SÜLEYMANİYE DERSLERİ
Peygamber Efendimiz, Güzel niyet sahibini cennete sokar
buyuruyor. Bir şeyi yapma kastına İslam da niyet denir. Tabi niyet Allah rızası
için olmalıdır. İnsanın bir amelde niyeti neyse kazanacağı şey de odur. Bir
amele güzel iş denmesinin nedeni niyettir. Ameller niyetlere göre
değerlendirilir. Kasten adam öldüren dünyayı yakmaktan daha kötü bir iş yapmış
olur ve kısas gereği öldürülür. Fakat adalet gereği o adamı öldüren cellat
adalet niyetiyle o fiili işlediği için kötü bir iş yapmış olmaz. Niyet bazen bir
fiilin yok olmasına sebep olur. Mesela namazın farzlarından birisi de niyettir.
Bu konuda bazı ibadetlerde âlimlerimiz farklı görüş ifade etmiştir. Mesela
İmam-ı Azam Hazretleri, gusül abdestinde niyeti farz değil sünnet olarak kabul
etmiştir. Yani, Hanefi mezhebine göre gusülde niyet şart değildir. Aynı zamanda
niyet ibadetin sevabını da etkiler. Halis niyetle, tamamen safiyane niyetle
işlenen amellerin sevabı çok fazla olur. Mesela adam abdestsiz ama abdestli
olduğunu zannediyor. Ve abdestsiz
olduğuna zerre şüphesi yok. O halde namaza duruyor. O namaz geçerlidir. Evet,
niyet işte bu kadar önemlidir. Tabi bu durumlarda kesinlik şarttır. Yine başka
bir kaynakta, Güzel niyet insanı cennete sokar, güzel ahlak da insanı cennete
sokar. Allah a en yakın mü min, ahlakı en güzel olandır buyurulmuştur.
GÜZEL KOMŞU DA İNSANI CENNETE SOKAR
Hazreti Peygamber, Güzel komşu da insanı cennete sokar
buyuruyor. Bu hadisin üzerine bir adam dedi ki; Ya Resulallah, komşu kötü olsa
da cennete sokar mı Peygamber Efendimiz, bu sorunun üzerine, Sana rağmen
evet, cennete sokar buyuruyor. Peki, nasıl olur bu Şimdi cenaze namazı
kılınıyor. Mü minler birbirine cenazede şahitlik ediyor. İyi bir insan ise iyi
biliriz diyerek, kötüyse hakkını helal etmeyerek şahitlik ediyor. Gerçi bugün
hakkını etmiyorum diyen adam kalmadı ama işin esası öyle değildir. Eğer
komşulardan 3 tanesi, arada hatır olmaksızın bir Müslümana, Hakikaten iyi
adamdı, bir kötülüğünü görmedim derse Allah bu şahitlikleri kabul eder ve o
kulunu cennetine koyar. Fakat burada komşu derken uzun süre ve yakın olarak
komşuluk yapmış kişiler olması gerekir. Yani burada selamlık komşular makbul
değil. Onun için insan komşusuna çok iyilik yapmalı ve onun gönlünü
kazanmalıdır. Mesela İmam-ı Azam Hazretlerinin komşusu içki içen bir adam ama
Ebu Hanife Hazretleri bu durumdan şikâyetçi değil. Her gün evde def çaldırarak
eğleniyor. Bu konuda İmam-ı Azam Hazretlerine şikâyetçi olmasını söylüyorlar
ama Ebu Hanife, Ben bu durumdan rahatsız değilim diyor. Bir gün komşusu sokakta
sızıyor ve tutuklanıyor. Yan evden ses gelmeyince Ebu Hanife, hanımını
göndererek durumu öğreniyor ve kadıya gidip komşusunun serbest bırakılmasını
sağlıyor. Olay üzerine çok mahcup olan adam tövbekâr oluyor ve içkiyi
bırakıyor. Bakınız, iyi komşu adamı
nasıl cennete sokuyor. Allah cümlemize güzel ve iyi niyetli komşular nasip
etsin.