Et pahalı deniliyor. Doğru et pahalı ama neye göre pahalı? Kimse burayı sorgulamıyor. Ve her gelen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı da et fiyatlarını ucuzlatacağız diye beyanatlar veriyor. Ama bu beyanatlarda bir işe yaramıyor.

Eski Bakan Faruk Çelik’in, 20 aylık görev süresi bu beyanatları vermekle geçti. Şimdi yeni Bakan Fakıbaba da benzer beyanatlar vermeye başladı. Öncelikle şunu belirtmem gerekiyor ki; Fakıbaba kesinlikle bu oyuna gelmemesi gerekiyor. Çünkü Fakıbaba, bu göreve yerlerde sürünen tarım ve hayvancılığımız için bir umut olarak getirildi. Türkiye’nin artık bu umudu da kaybetme lüksü kalmadı. Onun için Fakıbaba’nın çevresinde‘her şeyi tozpembe gösteren’ bürokratları değil ‘kralın çıplak olduğunu’ haykıran bürokratları dikkate alması gerekiyor.

Peki, kralın çıplak olduğunu haykırabilecek bürokrat var mı? Elbette var. Ancak onlar amiyane tabirle ‘yıkama yağlama’ yapamadıkları için onlar bugüne kadar hep arka planda tutuldu. Fakıbaba’nın başarılı olması için kesinlikle bu bürokratları keşfetmesi gerekiyor.

Şimdi bunları neden yazıyorum. Bir haftadır Fakıbaba’nın açıklamalarını takip ediyorum. Bir önceki Bakanın açıklamalarından hiçbir farkı yok. Hatta Fakıbaba daha da ileri giderek, kurbanlık fiyatlarını rahatlatmak için canını bile ortaya koyacağını söyledi.

Artık ben bir şey diyemiyorum. Sayın Bakanı bu şekilde bilgilendirenler utansın.

Bakanlığın verilerine göre yaklaşık 15 milyon büyükbaş, 44 milyon da küçükbaş hayvan varlığımız olduğu söyleniyor. Ancak bu rakamlar kesinlikle sağlıklı veriler değil. Nereden biliyoruz? Eğer bu veriler sağlıklı olsaydı hem Mehdi Eker, hem de Faruk Çelik döneminde ahır ahır hayvanlar saydırılmaya kalkılmazdı.

Bürokratlar kendilerini başarılı gösterebilmek için Bakanın önüne güzel rakamlar koyabilirler ama o rakamlarla gerçek realite arasındaki fark bilinmiyor. Bilinmediği için de sağlıklı çözümler üretilemiyor.

Et fiyatlarına gelince. Etin pahalı olduğu söyleniyor. Doğru pahalı ama neye göre pahalı? Enflasyona göre mi yoksa döviz kuruna göre mi pahalı? Enflasyon ve döviz kurları ile karşılaştırıldığında aslında karkas et pahalı değil tam aksine ucuz durumda.

Konunun daha da anlaşılabilmesi için sadece iki rakam vereyim. 2010 yılında 1 kg karkas etin dolar karşılığı 12.27 dolar iken, 2017’de bu 7.32 dolara düştü. Enflasyondaki yıllık artışa göre de şu anda 26.5 lira olan fiyatların 28.76 lira olması gerekiyor. Yani karkas et enflasyona göre 2 lira ucuz durumda.

Bu rakamlar bize üreticinin dolar ve enflasyon karşısında kaybettiğini gösteriyor. Ancak nedense et fiyatı tartışmaları da genellikle üretici üzerinden yapılıyor. Hatta daha da ileri gidilerek üreticiler hayali ‘spekülatör’ iddiaları ile de töhmet altında bırakılıyor.

Ama kimse nedense girdi fiyatlarını konuşmuyor. Oysa et fiyatlarını belirleyen temel kıstas girdi fiyatları. Şimdi burada da bazı rakamlar vereyim. Sadece son bir yıl içinde arpanın fiyatı yüzde 18.6, besi yeminin fiyatı ise yüzde 18.9 arttı.

Peki, sormak gerekiyor; girdi maliyetleri artarken etin fiyatı nasıl ucuzlayacak? Girdi maliyetlerini bir tarafa bırakarak etin fiyatını ucuzlatacağını söyleyenler açıkça üreticiye diyor ki; ‘arkadaş sen üretme!’

Bu söylem ve politikanın en tehlikeli tarafı da burası… Yani girdi maliyetlerini tartışmadan et fiyatlarını tartışarak dolaylı yoldan ithalat lobisine hizmet ediyoruz.

Eski Bakan Faruk Çelik, bu oyuna geldi. Onun için yeni Bakanın kesinlikle uyanık olması gerekiyor. Girdi maliyetlerini indirebiliyorsak et fiyatları ancak o zaman ucuzlar.

İthalat lobisine hizmet etmek istemiyorsak ve gerçekten Milli Tarım Projesine inanıyorsak, kırmızı ette fiyatlara değil, girdi maliyetlerine kafa yormamız gerekiyor.

Şu noktanın da kesinlikle unutulmaması gerekiyor;

Girdi fiyatlarının düşürüleceği yönündeki bir beyanat üreticiyi üretime teşvik eder ama girdi fiyatlarına dokunmadan et fiyatlarını düşüreceğim derseniz üreticiyi üretimden soğutursunuz.

Bu da böyle biline…