Birey ve toplumları ayakta tutan sadece ekonomik güç ve imkanlar değildir toplumları güçlü kılan aynı zamanda fertlere yön veren ahlaki ve kültürel değerlerdir. Bu değerler çözüldüğünde zina, faiz, adam kayırma, israf, şiddet ve haksızlıklar baş gösterir ve hayat ezilenlerle ezenler arasında devam eden bir mücadeleye dönüşür. Ahlaki yozlaşmanın baş gösterdiği toplumlar bilim ve teknolojide kayda değer bir yol kat etseler dahi çökmeye mahkumdurlar.  Zira fertleri de toplumu da ayakta tutan para değil adalettir.

Küresel köyün herhangi bir noktasında ortaya çıkan ahlaki çözülmeler bütün dünyayı etkiliyor ve hayatımızda onarılması güç yaraların açılmasına neden oluyor. Artık hiçbir şey uzağımızda değil,  kutuplara bir kıvılcım düşse alevi yüreklerimize kadar ulaşıyor ve bizi derinden etkiliyor.

Çok değil birkaç hafta önce gazetelerin birinci sayfasında yer alan  kırk yaşında bir adamın on bir yaşındaki çocukla yaptığı izdivacı okuduğumda, ellerimi dizime vurdum ve nereye gidiyoruz diye sordum… Sahi nereye gidiyoruz?  Bizler az ötemizde ya da mahallemizde tehlike saçan bu pedofili hastalarına karşı çocuklarımızı nasıl koruyacağız? Sayıları her gün artan çocuk tacizcileri nereden türediler? Allah’ın Resulü çocuklarla nasıl iletişim kurmuştur? Onlara şefkatle yaklaşırken neleri telkin etmiştir? Bizlere çocuklarımızla ilişkilerimiz konusunda neler tavsiye etmiştir?

Kırk yaşında bir adamın oyun çağındaki bir çocukla izdivaç yapması ve bu görüntülerin ekranlara yansıması pedofili hastalarını cesaretlendirmeyecek mi?

İslam alimlerinin çocukların maruz kaldığı şiddet ve taciz olaylarını, onların çocuk yaşta gelinlik giydirilip evliliğe zorlanmalarını gündeme taşımalarını ve bu konuda halkı doğru yönlendirmelerini beklerdim fakat nedense her konuda ahkam kesmeye kalkan bu kişiler konuşmaları gereken noktada sessizliğe çekiliyorlar. O yüzden evimizde, sokağımızda, mahallemizde çocuklarımızın peşinden koşan ve onları kirli emellerine alet etmeye çalışan hasta ruhlu insanlar her geçen gün artıyor ve tehlike saçmaya devam ediyorlar. Büyüklerimizin de dediği gibi Allah’tan korkmayan insanın yapmayacağı kötülük kalmıyor….

Topluma yön gösteren alim, aydın ve düşünürler hak ve adalet noktasında telkin vermek ve fertleri yönlendirmek yerine sahip oldukları ilmi para karşılığı satılığa çıkarıyorlar. İlmin paraya dönüştürülmeye çalışılması ne yazık ki fertlerin karanlığa doğru sürüklenmelerine ve cehaletin artmasına neden oluyor. Bizler ise sadece olayları tespit edip öfkemizi yatıştırmakla yetiniyoruz… Çok yazık!