Önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “diplomasının iptal edildiği” haberi verildi.

Hemen ardından da “gözaltına alındığı” açıklandı.

Açılamada İmamoğlu hakkında “suç örgütü lideri” deniliyor ve PKK-KCK gibi örgütlere yardım etmekle suçlanıyordu.

Böyle bir tablo karşısında “kimse dokunulmaz değildir” diyenler olduğu gibi “herkes yargılanabilir” diyenler de çıktı!

Elbette “kimse” dokunulmaz değildir ve “herkes” yargılanabilir!

Ancak bu tanımlamalar gerçekten “her siyasi görüşten kişi” için geçerli olduğu zaman doğrudur.

Bazı siyasi görüşler “korunup kollanacak” olursa bu ifadelerin bir değeri kalır mı?

Biz yaşanan son gelişmelerin hukuki ve siyasi boyutlarından çok ekonomik boyutuyla ilgileniyoruz.

Söz konusu haberler duyulduğu andan itibaren döviz piyasaları altüst oldu denilebilir!

Borsada sert düşüşler yaşandı.

Oysa birkaç gün önce dar ve sabit gelirli vatandaşların refah kaybı ile ilgili önemli bir açıklama yapılmıştı.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, bu yıl disiplinli bir para politikası uygulanacağını ama önümüzdeki yıl dar ve sabit gelirli vatandaşların refah kaybını telafi edecek adımların atılmaya başlanacağını duyurmuştu.

Şimdi yaşanan gelişmeler ile ekonomik dengeler de zor bir döneme girmiş bulunuyor.

Doların 40 lirayı aştığı, Euro’nun 45 lirayı gördüğü bir durumda ekonomide dengeyi yeniden kurmak kolay olmasa gerek.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, durumun vahametini gözler önüne seren bir açıklama yaptı.

Ve “piyasaların sağlıklı işleyişi için gereken her şey yapılıyor” dedi.

Gündeme düşen haberler herkesin işini zorlaştırdı ama en çok Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i zor günlerle karşı karşıya bıraktığı söylenebilir.

Başarı ile sürdürüldüğü söylenen enflasyonla mücadele programı, yaşanan gelişmelerden hayli etkilenmiş olsa gerek.

Böyle olunca da refah kaybının telafi edilmesi için atılacak adımlar bir başka bahara ertelenmek zorunda kalınabilir.

Ekonomi açısından zor günler bir kez daha kapının eşiğinde.

Olayın hukuki ve siyasi boyutlarıysa boyumuzu çok aşıyor!

Yaşananları anlatmaya, “zor günler” tanımı bile kâfi gelmiyor.

Galiba zor günlerden öte bir şeyler deme dönemine giriyoruz.