Bismillahirrahmanirrahim;
Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.
Gerçek nedir ki insanlar, ona karşı dilsiz, sağır ve kör olurlar. Gerçek, sünnetullahtır. Sünnetullah; kâinat açısından bir işleyiş düzenidir ki bu düzende asla bir değişiklik olmaz. İnsan için sünnetullah; bir imtihan düzenidir ki, Allah’ın bildirdiği hak ve adalet esaslarına göre adil bir düzen kurup ömür sürenler, dünyada da ahirette de saadet bulurlar. Allah’ın bildirdiği hak ve adalet esaslarından yüz çevirip, uydurdukları batıl kıstaslara göre bir kölelik düzeni kurup zulüm yoluna sapanlar ise, dünyada da ahirette de ilahi lanete ve azaba muhatap olurlar. Bu da değişmez bir gerçektir. İnsan; Allah’ın rızasını gözeten bir kul olmadıktan sonra, cihana sultan olsa boşunadır. Kim ne yaparsa kendine yapar. Bütün insanlık bir araya gelseler, Allah’ın insanlar için tanzim ettiği bu imtihan düzenini değiştirmeye güç yetiremezler. İslam, din ve düzen olarak Allah’ın rızasıdır. İman; bir insanın İslam’a din ve düzen olarak teslim olmuşluk durumudur. İman etmiş bir kimse, kula kulluk yapmaz, çıkar ve menfaati için hakkı batıla karıştırmaz. Hıristiyan ve Yahudilerin milletine tabi olmak için çalışmaz, faizci kapitalist nizamı yürüterek milletine zulmetmez. İslam’a ve Müslümanlara düşmanlığı tescilli inkârcı İsrail’i, şirki temsil eden ABD’yi stratejik müttefik edinmez. Yalan söylemez ve yalana kulak vermez.
İŞBİRLİKÇİ MUHAFAZAKÂRLAR
Bazı insanlar vardır, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” demelerine rağmen, gerçekte bu ifadelerinde samimi değillerdir. Bu insanlar, güya Allah’ı ve samimi müminleri aldattıklarını zannederler, hâlbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar da bunu akıllılık olarak görürler. Daima şerre hizmet etmeleri sebebiyle kalplerinde, sürekli büyüyen manevi bir hastalık vardır. Söyledikleri yalanlar sebebiyle de onların çelişkilerle dolu hayatları bir nevi azap gibidir. Onlara, yeryüzünde fesat çıkarmayın, adaleti çiğnemeyin, faizci düzeni yürütmeyin denildiği zaman: “Biz yaptıklarımızı ancak ıslah niyetiyle yapıyoruz” derler. Derler de gerçekte bozguncu olduklarını görmezlikten gelirler. Onlara, samimi Milli Görüşçüler gibi siz de hakkı üstün tutun, nefis terbiyesini esas alın, maneviyatçı olun denildiğinde, “Biz hiç, dünya gerçeklerini okuyamayan, Siyonizm’in gücünü görmekten aciz sefihler, akılsızlar gibi İslam Birliği, Adil Düzen gibi olmayacak hayallerin peşinde koşar mıyız?” derler. Bunu böyle derler de gerçekten kendilerinin sefih ve akılsız olduklarını bir türlü idrak etmezler. Bu işbirlikçi muhafazakâr demokratlar, Milli Görüşçüler ile karşılaştıklarında, “Biz de sizin gibi Milli Görüşçüyüz, adil düzen istiyoruz, ancak bu işler birden olmuyor, faize biz de karşıyız, birden kalkmıyor” deyip dururlar. Kendilerini Milli Görüş’ten koparıp gayelerine hizmet ettiren sapkın Siyonist önderler ile yaptıkları yuvarlak masa toplantılarında ise onlara; “Biz sizinle beraberiz, emirlerinizden asla dışarı çıkmayız, biz Milli Görüşçülerle sadece dalgamızı geçiyoruz” derler. Görmezler ki Milli Görüşçülere Allah yardım eder ve Rabbimiz Allah, onların bütün ikiyüzlülüklerini ortaya çıkarmak için azgınlıklarında onlara fırsat verir, bu yüzden onlar bir müddet Samiri gibi ortalıkta dolaşıp dururlar. Karun gibi onlar, Kur’an nizamına karşılık faizci kapitalist nizamını satın almışlardır. Onlara; “Allah’ın indirdiği Kur’an nizamına uyun” denildiğinde, “Hayır biz, stratejik müttefiklerimizin ‘küresel zulüm düzenine’ uyarız” derler. İşte bu yüzden bu işbirlikçi muhafazakâr demokratlar Milli Görüş’e karşı sağırdırlar, dilsizdirler ve kördürler. Milli Görüş’e duydukları kin ve nefretlerinden çatlarlar da Saadet’e sövmekten, asla vazgeçmezler. Bilmeliyiz ki bunlar, Milli Görüşçülere sıkıntı verirler, ancak Allah’ın inayetiyle asla zarar veremezler.
