pedagoji bölümünde

çocuk terbiyesi derslerine devam eder. Collège de France da pedagoji, tarih ve

felsefe konularında verilen dersleri, konferansları, özellikle sosyolog Emile

Durkheim in konferanslarını takip eder. Henry Bergson un derslerinden

faydalanır. 1910 da İstanbul a döner. Dârülmuallimîn de görev alır 1924 de

kadar görev yapar.

Sonra Robert Kolej de Türk Dili ve Tarihi muallimliği

yapar, bu okulda okuyan Müslüman talebelere haftanın belli günlerinde din ve

ahlâk dersleri verir.

Ayrıca İstanbul Erkek Lisesi gibi bazı okullarda

muallimlik yapar.

Türk arşivciliğinin de öncüsü olan M. Cevdet, İstanbul

Defterdarlığı Hazine Dairesi ndeki 400 sandık tutarındaki evrakın, okkası üç

kuruş on paradan Bulgaristan a satıldığını duyması üzerine, yolda balyalardan

dökülen kâğıtları toplayan çocukların ellerindeki kâğıtları, beşer kuruşa satın

alır ve bu evrakların değeri karşısında büyük bir üzüntü duyar. Bu süreçte Halk

Partisi nin baskıcı zihniyetine aldırmadan cesaretle Başvekil İ. İnönü ye, Türk

Tarih Cemiyeti ne ve Bulgaristan Tarih Cemiyeti ne raporlar yazar, arşivlerin

satışını durdurtur.

 M.Cevdet yazdığı

raporun birinde, eğer ilmen, tarihen, medeniyetin intiharına karar verdikse

bunları niçin Londra, Paris, Berlin ve Peşte akademilerine milyonlara satmayıp

da dört beş yüz liraya Bulgar fabrikasına teslim ediyoruz şeklinde tarihi

belgelerin önemine dikkat çeker.

Memuriyet sürecinde sebepsiz sık sık görev değişikliği,

maaşının da yükseltilip indirilmesine neden olur. Hastalanır ve iki yıl

derslerine devam edemez.

1932 de kısmî olarak iyileşmesinden sonra Başvekâlet

Resmî ve Tarihî Evrak Tedkik ve Tasnif Heyeti Reisliği ne getirilir.

Hastalığının ilerlemesi üzerine görevine gidemez, maaşı kesilir ve işten

çıkarılır, çok geçmeden de 3 Aralık 1935 te 52 yaşında iken vefat eder.

Cenazesi vasiyeti gereği, Edirnekapı Mezarlığı nda

Babanzâde Ahmed Naîm in mezarının yakınına defnedilir.

Kısacası, Muallim Cevdet; hayatını inancına, ilme ve

tarihe vakfetmiş bir kültür ve medeniyet adamıdır

* Geniş bilgi için bkz. Osman (Nuri) Ergin, Muallim M.

Cevdet in Hayatı, Eserleri ve Kütübhanesi, İBB Kütübhane ve Müzeler Müdürlüğü,

İstanbul 2005.