Siyaset, toplumsal yaşamın bir zarureti olarak karşımızda durmakta. Bu yüzden siyaseti özne veya nesne olarak hayatımızın dışında tutmak mümkün değildir. Siyasetin günümüzdeki karşılığı demokratik süreçler içinde yürütülen faaliyetlerdir. Seçimler, siyasi partiler, iktidar olma, muhalefet etme vs. gibi eylemler siyasetin günümüzde hayat bulduğu kavramlardır. Toplumsal yapı içerisinde bu derece önem teşkil eden günümüz siyasetinin ana unsurlarına değinmek gerekiyor.

Siyaset yapma biçimlerine doğrudan etki eden kavramın başında niceliğin önemi gelmektedir. Seçimlerde rakamlar sadece birer sayıdan ibaret değildir. Sayılara yüklenen anlamlar siyasetin temel belirleyicisi olabiliyor. Örneğin yerel yönetim seçimlerinde sayısal çoğunluk başkanın belirlenmesine yeterli olurken, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sadece çoğunluk yetmiyor aynı zamanda yüzde elliyi aşan bir çoğunluğa ihtiyaç duyuluyor.

Bundan dolayı siyaset yaparken ekseriyetin öneminin bir kenara not edilmesi gerekmektedir. Bu siyasi üretimi çoğunluğun beklentilerine göre yapılması gerektiği anlamına gelmiyor. Sonuçta hiçbir siyasi hareket ekseriyeti veri kabul ederek kendi ilkelerinin aksine siyaset üretmez ama genel siyaset içerisindeki ekseriyetin önemi de yadsınamaz. 

Siyasetin bir diğer önemli unsuru siyaseti üretimin genişleyen halkalar metaforu şeklinde yapılmasıdır. İnsanlar somut veriler üzerinden siyasetçiyi değerlendirir. Her ne kadar büyük ideallerle yola çıkılmış olsa da; derdine dokunmayan, sorunlarını öncelemeyen siyaset anlayışını halk gerçekçi bulmaz, bu yüzden de bunu somut bir desteğe dönüştürmez. Milli Görüş’ün Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya sloganıyla yapmak istediği tam da budur. Kendi ülkeni yaşanabilir kılmadığın sürece yeni bir dünya idealine yürüyebileceğin yol arkadaşı bulman mümkün değildir.

Bir de şöyle düşünürsek yaşadığı topraklarda adaleti tesis edememiş ya da en azından bunun mücadelesini verememiş bir hareketin küresel ölçekte söz söylemesi işin doğasına aykırıdır. Bu yüzden halkalar halinde genişleyerek tüm insanlığı kapsayacak şekilde siyaset üretilmesi önemlidir. Dokunamayacağı sorunlara karşı duyarlı olmak kolaydır. Zor olansa müdahale etme şansının olduğu sorunların yüküne talip olmaktır.

Siyaset yapmanın bir diğer vazgeçilmezi doğru olanı doğru bir şekilde ifade edebilmektir. Bu da siyasette dil ve üslubun önemini bize gösteriyor. Siyaset yapanların kavramsal içeriği daha geniş tutarak toplumun tüm kesimlerine söz söyleyebilmeli ve kendini ifade edebilmelidir. Zamanın ruhuna, kitlelerin bilinç düzeyine göre söylem oluşturma becerisini göstermelidir.  Çünkü her zamanın ifade biçiminin, iletişim metodunun, kullanılan kelimelerin aynı olması düşünülemez.

Bu yüzden siyasetçiler kullandığı dili kendi aidiyet sınırlarının dışına taşırmak zorundadır. Buradaki kaygıyı niceliksel olarak algılamak doğru olmayacaktır. Çünkü asıl amaç savunulan iddianın ve hedeflenen ideallerinin toplumsal tabana yayarak aktarılmasıdır. İnsanların duymak istediğini söylemekten bahsetmiyoruz, insanlara söylemek istediklerimizi onların da sindirebileceği dil ve üslupla iletmekten bahsediyoruz.

Bu temel unsurları dikkate değer bularak siyaset yapmak önemlidir. Bu açıdan baktığımızda toplumsal hareketliliğinin farkında olan ve bu değişimi göğüsleyen siyaset yapma biçimleri siyasi arenadaki varlığını pekiştirerek artıracaktır.