Görkemli yorgunluk

Abone Ol

Dünya bir

pencere, sırası gelen bakıp geçer.

(Ulalı Halil Dede)

Çağdaş dünyadaki her şey sanki ölüm yokmuş gibi işliyor.

Hatta ölümü ağıza almak bile neredeyse suç mesabesinde. Hele bir mecliste

ölümden bahsedin; hemen oracıkta buhranlı, karanlık bir iç dünyaya hatta

içinizin göçtüğüne dair yargı ile mahkûm edilirsiniz. Çağdaş insan için

dünyanın faniliğine dair tek bilgi, Neşet Ertaş ın Ah yalan dünya türküsünden

ibarettir. Hafızasız, hatırasız çağdaş insan için bu dünyanın yalanlığına dair

hafızasızlık yabana atılacak cinsten değil. Bu bakımdan da Tarih, gerçek fakat

acımasız, karabasanlarla doludur. Çok uzağa bakmaya gerek yok; ister yakın

tarih, ister kişisel tarihlere bakıldığında her şey tüm çıplaklığı ile ortaya

çıkacak. İnsanın hiçbir şeyin üzerinde derinlemesine durmadan hızla, çılgınca

geçmesinin nedeni bu gerçeklikle yüzleşme korkusudur.

Hazzın esiri olan modern zaman insanı için elbette

derinlik, incelik, nezaket, zarafet çok da itibar edilecek haller değil.

Bugünün yaşamları en çok, en fazla duygusu ile her yolun nihai hedef için mubah

olduğu bilgisi ile toplum tarafından yetiştiriliyor. Öyle olmasa hiçbir suça

ama diye başlayan gerekçe aranmazdı. Bu da şunu gösteriyor, herkes suç ortağı

olunca suçluluk duygusu tüm topluma yayılıyor. Neredeyse cezalandırılmamış kimse kalmıyor. Herkes bir şekilde yaşanılan

süreçten nasibini alıyor. Dün cezalandıranlar bugün cezalandırılıyor. Muhakkak

ki bugünün cezalandırıcıları da bir gün cezalandırılacaktır. Beton yığını

içinde yaşayan, bir yanıyla prize bağlı modern insan için ölüm; ilkel

toplulukların başına gelen beceriksizliktir. Modern insan ölmez, ihmal öldürür

gibi saplantılı düşüncelerle kalbi katılaşmış, merhamet ve adalet anlayışı

kaybolmuş insanlar için inanç sadece folklordur.  Onlar toprağı görmedikleri için doğallığı da

satın alınabilecek bir ürün olarak algılarlar. Bu bakımdan da yükselttikleri

betonların temeline vicdanlarını, hak ve adalet anlayışını gömerek, insanlık

enkazı üzerinden kendilerine bir yol bulurlar. Ancak mutlak olan bir şey var o

da ölüm. Ve hesap günü Hâkimler adil olmayabilir, toplum adil olmayabilir,

yöneticiler de adil olmayabilir. Ancak ismi Adil olan ve adaleti mutlak olan

bir yaratıcı var. Modern insan için zor bir yer burası, öte dünya

Buraya kadar şunu gördük ki bugünün toplumu nisyan ile

maluldür.  Ve adeta hiçbir şeyle doymayan

kocaman obur bir kursağa sahiptir. Bu bakımdan her şey topluca cereyan ediyor,

yargılar kararlar, eylemler ve nihayetinde bu total sürecin sonucu da topluca

boğazlanmak oluyor. Böylesi bir manzara karşısında İnsan gerçekten hayret

ediyor! Bugün erk sahiplerini kutsayanların yaşadığı tam olarak; suçluluk

duygusunun, nefrete ve körleşmeye dönüşüdür. Hepsi aslında çağ tutulmasına

uğramış insanın fıtratına yapılan müdahaledir. Fıtratı bozulmuş insan, doğanın

da fıtratını bozarak görkemli bir yorgunluğa duçar oluyor.  Ölüm bu uykunun uyandırıcısıdır. Bu bakımdan

modern insan sadece büyük afetlerde bu uyanma perdesini aralıyor. Ölmek güzel

şey Selviler arasında yürüyen insan için ibretten ve fanilikten gayri kazanç

yoktur. Çünkü bitmemiş hırsların, kibirlerin yatak odasıdır mezarlar. İçinde

debelendiğimiz şu dünyadan kafamızı kaldırdığımızda söyleyebileceğimiz cümle,

artistliğe gerek yok, gelen gidiyor. Konan göçüyor. Hoşça bakın zatınıza

Taş Gemi

İyi İnsanlar İçin

1- Her büyük yürüyüş ilk adımla başlar.

2- Her büyük yürüyüş adımların birbiri ile olan uyumu ile

ritmini bulur.

3- Her büyük yürüyüş sarsılmaz bir inançla kendini bulur.

4- Her büyük yürüyüş basit ve küçük görülen işlerin

düzenli ve disiplinli yapılması ile hedefine yönelir.

5- Her büyük yürüyüş binlerce isimsiz kahramanın aziz

hatırasında bayraklaşır.

6- Her büyük yürüyüş sevgi ve saygı ile nitelik kazanır.

7- Her büyük yürüyüş adanmışları ile zafere ulaşır.

Dağarcık

İçinde yaşadıkları toplumla bir kez ayrı düşmüşler.

Hayatımızı insanlarımızı beğenmiyorlar. İstedikleri gibi değiştirmeye güçleri

yetmiyor. Böylece bir boğuşmayı göze alamıyorlar. Üstelik yenilgi de çöktü.

Geçmişe saklanıyorlar. Sembole saklanıyorlar.

(Esir Şehrin Mahpusu, Tahir, K.)