Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Filistin toprakları Müslümanlar için mukaddestir ve Filistin’e, Mescid-i Aksa’ya sahip olmak, bir izzet meselesidir. Çünkü Mescid’i Aksa ilk kıbledir ve Peygamberimiz miraca buradan çıkmıştır. Bu topraklara hâkimiyet için İslam şart koşulmuştur. Yahudi ve Hıristiyanların bu topraklar üzerinde hak iddia etmeleri, kendileri için buraları vaat edilmiş topraklar olarak görmeleri geçerliliği olmayan boş iddialardır. Onlar, İslam’la savaştıkları için bu topraklara hâkim olmaları zulümdür ve işgalci sayılırlar. Müslümanlar; kendileri için demirbaş belde olan Filistin’i, Mescid’i Aksa’yı koruyup kollamak zorundadırlar. Müslümanlar olarak namazlarımızın miraç olmasını arzu ediyorsak, Yahudi ve Hıristiyanların ayakları altında alçalmak yerine, göklere ve yücelere doğru yükselmek istiyorsak, Mescid’i Aksa’yı ve Filistin topraklarını Siyonist işgalden kurtarmak zorundayız. Müslümanlar; yeryüzünün halifesi ve hâkimi olabilmek için, sadece Allah’ın kulu olduğu şuuruna sahip olması gerekir.Bu kulluk şuuruna sahip olmadan Müslümanlar, hiçbir izzete kavuşamaz. Bu gün Gazze’de yaşanan savaşta Müslümanların izzeti için savaşan HAMAS ve müttefikleri, kulluk şuuru ile hareket eden bir İslam Gücü olarak savaşıyorlar. Onlar, bu şuurla savaşırken, dünya Müslümanları ise, olup bitenleri ya seyrediyor veya kınamakla işi geciktirmeye çalışıyor.
FİLİSTİN
Filistin; doğunun ortası, orta doğunun kalbidir. Filistin’in bugünkü durumunu anlatmak için lügatlerdeki zulüm ve vahşetle ilgili bütün kelimeleri İsrail denen vampir için eksiksiz saymak, mazlumluk ve acınmayla ilgili tüm sözcükleri de Filistin için sıralamak gerekiyor. Başka türlü olayı idrak etmek, mümkün olmaz. Filistinli çocukların dünyaya seslenişlerinde, zulme sessiz kalan işbirlikçiler için kullandığı; “utanın” sözü kaç kişide etkili oluyor, düşünmek gerekir. İslam dünyasının; utanılacak bu durumdan kurtulması ve Filistin’in işgalden kurtulması iman ve cihat ile olur. İslam’da cihadın farz oluşunu bildiren ayet ve hadisler, bütün Müslümanlara görevlerini hatırlatacak kadar açık ve nettir. Nisa 75-76: “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir koruyucu sahip gönder, bize katından bir yardım eden yolla” diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmış ezilenler adına savaşmıyorsunuz? İman edenler, Allah yolunda savaşırlar, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirler ise, şeytani güçler uğrunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın, şeytanın hile ve tuzakları kesinlikle zayıftır.” Bu ayet mealleri uyanmak için yeterlidir sanırım. İsmail Heniyye’nin şehadetinin temelinde İslam’ın cihat şuuru vardır. Gazze’de yaşanan zulmü, sanki kendi inançlarına, kendi kutsallarına, her şeyiyle kendilerine yapılmamış gibi görmek, İslam toplumuna sadece kaybettirir.ABD, AB ve müttefiklerinden bu zulmün durdurulmasını beklemek, İslam gerçeğini yok saymak olur.
