Osmanlı tarihinde bugün bizler için ilk akla gelen ve hürmet ile sevgi gösterilen hükümdar, Sultan Fatih olsa da kendi dönemi için aynı şeyleri söylemek pek mümkün değil. Fatih, hayalindeki büyük cihan devletini kurmak için gecesi ve gündüzü ile tam bir meşakkat içinde yaşamıştı demek pek de yanlış olmayacaktır. Çünkü tüm kışlar sefer hazırlıkları, yazlar ise seferlerle geçmişti. Bununla beraber yönetim, hukuk, bilim, teknik, din vs… her alanda inanılmaz bir çalışma programı vardı. Kendisi bu yüklerin altındayken, toplumun da bazı yüklerin altına girmesi kaçınılmaz olacaktı. Dolayısıyla daha çok vergi, daha çok iş yükü, daha çok asker vermekten artık illallah seviyesine doğru gelmekte olan halkın, büyük sultan Fatih’e karşı çoğunlukla bizim yaşadığımız bir anlamda sevgi beslemesinden söz edemiyoruz. Bunu Fatih’ten sonra babasının düzenini devam ettireceği belli olan Cem Sultan’dan ziyade daha rahat politikalar uygulayacağı belli olan Bayezid’in halk tarafından daha çok destek görmesinden de anlayabiliriz. Sonuçta halk kitleleri, her zaman yaşamını kolaylaştıran sultanlara destek verir. Ancak her zaman nihayetinde kimin halk için daha faydalı olacağı yaşanılan dönemde anlaşılamayabiliyor.

Sultan Fatih’i eşsiz kılan özelliklerinden birisi de şüphesiz ki bilim ve teknoloji alanındaki tarihi başarıları olmuştu. Özellikle de top dökümü ve teknolojisinde getirdiği yenilikler ile bir çağ kapatıp diğerini açacak kadar dünya tarihine damgasını vurmuştu. O zamana kadar daha çok düşmanı sindirme ve korkutma amacı ile kullanılan toplar, Fatih ve ekibi tarafından yapılan çalışmalar ile bambaşka bir evreye taşınmış, defalarca yapılan denemeler ve mühendislik çalışmalarından sonra dökülen Şahi toplarının mukavemeti dünyaca tanınan İstanbul surlarını parçalayacak güce ulaşması ile dünyada kale surlarına dayalı savunma düzeni zamanla ortadan kalkmış ve böylece sur korumasına dayalı feodal sistemin son bulması ile bugünkü manada devlet düzenleri ortaya çıkmıştı. Bu durumda Ortaçağ, bu klasik anlayışı ile tarihe karışırken yeni düzeni ile Yeniçağ başlamıştı. Ayrıca yine İstanbul’un fethi sırasında öndeki engeli bertaraf ederek hedefe yukarıdan ulaşan ve ayrıca engel arkasındaki hedeflere de ulaşılmasını sağlayan ve yine dünyada ilk olarak yapılan havan toplarının dökülmesi de Fatih’in muazzam dehası sayesinde gerçekleşmişti. Dönemin bazı kaynaklarına göre bu topların çizimleri ve balistik ayarları bizzat Fatih tarafından yapılmıştı. Burada birkaç cümle ile özetlemeye çalıştığımız şu bilimsel çalışmalar bile tarihte en büyük dediğimiz kralların bile yapabileceği şeyler olmamıştı. Burada aklımıza hemen merhum Erbakan Hocamızın şu muazzam sözleri geliyor: “Biz İstanbul’un fethinde topları Amerika’dan almadık. Kendimiz döktük”…

