Tamam, darbe teşebbüsüne kalkışan “paralel yapıyı” hafife almamak lazım!
“İnlerine girdik” diye rehavete kapılmamak lazım!
“Bellerini kırdık” diye gevşememek lazım!
Ama aynı zamanda “gözümüzde çok büyütmemek” de lazım!
Olduklarından çok daha büyük görülmeye başlandıkları anda çok şey kazanmış olacaklarını bilmemiz lazım!
Özellikle siyasi iktidar şöyle bir değerlendirme yaparak vatandaşlara çağrıda bulunmalı:
“Yıllarca aramızda yaşadılar!
Bizden biri gibi görünüp, kuyumuzu kazdılar!
Ama netice itibarıyla yakayı ele verdiler!
Şimdi ceplerinde taşıdıkları bir dolarlık okunmuş(!) kimlikleri nedeniyle onları açık seçik tanıyoruz!
Ve gereğini yapıyoruz!
Herkes müsterih olsun!
Kimse gözünde onları olduğundan büyük görerek telaşa kapılmasın!
Son günlerde paralel yapı ile ilgili olarak bir sürü hikâye anlatılıyor!
Devlete ve özellikle de orduya nasıl sızdıkları adeta tefrika ediliyor! Bunların gayet samimi duygular ile yapıldığından eminiz! Ama bu samimi duyguların istismar edilip edilmediğinden emin değiliz!
Paralel yapının bu samimi anlatımlardan yola çıkarak bir “korku imparatorluğu” oluşturmaya çalışmayacağını kim garanti edebilir!
Yani demek istediğimiz odur ki paralel yapı olduğu gibi görülmeli ne hafife alınmalı ne de gözlerde olduğundan daha büyük gösterilmesine izin verilmelidir!
Paralel yapı ne kadar örgütlü olursa olsun milletin iradesine sahip çıkması karşısında yenik düşmüştür!
Millet paralel yapıya dur demiş ve bulunduğu noktadan daha ileriye gitmesine müsaade etmemiştir!
Şimdi yapılması gerekense bulundukları noktalardan tasfiye edilmeleridir!
Gözde büyütmeden!
Korku ve kaygıya kapılmadan!
“Yarın ne yaparlar belli olmaz” endişesi duymadan!
Üzerlerine gidilmeye devam edilmelidir!
Hafife almadan, rehavete kapılmadan ama gözde de lüzumundan fazla büyütmeden itidal üzere hareket edilmelidir!