Bu ülkenin Demirel gibi, Özal gibi sağdan gelip sağa
vuran siyasilerin en yakınındaki gazetecilerin bir numaralısı Yavuz Donat, 20
yıl öncesinden bir Demirel le yolculuk anısını anlatmış yine. (Sabah Gazetesi/ Yavuz
Donat/09.02.2015/ 20 yıl önce...20 yıl sonra)
Hafızamızı zorladığımızda bizim ancak Demirel in turistik
gezilerinden biridir diyebileceğimiz o seyahatlerden Güney Amerika ya olanını,
Yavuz Donat dan okuduktan sonra size anlatmasam olmazdı.
Gezinin, turistik gezi olmasından Yavuz Donat da çok
rahatsız olmalı ki, gitmiş sormuş Demirel e. Şili de, bir otel odasında,
Demirel daha kahvaltı ederken, sabah sabah...
Normal şartlar altında sorumlu bir politikacı, kendisini
hesap vermekle yükümlü sayan bir politikacı, turistik gezi diyorlar
şikayetlenmesine, şöyle cümlelerle cevap vermeye çalışmaz mı
Biz bu gezi dolayısıyla şu kadar devletle, şu kadar
resmi toplantı yaptık. Şu kadar karşılıklı iş anlaşmaları imzaladık. Kültür
alışverişi için iyi niyet heyetlerimiz olacaktır.
Fakat, hayır!
Güney Amerika ya da gitmeliyiz diyor. Hem de acilen
gitmeliyiz. Oraları çok ihmal ettik diyor.
Politikacının adı Demirel dir. O hesap vermez. Ya
şapgasını alır gider, ya da burada olduğu gibi Devleti borçlu çıkarır.
Siz misiniz Güney Amerika gezimizi diline dolayan
Binaenaleyh bir de Güney Afrika ya gideyim de görün. Nerede ne kadar güney
varsa gitmezsem namerdim.
Bu noktada şöyle bir Demirelci müdafaa yapılabilir mi
Derseniz, günümüzde Demirelci sıfatlı kalemşor kalmadığından, başka uçaklı
gezilerin yolcusu olduklarından, bu görevi de biz yapmaya çalışalım, içimize
pek sinmese de...
Sayın Demirel o sert Şili gününün kahvaltı masasında
yerli ve naturel ürünlerle her şey dahil in imkanlarını tüketmeye çalışırken,
karşısında dokunaklı bir sesle, Efendim, gezimiz yoksa bu turistik gezi midir
diye soran kadrolu gazetecisi Yavuz Donat a, Evet, öyledir deyip moralini
daha da bozmamak için böyle konuşmuştur. Dolayısıyla Yavuz Donat, bu ve benzeri
konuşmaların akabinde hep Geleceği çok güzel planlayan adam tespitli cümleler
yazmıştır gazetelere...
Bu Demirel taraftarı yorumu kabul etmeyenler, gezi
heyetinin Şili den sonra Brezilya ya da uğradığını bilsinler. Oralarda neler
olduğunu aktarmayı sürdürüyoruz.
Ziyaretin son durağı Brezilya idi diyor Yavuz Donat.
Demek ki çiğnemedikleri başka ülke kalmamış. Otelden çıktık, Büyükelçiliğe
gittik, oradan da havaalanına... Nerede Brezilya nın uğurlayıcıları Yoksa
zaten karşılamamışlar mı idiler Elçilik görevlileri geldi, bizimle ilgilendiler,
de yok. Herkesin işleri başlarından aşkın, yahut onlar da bihaber Demirel
gezisinden. Sora sora bulmuşlardır Büyükelçiliğimizin sokağını...
Havaalanındaki olay Brezilya makamlarınca Büyükelçiliğe
haber verilince, Gezi heyetindekiler öyle öğrenmişler: Uçağa bagaj kamyonu
çarpmış. O kadar ülkeden, o kadar dolu valiz... Buna hangi kamyonun freni
dayanır. Türkiye nin olayı Demirel in uçağına kamyon çarptı diye duyduğu o
akşam saatinde geziciler, Brezilya sokaklarında alışverişlerini tamamladıktan sonra
otel bulma derdine düşeceklerdir.
