Yandaş kalem soruyor: “Erdoğan çekilip yerine Kılıçdaroğlu veya Abdullah Gül yahut Ali Babacan geçtiğinde Türkiye’nin halini düşünebiliyor musunuz?” Faraziyeye bakın faraziyeye!
Recep Tayyip Erdoğan kaybediyor ve yerine Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı oluyor. Ya da Abdullah Gül veya Ali Babacan Cumhurbaşkanı seçiliyor. Yandaş yazar böyle bir hali hayal edip “Türkiye’nin halini düşünebiliyor musunuz?” diye soruyor!

Yahu arkadaş sen faraziyeyi bir kenara bırakıp da Türkiye’nin elan yaşamakta olduğu şartlara bir nazar etsen nasıl olur? Birtakım faraziyeler üreterek “o zaman halimiz ne olacak” diye ağlama yerine içinde yaşadığımız şartlara bir baksan! Sanki ülkede her şey tıkırındaymış gibi her yer güllük gülistanlıkmış gibi, “Bu yönetim gider de yerine başka bir yönetim gelirse ne yaparız” deme yerine, “Bir değişiklik olmaz da hep bu yönetimin elinde kalırsak halimiz ne olur?” sorusuna cevap arasan daha doğru olmaz mı? Ne döviz fiyatlarının kontrol altına alınabildiği, ne faiz meselesinin çözüme kavuşturulabildiği ve ne de enflasyon sorunun halledilebildiği bir ortamda aklı başında biri böyle konuşabilir mi?

Aklı başında insan elbette böyle konuşamaz! Ve böyle faraziyeler üretip “ne olacak halimiz düşünebiliyor musunuz” diye sormaz! Bunu ancak yandaşlar yapabilir! Onlar da söylediklerine ya da yazdıklarına inandıkları için değil bir yerlerin gözüne girebilmek için böyle davranırlar. Zira “göze girmek” ve “bir aferin kapabilmek” onlar açısından çok çok önemlidir. Ülke tam bir çalkantılı dönemin içine girmişken sanki hiçbir sıkıntı yaşanmıyormuş gibi konuşmak ya da yazmak olsa olsa yandaşlara has bir özellik olabilir.

Ama yandaş kalemlerin unuttukları bir şey var! O da sokaktaki vatandaşın gözünden hiçbir şeyin kaçmadığı gerçeği! Sokaktaki vatandaş marketlere girdikçe, yani alışverişe çıktıkça ülkenin nasıl yönetildiğini yakinen görüyor. Yöneticilerin söylemleri ile çarşı pazar gerçeklerinin hiç mi ama hiç örtüşmediğini birebir müşahede ediyor. Bu nedenle de falan gider filan gelirse ülke ne haline gelir diye göz korkutmaya çalışmanın hiç faydası yok. Göz korkutmaya çalışma yerine sokaktaki vatandaşın dertlerine tercüman olmaya çalışmak gerekir diye düşünüyoruz.