TÜRKİYE’NİN DURUMU
Türkiye, 24 Haziran 2018 tarihinde baskın seçime gidiyor. Ekonomi uygulanan yanlış politikalar yüzünden duvara toslamış, büyük bir kriz kapıdadır. İşsizlik, Ocak 2018’de %10,8 olmuştur. İşsizlerin sayısı 3.578.000’dir. Enflasyon; (TÜFE). 2018 Nisan’ında aylık enflasyon %1.87, yıllık enflasyon ise %10.85 olarak gerçekleşmiştir. Büyüme, TÜİK tarafından 2017 yılı GSYH’nin büyüme hızı %7,4 olarak açıklanmıştır. Ancak bu büyüme borca ve tüketime dayalı bir büyümedir. Faiz; 2017 yılında bütçeden faize 56,7 milyar lira ödenmiş iken 2018 yılı bütçesine 71,7 milyar lira faiz gideri konmuştur. 2018 yılının Ocak- Mart aylarını kapsayan üç aylık dönemde bütçeden 22,9 milyar lira faize ödeme yapılmıştır. Borçlar; ülkemizin 2002 yılında dolar bazında toplam borç 232,2 milyar dolar iken bu rakam 2017 yılı itibarı ile 616,7 milyar dolar olmuştur. Ülkemizin hem dış borcu hem de iç borcu AK Parti iktidarı döneminde yıllar itibari ile artmıştır. IMF’ye olan 23,5 milyar dolar borcun ödendiği doğrudur. Ancak son 15 yılda Türkiye’nin toplam borcunun %165,6 arttığı milletten gizlenmektedir. Dış ticaret; TÜİK verilerine göre 2018 yılının ilk üç ayında 2017 yılının aynı aylarına göre ihracat %8,9, ithalat ise %22,7 artmıştır. 2017 yılında cari açık 47,1 milyar dolar olmuştur. 2018 yılının ilk üç ayında ise dış ticaret açığı ise 20,7 milyar dolar olmuştur. Bu böyle gitmez. Gitmeyeceği anlaşıldığı için seçime gidilmiştir. 24 Haziran seçimlerinde Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak seçilirse, ülkeyi bu hale getiren yanlış politikalar devem edecek, bugün Saadet Partisi’ne olmadık hakaretleri yapanlar başta olmak üzere bütün bir milleti çileden çıkartacak, feryat ettirecek acı reçeteler yürürlüğe konulacaktır.
TEK ÇARE
Bunun için milletimizin, 24 Haziran seçimlerinde Saadet Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdiği Temel Karamollaoğlu’nu seçmekten başka çaresi de yoktur. Çünkü Saadet Partisi’nin hedefi bütün insanlığın saadet bulmasıdır. Hidayeti kararmışlar bunu anlayamaz. Selam hidayete tabi olanlara…