Olay Brezilya da olur da Brezilyalılar duymaz mı
Cumhurbaşkanları da duymuş. Nazik adammış, telefon açmış Demirel e: Sizi ve
eşinizi benim özel uçağımla göndereyim. Hani, kim olduğunu bir daha anlatmak,
hatırlatmak istediğinde Demirel, telefonu bir kaldırsam, karşıma 20 devlet
başkanı çıkar, diyordu ya... İşte onlardan biri de Brezilya Cumhurbaşkanı imiş
ki, Demirel çalan telefonu kaldırdığında karşısına çıkmış.
Hayır diyor Demirel. Yavuz Donat duymuş. Tam o sırada,
yani Demirel telefonu kaldırdığında, orada olduğuna biz de inanıyoruz.
Yavuz Donat bu kısmı böyle yazmıştır. Binaenaleyh kim
gidip de Brezilya Cumhurbaşkanı na soracak Telefonla iletişim ucuz olduğu için
mi tercih ettiniz Emrinizdekilerin hepsinin çok mu işi vardı Gibi sorular
elbette gelmez aklımıza.
Demirel çalan telefonu kaldırdığında karşısında bizzat
Brezilya Cumhurbaşkanı varmış gibi konuşmuştur; bir isteklerinin olup
olmadığını öğrenmek isteyen oda servisçisi adamla, da demeyiz...
Çünkü bu tavır, Üstatça Boyu posu altıkulaç devrilesice
mertebesine atanmış bir genel müdür tavrıdır ki, Demirel e yakıştırılamaz.
Hayır deme sebebini Demirel in, yine Yavuz Donat dan
öğreniyoruz. Binaenaleyh benimle birlikte yola çıkanı, yarı yolda bırakmam.
Arkama dönüp bakmam, ne zaman devreye girer diye sormak
ise kimin haddine.
Cumhurbaşkanlığı makamı Demirel i de değiştirmiştir.
Şapgasını alıp giderken, kimi götürmüştü yanında Bıraktıkları, arkadaşları
değil mi idi Sonra, Zincirbozan uçağını özel saymışsa, neden sormadı
aşağıdakilerin ne halde olduklarını Otobüs tutup gelsinler yanıma, diyemez mi
idi
Yarı yol, tam yol, doğru yol... Her zaman kahraman. Sanki
diğerleri gelmesini bilmiyorlar Brezilya dan. Bir daha Türkiye ye
dönemeyecekler... Demirel kuzusu işadamı bunlar.
Türkiye bir uçak daha gönderme kararı alır. Bir uçakla
giden Demirel ve gezi heyeti iki uçakla döneceklerdir. Orda kalsınlar, oralı
olsunlar ihtimali akıllara gelmemeli. Zira Brezilya dost bildiğimiz
ülkelerdendir.
Derler ki, uçağa kamyon çarptı haberi bir planlamanın
neticesiydi. Nasıl yani O kadar Güney Amerika ülkesi, o kadar gezicinin
alışverişlerde doldurduğu valizler... Uçağın istihab haddini aşar, okyanusu
geçemeyiz, ne demek
Biz buraya Demirel le geldik, gelmek için para verdik. Biz
de mazeret bildirse idik, Demirel tek başına çıkacaktı yola. Bir uçağımız daha
olsa...
Para vermek, sonra da mazeret bildirmenin ne manaya
geldiğini yazısının girişinde yazmıştı Yavuz Donat. Gerekli parayı yatıran pek
çok iş adamı, Tansu Çiller den çekinip, mazeret bildirmişlerdi. Hey! Sen
neymişsin be Tansu hanım abla! Cesurlara bir değil, iki uçak feda olsun!
Meşruiyet içinde çareler tükenmez i yıllar önce
terketmişti Demirel. Meşruiyetin içinde şeriat vardı ve çareler de meşru olmak
zorundaydılar. Halbuki Demirel, devleti ara sıra rutin dışına çıkarmış, durup
dururken işlenmeyen cinayetler icad ettirmişti. Binaenaleyh ikinci uçak meşru
değil diyen mi var Acelemiz var, Şubat ayına yetişecek işlerimiz var.