TEK ÇÖZÜM
Tek çözüm cihattır. Siyonist İsrail’in anlayacağı tek dil, güçtür. Müslümanlar ve İslam ülkeleri; ABD’den ve müttefiklerinden merhamet dilenmek yerine İslam Birliğini, İslam Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nı ve İslam NATO’sunu kurmaları gerekir. Bu yapıldığında, ortada İsrail diye bir şey kalmaz. Bu çalışmalar, başlatılmıştır. Milli Görüş; bu çalışmaların ilk adımı olarak D-8 hamlesini başlatmıştır. Bu çalışma bir çekirdektir. İkinci adım, D-60’lardır. Bu İslam Birliğini kurmak demektir. Üçüncü adım ise D-160’lardır. Bu da, yeni bir saadet dünyası kurmak demektir. Buna Türkiye, öncülük etmek zorundadır. Bu öncülük, AKP ve CHP işbirlikçiliği ile olmaz. Bu, Milli Görüş ve Saadet Partisi iktidarı ile mümkün olur. Bunun için de Milli Görüşçülerin, şuurlanmaya, çelikleşmye ve toplumu aslına döndürmenin üretimini yapmaya yönelmeleri gerekir. Ortalık yanarken, itfaiyeciler, kovayı kim taşıyacak, hortumu kim tutacak kavgasına düşerlerse, bu yangın herkesi yakar. Bunun baş sorumlusu ise itfaiyeciler olur. Milli Görüşçülerin nefis terbiyelerini, yangını söndürmeyi esas kabul eden bir şuur ile yapmalıdırlar. Gazze’de yaşanan bunca zulüm ortadayken; grupçuluk ve tefrikadan vazgeçilemiyorsa,bunca zillet;Aziz olan Allah’ın ittifak emrine uymayı sağlamıyorsa, Allah’ın gazabının ve azabının pek yakın olduğu unutulmamalıdır. Önemli olan Allah’ın rızasını kazanmak ise bu rıza sadece iman ve cihat ile kazanılır.
İSRAİL İÇİMİZDE…
Filistin, Mescid’i Aksa; Türkiye, Mısır, İran, Suriye, Irak ve bütün İslam dünyası için bir güvenlik meselesidir. İsrail sadece Filistin’i işgal etmiş değil, işgalin kapsamı çok daha geniş, zulmün boyutları çok daha derindir. Haber ajansları ve medyadaki ağırlıkları, sanat ve özellikle sinemadaki etkinlikleri, uluslararası nice teşkilatları, kendi ideallerine hizmet eden hile rejimleri, faizci düzenleri, materyalist eğitimleriyle, her ülkedeki işbirlikçileriyle İsrail,Müslümanların şuurlarını işgal etmiştir. Yahudilerden mümin olanlara, artık nasıl Yahudi denmezse, Müslümanlardan Yahudileşenlere de artık Müslüman denilmesi yanlış olur. O, artık Siyonizm’in işbirlikçisi bir kimse olmuştur. Müslümanlar; Yahudileşme temayülünden kurtulmadan Filistin’i Gazze’yi ve Mescid’i Aksa’yı Siyonist işgalden kurtaramazlar.Kur’an’da Yahudiler ve Hıristiyanlarla ilgili beyan edilen nice olumsuz özellik, bugün Müslüman'ım diyenlerde hiç eksiksiz bulunmaktadır. Bu durum, ilahi yardıma engeldir.Bir toplum, kendini değiştirinceye kadar Allah onlarda bulananı değiştirmez. Filistin’de, Gazze’de Müslüman kıyımına bakıp, sıra bize de gelecek diyenler de, bilsinler ki; onlar bizim kardeşimiz ve sıra bize çoktan gelmiştir. Onları ümmetin parçası olduğu halde, kendimizden biri saymıyorsak, safımızı kontrol etmek durumundayız. Son vahşi olaylar bir kez daha gösteriyor ki, insanlık İsrail eliyle hızla dünya savaşına doğru sürükleniyor. Kıyamet savaşının sirenleri çalıyor. Siyonizm’e giden yolu bırakıp, kendilerine nimet verilen peygamberlerin, sıddıkların, şehitlerin yolunu takip eden ve Allah yolunda malıyla canıyla cihat edenler kurtulurlar. Selam hidayete tabi olanlara…