Yaşanan olumsuzlukları yazmayalım diye düşünüyoruz ama haksızlığın karşısında susmanın ne demek olduğunu bildiğimiz için yazmak mecburiyetinde kalıyoruz. Ancak totaliter rejimlerde görülen despot, baskıcı yönetim anlayışı maalesef bu günlerde tek adam sisteminde iyice kendini hissettiriyor. İktidar ve ortağı hak, hukuk, adalet anlayışını çoktan terk etmişlerdi bu bilinen bir gerçek ancak Anayasa’yı dahi artık tanımamaları sonu karanlık bir gidişatın ayak sesleri gibi, bunun vahim sonuçlarını her aklıselim insanının düşünüp endişe duyması gerekir demek acaba çok mu karamsarlık olur.

İktidarın ortağı, sorumsuz siyaset anlayışıyla kendinden olmayanı yok sayarak mahkeme kararlarına dahi tesir ederek, “Bu bizim davaya hizmet etmiştir ve yeniden yargılanmalıdır” diyip sonrada tahliye ettirebilmiştir. Bu durum toplumun dikkatini çekmiş ve gündem olmuştur. Daha buna benzer nice haksız uygulamalar yapılmışken şimdi de sıra Anayasa Mahkemesi’ni kendi anlayışlarına, görüşlerine, arzularına ve çıkarlarına amade etmek için layüsel bir sistem oluşturmak hususunda kayıtsız, şartsız hemen anlaşabiliyorlar. Bu anlayışın parlamenter sistemde, demokraside, hak ve özgürlükler bağlamında asla yeri yoktur. Olsa olsa yukarıda bahsettiğimiz totaliter rejimlerin diktatöryalarında olur.

Toplumun açlık, yoksulluk, işsizlik ve sağlık gibi problemleri bunların umurunda bile değildir. Bütün enerji ve gayretleri iktidarda kalmak ve yandaş kayırma uğrunadır. Ancak bilinmelidir ki zalimin zulmü varsa mazlumun da Allah’ı var. Hiçbir zalim ilelebet zirvede kalamaz. Burada zalimden kastımız rejim ve sistemin doğurduğu sonuçlardır. İşte bu sonuçlara maruz kalan önemli bir kesim de engelliler kesimidir. Gerekli ciddiyet, hassasiyet ve titizlik gösterilmediğinden devletin hizmet ve yardımları engelliler arasında dengesizliğe ve haksızlığa yol açmıştır. Evi kira olan, başka hiçbir şeyi olmayan evdeki hane halkının kişi başına geliri esas alınarak söz konusu sınırı 1 TL dahi geçtiği takdirde bu haktan faydalanamıyor.
Diğer bir taraftan kanuna göre rapor derecesi %40 ve üzeri olanlar engelli sayılmasına rağmen %40’ın altında raporu olan 22.049 kişiye engelli aylığı ödemesi yapılmış. Yine onbinlerce kişiye sağlık kurulu raporu olmadan engelli aylığı bağlanmış. Bu hususlar Sayıştay tarafından tespit edilmiş hususlardır. Yine engellilerin Nisan 2020’de yapılması gerekirken E-KPSS, 15 Kasım 2020’ye ertelenerek yine hak kaybına ve haksızlıklara yol açmıştır. Buna gerekçe olarak koronavirüs gösterilse de engelli camiası tarafından pek de inandırıcı sayılmamıştır. Kaldı ki engellilerin eğitimi konusunda da gerekli özen gösterilmemiş, MEB Bakanı’nın ne sözlerinden ne de icraatlarından özel eğitimle alakalı herhangi bir husus gündeme gelmemesi, zaman zaman da verilen hakların geri alınması sonra tekrar verilmesi gibi manevralar da engelli toplumunu canından bezdirmiştir.

Bunlara benzer daha nice haksız ve usulsüz icraatları konu ederek sözü uzatmaya gerek yok. Sistem ve bu sistemi icra eden siyasi anlayış, ülkemizin milli meselelerini dahi kendi siyasi istikballerine kullanmaktan ve bu yönde algı oluşturmaktan maalesef asla geri durmuyorlar. Yine her zaman olduğu gibi temennimiz, Rabbimiz herkese akıl, şuur, izan nasip etsin, vesselam..