İkinci uçak beklenirken Demirel odasında oturup durmakta,
diğer geziciler yeni valizler hazırlamakta; nasıl olsa uçağın birisinin
koltukları da boş olacak.
Yavuz Donat mı O Demirel i bırakıp gidememiş. Odasına
vardım, fincan elinde hesabı. Efendim, sizi hükümet tarafından aradılar mı
Geçmiş olsun dediler mi Niye arasınlar Kamyon ona mı çarptı ki geçmiş olsun
desinler. Git işine der gibi bir cevapla geçiştirmiş. Arayan da sağ olsun,
aramayan da... Ne olur, ne olmaz... Ters bir şey söylerim, kulaklarına
gidebilir. Demirel orda, o haldeyken bile bizden dualarını esirgemedi,
dedirtmek varken...
Uçak gelir, dönüş yolculuğu başlar. Kendi kendilerine
gittikleri ülkelerden, kendi kendilerine dönmektedirler.
Demirel bir ara yerinden kalkar, koltukları dolaşmaya
başlar. Bırakmaya kıyamadıkları, geziye başladıkları mıdır, ne kadar
değişmişlerdir; merak etmez mi
Fakat çok sürmez, iyi alışverişler ettiniz mi muhabbeti.
Uçak türbülansa girer. Feryat figan ağlamalar, haykırmalar, dualar,
yuvarlanmalar...
Demirel i görmüş o arada. Kendini Demirel den sorumlu
gazeteci hissetmek böyle bir şey midir Uçağın koridorunda... Basını ellerinin
arasına almış, upuzun yatıyor. Sadece yatmak mı Hayır! Nazmiye nasıl,
Nazmiye ye bakın dediğini de duymuş, o can pazarında kendine sahip olmaya
çalışırken...
Hepimiz perişan haldeydik diye yazıyor Yavuz Donat,
tehlike geçtikten sonra gördüğü manzarayı. Doktordan aldığı müsekkini yutup
sakinleşmeyi beklerken, Demirel çağırır yanına... Acilen dinlemesini istediği
izahatları vardır. Hem Cumhurbaşkanı, hem kafile başkanı... Binaenaleyh yerde
yatmasının bir sebebi olmalı.
Ben başımı korumak için ellerimin arasına aldım. Belimi
korumak için de yere uzandım.
Yasalara uygun bir gerekçe: Yavuz Donat iğne arıyor mu
sandı. Yahut çuvaldız batırılacak en uygun an...
Gezi heyetindeki diğer insanların ve Demirel in koruma
memurlarının başları ve belleri yok mu Onların başları ve belleri önemli değil
mi Gidin Nazmiye ye bakın! Nasıl gidecekler Uçarak mı
Nazmiye Hanım ın Yavuz Donat a dedikleri final cümlemiz
olsun.
Düştük Demirel in peşine. Görüyorsun başımıza
gelenleri.
Dün Erdoğan Latin Amerika ya uçarken, ben bunları
hatırladım diyen Yavuz Donat ın yazısını biz niye tekrar anlattık.
Bugünün en önemli sorusudur bu.
Gazetelerinde, Cumhurbaşkanı ile boy boy çekilmiş
fotoğraflardaki yakışıklı gazeteci görüntülerinden de böyle yazılar bekliyoruz,
ama 20 yıl bekleyemeyiz, mesajını mı iletmek istiyoruz ilgili mercilere
Hayır!
Demirel in bu ülkeyi 28 Şubat a, hangi yuvarlanmışlık
psikolojisi içinde getirdiğini öğrenmek isteyenlere bir ipucu olsun diye mi
yazdık öyleyse
Hayır!
Çünkü cevabı yukarıda Nazmiye Hanım ın ağzından
vermiştik. Bir daha bakın, oraya.
Uyarıyoruz!
Kimi mi
Demirel in peşine düşenlerin peşlerine düşenleri...
