DÜNYA Kupası’nda finale doğru gidiyoruz. Son sekizden dördünün maçından biri normal, biri tabii ki bana göre bir sürpriz çıktı. Fransa ve Belçika karşı karşıya gelecekler final için... Açalım bakalım...

Fransa bugünün temellerini taa 98’den itibaren atmaya başlamıştı. Kendi topraklarında organize edilen Dünya Kupası’nı kazandığı dönemden söz ediyorum. Platini kumandasından sonra Zidane ve Dünya Kupası gelmişti 1998’de... Sonrasında kısa bir sallanma dönemi yaşandı ve hemen sağlam temellerin üzerine yeni bir nesil inşa edilmeye başlandı. Ve işte o nesil bugün yarı finale geldi. Uruguay bu maça kadar iyi işler yapmış, hatta kimilerinin de favorileri arasına girmişti. Böyle bir maç oynanırken İspanya liginde rüştünü ispat eden Varane’ın golü geldi. Olsun, bu gol o Uruguay’ı sallamazdı. Nitekim oyun dengeli devam etti. Tabi ki Cavani’nin kulübede kalmış olması Uruguay ataklarının tabelaya yansımasında eksiklik gösteriyordu. Yine de maç, acaba nasıl bitecek soru yüklü olarak devam ederken, bizim Muslera yapacağını yaptı... Atletico Madrid’in ası Griezman sert ve falsolu gelen şutunu Muslera tutmak yerine tuhaf biçimde karşılamak istedi ama top ellerinden ağlara kadar gitti. İşte bu gol maçı bitirdi. Bu arada MBappe’nin aşırı siniri acaba bundan sonraki maçlarda yarar mı, zarar mı getirir? Fransa da bunu düşünmek zorundadır.

Sonra mı? Neymar’ın yere yatma tiyatroları üzerine kurulu gibi gözüken Brezilya da bence teknik patronun kurbanı oldu. Da Costa gibi sonradan oyuna attığı elemanın rötarı sanırım Belçika’nın geç yorulmasına neden oldu. Eden Hazard denen, bana göre kupanın bir numarasıdır, oyun kurucu, forvet, taşıyıcı tip oyuncu Brezilya’nın korkusu olarak oyunda kalıp işi bitirdi diyebilirim. Coutinho’nun gayretleri savunmanın sık sık hücuma katılması bile iyi kapanan, yakın oyunda etkili fizik gösterisi ile rakibe aman vermeyen Belçika’yı dize getirmeye yetmedi. Brezilya her geçen yıl Avrupa futboluna benzemeye çalışma gayretlerinin bir kere daha sonuç vermediğini gördü sanırım. Çünkü bazı oyuncuları ülke dışında oynasalar bile kan dolaşımı değişmiyor ki... Belçika ise Avrupa yarı final karesinin bozulmasına izin vermeden, bazı otoritelerin kupa öncesi kendisini favoriler arasına sokuşuna ihanet etmedi.