Sultan Fatih tam anlamıyla bilgi, beceri ve fikri bakımdan çağının çok ötesinde bir kişiydi. Onun döneminde onunla mukayese edilecek derecede bile bir kralın varlığından söz edemeyiz. O kendisini, kuracağı cihan devletinin cihan padişahı olarak çok küçük yaşlardan beri geliştiren bir yapıya sahipti. Daha şehzadelik yıllarından itibaren Arapça, Farsça, Latince, Yunanca, İbranice ve Slav dillerini öğrenmişti. Bu dillerde yazılan kitapları okumayı ve dinlemeyi kendine âdet edinmişti. Etrafında da bu dillere ve kültürlere ait birçok bilgili insanı toplamıştı. Böylece dünya tarihi, coğrafyası, sosyolojisi hakkında derinlemesine bilgilere sahip olmuştu. Doğu’dan ve Batı’dan birçok bilgini İstanbul’a getirmiş ve başkentin dünyanın bilim ve kültür merkezi olması için çaba sarf etmişti. Kültür ve sanata ayrıca ehemmiyet vermiş ve ilk defa portresini çizdiren sultan olmuştu. Fetihten sonra Bizanslı bilim adamlarına ricalarda bulunarak başkentte kalmalarını istemişti. Sahn-ı seman ve Ayasofya medreseleri ile Türk eğitim tarihinde bilimsel eğitimde çığır açmıştı. Sultan, kendi ilim adamlarının Arap ve Acemlerdeki kadar bilgili olmamalarını kendine dert edecek kadar entelektüel derinliği olan bir kişiydi. Bu sebeple zamanında ilim tahsili için hem bu ülkelere insan göndermiş ve hem de buralardaki ilim sahibi insanları ülkesinde değerlendirmiştir. Ulema sınıfına hürmeti ise takdire şayandı.

Sultan Fatih, birçok tarihçi tarafından kendisini yeni Roma kralı olarak gören ve Roma’nın devamı olan bir devleti oluşturduğu söylenen bir imparatordur. Filhakika böyledir. Bunu bizzat Fatih de en azından siyasi sebeplerle de olsa belirtmiştir. Ancak şurasını kaçırmamak da gerekir ki; o Batı’ya bakan bu muazzam derinliğinin yanında aslında tam bir İslam devleti sultanıdır. İdealleri ve hedefleri bakımından daha önce incelediğimiz Nureddin Mahmud ve Selahaddin Eyyubi’den hiçbir farkı yoktur. Ve esasında onların hedefleyip yapamadığı son ideal olan İstanbul’un fethini de gerçekleştirip bayrağı en yüce zirveye diken kahramandır. İslam birliği ve cihat kavramları hayatının en temel mücadele alanını oluşturmaktadır. Ve bu davanın yeryüzündeki en başarılı şahsiyeti olarak tarihte yerini almıştır. Çünkü onun çalışmaları ile yeryüzünde cihat çalışmaları en başarılı sonuçlarını vermiş ve en geniş manada İslam birliği onun devleti ile tesis edilmiştir. Sadece şu muazzam şiiri bile ne yapmak istediğini bize fazlasıyla anlatmaktadır:

İmtisal-i cahidu fillah oluptur niyyetim

Din-i İslâm'ın mücerred gayretidir gayretim

Fazl-ı Hakk ü himmet-i cünd-i ricalullah ile

Ehl-i küfrü ser-teser kahreylemektir niyyetim

Enbiya vü evliyaya istinadım var benim

Lütf-i Hak'tandır hemen ümid-i feth-i nusretim

Nefs ü mal ile nola kılsam cihanda ictihad

Ham-ü lillah var gazaya sad-hezaran rağbetim

Ey Muhammed mucizat-ı Ahmed-i Muhtar ile

Umarım galip ola a'da-yı dine devletim

GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ

Niyetim; Allah yolunda savaşmaktır.

Gayretim; yalnız İslam dini içindir, başka her şeyden uzaktır.

Niyetim; Allah'ın ve veliler ordusunun yardımıyla küfür ehlini baştan başa kahreylemektir.

Benim peygamberlere ve velilere güvenim var. Fetih ümidim ve kuvvetim Allah'ın lütfundandır.

Nefsimi ve malımı dünyada feda etsem ne olur?

Hamd olsun, Allah için savaşmaya yüz binlerce rağbetim var.

Ey Muhammed! Umarım Ahmed-i Muhtar'ın mucizeleriyle din düşmanlarına karşı galip gelir devletim…