Bir Dosta: İsmail Demirkan a (18 Ocak) Haftada bir in
hakkını vermeye çalışıyorum. Bazan daha Kısa anlatamıyorum. 50 bin İsmail
Demirkan isterim. Bilmemki çok mu isterim
TIPKI TIPKISINA
Balkan harbinde Edirne yi istirdat etmek (Geri alma,
kurtarma) için son ve kat i hücum yapılacaktı. Ordu kumandanı cüzütam (Birlik)
kumandanlarını etrafına topladı. Hepsine vaziyet hakkında uzun uzun talimat
verdi. Müstakil süvari alayı kumandanı çok kahraman, çok babacan adamdı ama,
alaydan yetişme idi. Kumandanın talimatından hiçbirşey anlamamıştı. Dönüp
sormaya da lüzum görmedi. Çünkü alayının en başında hücum etmeye alışıktı.
Şimdiye kadar nasıl olup da şehit düşmediğine bütün silah arkadaşları
şaşırıyordu.
Ertesi sabah taarruz zamanı yaklaşınca müstakil süvari
alayı kumandanı maiyetini hazırladı. Hücum emri verilir verilmez kumandayı
bastı:
- Ata bin, kılıç çek! Geçmişteki gibi marş marş!
YARASA CI MESUT A
UZUN MAK BU...
Yayın öncesi Cevzet Soysal ın kızlarının çarşaflı
olduğunu görünce onlarla aynı ekranı paylaşmak istemediğini söyledi.
(www.sabah.com.tr/yükselir/2015/02/04/sabri-uzunun-kariyer-planlamasi)
Bir tv kanalının programcısının bir gün önce ekranda
yaşadığı sıkıntıları uzun uzun anlattığı yazısından bir cümle aldık. Ne
günlere kaldık Bir görün istedik.
Çarşaflı kızlarla aynı ekranda görünmek istemeyen, aynı
ekranı paylaşmak istemeyen kim
AKP iktidarının Emniyet İstihbarat Daire Başkanı yaptığı
ve emekliliğinde, yazdığı kitabını ve dolayısıyla kendisini ortam a sunma
gayretinde uzun akıllı bir zat-ı muhterem..
Çarşaflı kadınlarla sadece aynı ekranı mı paylaşmak
istemiyor Aynı sokağı, aynı mahalleyi, aynı şehri, aynı ülkeyi paylaşmak
istememesinin bir açıklaması, bir izahı mıdır yoksa o tavır
Söz konusu şahıs görevde. Ve ondan görevi dolayısıyla
yardım isteyen, şikayetlerinin giderilmesini isteyen çarşaflı kadınlar da
müracaat ediyorlar makamına. Ne düşünürsünüz siz şimdi
Ara sıra çarşaf açılımları deneyen, çarşaflı kadınların
da bu ülkede kendileriyle aynı haklara sahip insanlar olduklarını kabul etme ve
hazmetme demeçleri yayımlamaya çalışan CHP, aday yapabilir diyor programcı
yazar Sevilay Yükselir. Sakın şaşırmayın, da diyor.
O kadar uzun boylu değil, diyoruz biz şimdilik.
Kemal bey anladı
Kılıçdaroğlu Halkın direnme hakkı ortaya çıkar demişti
ya, etrafındakilerde bir telaş..
- Aman efendim, bu ülkede kanunlar var. Sizin içinde
geçerlidirler.
Yumuşaması başlamış Kemal bey in.
Barışçıl yöntemlerle.. (Bu barışcıl, balıkcıl kuşundan
ayrıdır.)
Şiddet içermeden..
Duran adam gibi..
Karanfil vermek dahi vardır polislere, direnme hakkı
kullanılırken..
Birkaç gün daha geçti mi Kemal bey in hayatından CHP
Genel Başkanı olarak.. Birkaç gün daha gazeteler böyle yazmış olsalar da, Kemal
bey I yazıp durmuş olmadılar mı
Kemal bey gidecek, tıpış tıpış gidecek diyenler
yanılıyorlar.
Çünkü Kemal bey etrafındakileri dinliyor, onların
dediklerini yapıyor, dolayısıyla onları tatmin ediyor.
Yüksek sesle, ciddi durarak ve gayet sertçe, direnme
hakkını dillendiriniz, diyenler de partisinin öteki kısmı olduğuna göre..
Dediklerini tutan bir Genel Başkanları var. Daha ne
istesinler Tatmin, tatmindir. İlla iktidarda olunursa diye şartı mı var. Böyle
dahili de olabilir.