Bütün dünya kâfirleri, İslâm düşmanları, bir merkezden emir almışçasına Kur’ân’ımıza ve sinelerinde Kur’ân taşıyan hâfızlara saldırıp duruyorlar. Niçin? Bu saldırının sebepleri üzerinde duralım.
Janen denilen bir İngiliz yazar, yaklaşık yüz yıl önce, “Militant İslam” diye bir kitap yazar. Bu kitabın dağıtımı, yayılması 75 yıl boyunca yasaklanır. Sebep, kitabın muhtevasından haberdar olan Müslümanlar uyanır diye. Peki kitapta ne gibi bilgiler var? Yazar, Osmanlı Devleti üzerine çok geniş araştırma yapmış. Bu devlet nasıl cihangir olmuş, nasıl ülkeleri fethetmiş? Bu fütûhatın temel etkenleri nelerdir? Kitabın müellifinin tespitlerinin hülasası şu: “Müslümanlar, çocuklarını 3-6 yaş arasında hafızlık eğitimine veriyorlar. Hafızlık eğitimi alan bu çocukların dimağları müthiş gelişiyor. 50 bin kelimeyi biliyorlar. Dünyayı tanıyorlar, ileriki yaşlarda muhakeme güçleri müthiş gelişiyor ve işte onlar ülkeler fethediyor.” Yazar, şu tavsiyede bulunuyor: “Ne yapıp etmeli, hafızlık müessesesini ortadan kaldırmalı.”
Fransa, sömürge haline getirdiği İslâm ülkelerinde hafızlık eğitimini yasakladı. Suriye’de, Cezayir’de ve diğer İslâm beldelerinde… İngiltere, “Ben böyle yapmayacağım, değişik metot uygulayacağım. Müslümanları Kur’ân’dan soğutacağım, hafızlık eğitimini yavaş yavaş ortadan kaldıracağım” dedi. İngiltere’nin bu planı, Müstemlekat Nazırı (Sonradan Başbakan) Gladstone’nin (Gladiston) raporuna dayanmaktaydı. İngiltere, sömürgeleştirdikleri yerlerde, ineğe tapanların, sair inanç mensuplarının İngiliz hâkimiyetini kabullendiklerini, ancak bir tek Müslümanların kabullenmediğini tespit etmiş ve bunun sebeplerini araştırmaya koyulmuştu. Bu iş için bizzat Sömürgeler Bakanı’nı görevlendirmişlerdi. Gladiston bütün o bölgeleri dolaşmış, tespitlerini bir rapor haline getirip İngiliz Avam Kamarası’nda açıklamıştı. Elindeki Kur’ân’la kürsüye çıkan bakan; “Müslümanları mağlup etmek istiyorsak, ya bu Kur’ân’ı ortadan kaldırmalıyız veya Müslümanları Kur’ân’dan soğutmalıyız. Bir de ne yapıp edip Hilafet müessesesini ortadan kaldırmalıyız” dedi. İşte İngiliz hükümetleri o tarihten itibaren bunun için çalışmalar yapmaya başladılar. İslâm ülkelerinde bu planlarına uygun adımlar atacak idarecilerle temas kurdular. Sultan 3. Selim, daha sonra İttihatçılar, istediklerini yapacak kimselerdi. Hedef, hafızlık eğitimi idi. 3-6 yaş arası hafızlık eğitimini zaman içerisinde durdurdular. Daha sonra bu yaşı daha da ileri yaşlara ötelediler. Böylece emellerine büyük ölçüde muvaffak oldular. Müslümanların kıyafetlerini değiştirdiler. İngiliz ve Avrupa kıyafetleri rağbet gördü. Bu akım, İngilizlerin işgaline kadar gitti. 3-6 yaşta hafız olunurken, Müslümanlar üç kıtaya hükmediyor, Avrupalılar mağlup ediliyordu.
Osmanlı ordusuna mason kafalılar ve hafızlıkla ilgisi olmayanlar hâkim olunca, 14 yılda 14 ülke elimizden çıktı. (Balkan Savaşı’na, Birinci Dünya Savaşı’na bakınız.) Derken Anadolu’muz da işgal edildi. Ege, Karadeniz, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgeleri işgal edildi. Elimizde bir tek İç Anadolu kaldı. Bir ara Ankara’daki TBMM’nin Kayseri’ye taşınması bile gündeme geldi. İşte o karanlık günlerde, devreye yine hafızlar girdi. Göğsünde Kur’an olanlarla, Kur’an’ı baş tacı edinen vatan evlatları cepheye koştu ve peş peşe zafer kazanıldı. O Kurtuluş Savaşı yıllarında ordudan ecnebi kafalılar büyük ölçüde temizlenmişti. Alman ve Avusturyalı subaylar gitmişti. Cephede Anadolu’nun imanlı yiğitleri, cephe gerisinde cepheye mermi taşıyan Şerife Bacı’lar vardı. Hafızlık okullarından çıkanlar bu vatanın kurtuluşunda mühim rol oynadı. Birinci Meclis’teki milletvekillerinin yapısına, Anadolu’da “Kurtuluş Mücâhedesi”ni destekleyen sarıklı mücahitlere bakınız…
Günümüzdeki Kur’an’a ve hafızlık müessesesine saldıranları iyi tahlil etmek lazım. Onlar sinelerinde Kur’an taşıyanların çanlarına ot tıkayacağını çok iyi biliyor. 3-6 yaş nesli hafız olduğunda; on binlerce kelime biliyorlardı. Peygamberler tarihinin geçtiği coğrafyadan haberdarlardı. Yüzlerce tâbir biliyorlardı. Kur’an’ın ilhamıyla zihinleri berraktı, muhakemeleri muazzam gelişmekteydi. Ufukları genişti. Günümüz çocuklarının, gençlerinin maalesef ufku dar, kelime hazineleri çok dar. En babayiğidi 3 bin kelime ile konuşup düşünüyor. Bu dil, kültür ve ufuk fukaralığı geleceğimizi tehdit ediyor. İşte asıl beka meselesi budur. Kur’an’ı yakanlar, çakal sürüsü, köpek taifesidir. Onlar o kadar tehlikeli değildir. Asıl tehlike; hafızlığa set çeken, Kur’an’ın ahkamını söndürmeye yönelik faaliyette bulunanlardır. İşte asıl şeytanlar onlardır…