YEREL ve küresel anlamda gündemi belirleyenler güç ekseninde üretenlerdir. Tarih boyunca da böyle olmuştur. Felsefecilerde buna katılmaktadır “ilişkiler üretim biçimine göre şekillenir.” Güç hem ekonomik hem de inanç/felsefe boyutunda değerlendirilmektedir. Bu nedenle güçten maksat yalnızca ekonomik ve askeri güç değildir. Toplumları derinden etkileyeme yönelik inanç/fikir/düşünceler de gündem odaklı olmaktadır.
Güçlü inanç sahipleri; birey, tek ve kimsesiz olabilir ama onlar yine de sözün ve halin merkezinde olmayı sürdürebilirler. Tarih başta peygamberler olmak üzere bu roldeki insanlardan haber vermektedir; Hz. İbrahim ve son nebi (sav), Ömer Muhtar, Şeyh Şamil; Gandi vd.
Ancak İslam doğası gereği gündem belirlemek ve gündemi tayin etmek için gönderilmiş bir dindir. Ve Müslümanların varlık sebebi de budur. Müslüman bir kimseye edilgen/pasif olmak yakışmaz. Müslüman kadın ve erkek reaktifte olamaz. Yani kendisine dokulunca tepki verenlerden olamaz. Çünkü genelde insan dışındaki varlıklar bu türdendir. Son nebinin (sav) takipçileri proaktif yani olayların arkasından giden değil, onun bir adım önünde olan; gündemi belirleyen, konuşan, konuşturan ve sonucunu tayin eden kimse olmak durumundadır.
1500 yıl öncesi yetim/kimsesiz/yoksul biri (sav) Mekke’nin gündeminde değil miydi O Medine’de Yahudiler tarafından konuşulup üzerine planlar yapılmıyor muydu Ve Roma’nın gündeminde değil miydi Tarihin, felsefecilerin, sosyologların, siyaset bilimcilerin, teologların, ahlakçıların ve dindışı insanların gündemi/hep konuşulanı; son nebi (sav).
Aslında şimdi de öyle egemenlerin ve müşriklerin gündeminde tüm canlılığıyla Kur’an ve Hz. Peygamber var.
Müslüman genç erkekler ve kızlar; Müslüman babalar ve anneler yine yerel ve küresel boyutta gündemde olmalı değil mi Nerede tarihin akışını değiştiren o Peygamberin (sav) takipçileri!
Birileri şunu söyleyebilir; evet Müslümanlar dünyanın gündeminde ama mülteci olarak, yoksul olarak, sürünenler olarak; gündemi tayin ederek değil gündemin malzemesi ve mezesi olarak!
Yeniden gündemi belirlemek adına Kur’an ve sünnetin kuşanılması önemlidir. Ciddi anlamda Allah (cc) eksenli; tarih, felsefe, sosyoloji, siyaset bilimi okumaları sürdürülmelidir. Yeraltı ve yerüstü zenginliklerin yönetilmesi konusunda ciddi roller alınmalıdır. Müslümanları demografik yapısı ve acilen göç olayı gözden geçirilerek sorumluluklar üstlenilmelidir.
Müslümanlar yeryüzüne hayatlarını mutfak, yatak odası ve tuvalet üçgeninde geçirmek üzere gelmediler.