Köşemizi takip eden okurlarımız farkındadır, zaman zaman yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın gündeminde olduğunu bildiğimiz hususları dile getirmeye gayret ediyoruz.
Konunun ilmi anlamda bireysel ilgi alanımız olması bir yana yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın ülkemiz açısından büyük bir potansiyeli bünyesinde barındırması gerçeği bu ilgiyi göstermemizi zorunlu hale getirmektedir.
Elbette bu ilginin, bu duyarlılığın bir vatandaşımız için dahi gösterileceğinden kuşkumuz yoktur, ancak yurtdışında yaşayan 6.5 milyonu aşkın vatandaşımızın politik, iktisadi, sosyo-kültürel potansiyeli ilgi düzeyinin maksimum seviyeye çıkmasını gerekli kılmaktadır.
Bıçak sırtı sonuçla nihayete ermesi beklenen bir seçim sürecine girildiği şu günlerde yurtdışında yaşayan 3 milyonun üzerinde seçmenin seçimlerin kaderine doğrudan etkide bulunabilme potansiyeli politik bağlama güzel bir örnek teşkil etmektedir. Hatırlanacağı gibi en son 2018 seçimlerinde yurtdışından gelen oylar Meclis aritmetiğini değiştirmiş, kimi partiler sandalye kaybederken kimileri de ilave oylarla vekillik kazanmıştı. Kaldı ki, politik potansiyel yalnızca iç politika açısından değil aynı zamanda yumuşak güç bağlamında dış politikanın da kapsamına girmektedir. Türkiye’nin özellikle batı Avrupa’da yoğunlaşan Türk toplumu ile kuracağı sağlam/güçlü irtibat kamu diplomasisi açısından da büyük önem arz etmektedir.
Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye’de gerçekleştirdiği yatırımlar, gönderdikleri havaleler, özellikle yaz aylarında piyasada sıcak para akışını sağlayacak şekilde ekonomiye getirdikleri hareketlilik bir bütün halinde ekonomik potansiyeli ve mevcut kıymeti açıkça ortaya koymaktadır.
Bu sebepten dolayıdır ki; yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın problemlerini ve beklentilerini konunun muhatabı kurumların ve konuya ilgi duyanların (medya-akademi) yakından takip etmesinde yarar bulunmaktadır.
Geçtiğimiz hafta Almanya’da 12 konsoloslukta uygulamaya konan gezici (seyyar) konsolukluk hizmeti bu bağlamda ele alınması gereken bir niteliktedir.
Uygulama kapsamında Almanya’da Berlin dışında yer alan tüm konsolosluklar (Münih, Köln, Hamburg, Düsseldorf, Mainz, Münster, Frankfurt, Hannover, Stuttgart, Essen, Nürnberg ve Karlsruhe) Şubat ayı boyunca vatandaşlarımızın kimlik kartı başvurusu, pasaport başvurusu, e-Devlet şifresi ve adres beyanı müracaatları gibi çeşitli konsolosluk hizmetlerinden yararlanmaları amacıyla kendi bölgelerinde yer alan farklı şehirleri de kapsayacak şekilde gezici konsolosluklar oluşturdu. Örneğin Münih Başkonsolosluğu kendi bölgesi çerçevesinde 25 Şubat günü İngolstadt şehrinde, 26 Şubat günü ise Landshut’ta geçici konsolosluk hizmeti verdi.
Geçici konsolosluk uygulaması esasında 60 yıllık işgücü tarihinin önemli kısmında genel kabul gören konsolosluk/elçilik algısının değişimine fırsat sunması bakımından önem taşımaktadır.
Gündüz Vassaf’ın ifadesiyle “kendi vatandaşlarının oturduğu semtlerde oturmamayı maharet sayan“ bir anlayıştan bu noktaya doğru evrilmenin yaşanması not edilmesi gereken bir gelişme olarak görülmelidir.
Bununla birlikte geçici konsolosluk hizmetinin yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız tarafından büyük bir ilgiyle karşılanması durumu yine önemli bir hususun ele alınmasını gerektirmektedir.
Gezici konsolosluk hizmetine gösterilen ilgi, bu uygulamanın en azından belli bölgelerde ve yerleşim yerlerinde kalıcı hale getirilebilme ihtimalini akıllara getirmektedir.
Tespit edilen bazı bölgelerde atanacak sınırlı personel marifetiyle sınırlı ancak sıklıkla talep edilen hizmetlerin verilmesi mümkün olabilir mi?
Kanaatimizce oldukça ilgi gören geçici konsolosluk hizmetinin ihtiyaç görülen bölgelerde sınırlı bir şekilde daimi hale getirilmesi mümkün olmakla birlikte birçok açıdan yarar da sağlayabilecektir.
Bu yararların başında randevusuz hizmet aracılığıyla konsolosluk yoğunluklarının azaltılması gelirken vatandaşlarımızın vakit ve nakit israfından uzak tutulması da bunun bir diğer yararı olarak öne çıkmaktadır.