BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

MEKKE… Yeryüzünde kurulan ilk şehir… Şehirlerin anası… Sembolik olarak “Beytullah - Allah’ın evi” kabul edilen Kâbe orada. Kâbe yeryüzünde kurulan ilk mabed… Tevhid akidesinin merkezi.  Bütün peygamberlerin uğrak yeri.. Selden, fırtınadan defalarca zarar gördü. Bugünkü şekliyle Kâbe’yi İbrahim (as), oğlu İbrahim’le (as) birlikte yaptılar.

Zaman, döne döne son Peygamber dönemine geldi. O’nun (sav), Nur Dağı’ndaki Hira Mağarası’nda aldığı ilk vahiyde 3 anahtar kelime vardı. (Alak, 1-5)

İkra’: Oku! Okuyan ilim öğrenir; bilgi sahibi olur.

Allame: Öğret! Bilgi güneşe benzer. Diğer insanlara öğretmeyi emreder. “İlmin zekâtı onu bilmeyene öğretmektir.” (Tirmizi)

Bi’l kalem: Kalemle yaz!: Yazı bilgiyi geleceğe taşır. Unutulmasını engeller. “Söz uçar, yazı kalır.”  Eser vermeyi sağlar.

İslam baştanbaşa ilimdir. Allah Resulü (sav) ilim üzerine kurulmuş İslam dinini insanlığa tebliğ etti. Karşılaştığı engellerden yılmadı. Dava adamlığı kararlığını gösterdi: “Bir elime ay’ı, diğer elime güneşi verseler bile davamdan vazgeçmem.”

O (sav) davetini “hikmetle, güzel öğütle” yaptı. Dünyanın en kötü toplumunu ıslah etti. Elindeki Kur’an’la!..  Habeşistan’a hicret!.. Akabe Biatları!..  Mus’ab bin Umeyr’i (ra) Medine’ye davetçi olarak göndermesi!.. Medine, Müslümanlara hazır hale gelince büyük Hicret!.. İslam karargâhının Medine’ye kurulması. 

MÜSLÜMANLAR MEDİNE’DE

MEKKELİLER Müslümanları Medine’de de rahat bırakmadılar. Bedir, Uhut, Hendek Savaşları!..  Batıl, Müslümanlar karşısında tutunamadı. Kendi yolunda olanları Allah yolda bırakmıyordu.

Müşrikler barış istedi. Hudeybiye’de 10 seneliğine barış yapıldı. Allah Resulü (sav) barış sırasında dünyadaki devlet ve kabile başkanlarına elçiler göndererek İslam’a davet etti. Fakat, Mekkeliler 1 sene dolmadan Müslümanların himayesindeki kabilelere saldırdılar. Tek taraflı barışı bozdular.

Allah Resulü (sav) gizlice hazırlık başlattı. 10 bin kişiye ulaşınca Mekke üzerine yürüdü.

Akşam vakti, ordusunu Mekke yakınlarında durdurdu. Askerlerine güçleri yettiği kadar ateş yakmalarını emretti. Mekkeliler, “yer, gök asker dolu” diyerek gözleri korktu; psikolojik olarak yenildiler.

İslam ordusu, ertesi sabah muhteşem şekilde ve Tekbir nidalarıyla 4 koldan Mekke’ye girdi. “Kim evine, Kâbe’ye, Ebu Süfyan’ın evine girerse dokunulmayacağı” duyuruldu.

Olayın buraya kadarki bölümünü okuyan Fransız tarihçi John Davenport, “Kim bilir Muhammet 20 senedir arkadaşlarına kan kusturan, şehirlerinden çıkaran Mekkelilere nasıl işkence edip süründürecek” diye merak etti.

Allah Resulü (sav) ilk olarak Kabe’ye gitti. Şükür secdesi yaptı. “Hepiniz Allah’ın kulusunuz, size önceki yaptıklarınızdan ayıplama yok. İşlerinize gidebilirsiniz!” dedi.

Davenport hayrette! “Bu kesinlikle saltanat olamaz; iktidar hırsı değildir. Olsa olsa hak dinin hayata tatbik edilişidir” diyerek secdeye kapandı; Müslüman oldu. “İzz-üs Sacide -Secdedeki İzzet” kitabında Müslüman oluşunu anlattı.

 FETİHLER DEVAM EDİYOR

FETİH; Allah’a giden yolun önündeki engelleri kaldırmaktır. İslam’ın mesajını insanlara ulaştırmak!. Diğer insanlar da Rabbimizi tanısın, cennete girsinler, diye onlara şefkat  göstermek!.

Mekke’nin Fethi’nden sonra da fetihler sürdü. Hz. Ömer (ra) döneminde Anadolu’ya açıldı. Halit bin Velid (ra) İyas bin Ganem adlı komutanını Anadolu’ya gönderdi. Bugün şehir statüsündeki, Hıristiyanların yaşadığı 14 ili fethetti. Diyarbakır, Mardin, Urfa, Erzurum bu iller arasında.

Halit bin Velid’in oğlu Süleyman da katılmıştı Diyarbakır’ın fethine. Şehit oldu. Adına yapılan Süleyman Camii’nin haziresinde 27 sahabe kabri var. Peygamber Efendimizin muhterem zevceleri Hz. Aişe validemizin kardeşi Abdurrahman Gazi Erzurum’a gelmiş. Türbesi Palandöken dağlarının eteklerinde!.

Akif diyor ya!.. “Enbiya yurdu bu toprak, şüheda burcu bu yer / Bir yıkık türbesinin üstüne Mevlû titrer.”

Anadolu sıradan bir toprak parçası değil; bize şehitlerin emaneti. İstiklal Marşı’nda ne güzel anlatılır: “Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı!..”

Yeni kahramanlar, maneviyat mimarları, ilim adamları yetiştirmek zorundayız. Niçin? İslam’ın kardeşlik, huzur ve barış iklimi her yere yayılsın, diye!.

Hz. Ömer (ra) dostlarıyla sohbetteydi. “Allah’ın kabul edeceği bir duanız olsa ne isterdiniz?” diye sordu. Her biri “Bir oda altın, gümüş, mücevher isterdim ki, onları Allah yolunda harcayayım” türünden sözler ettiler. Hz. Ömer’e, “Sen ne isterdin?” diye sorduklarında, “Ebu Ubeyde, Muaz, Huzeyfe gibi bir oda dolusu insan isterdim ki, onları Allah yolunda görevlendirebileyim” dedi.

Mekke’nin Fethi programlarının bu şuuru kazandırması niyazıyla!.