Hazırladığım Eskişehir Şairler Antolojisi geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Bu çalışma bağlamında şiirin Eskişehir’deki yahut Eskişehir’in şiirdeki izdüşümlerini buradan yansıtmak isterim:
Eskişehir şiire ve şiirin faili olan şaire ne kadar ev sahipliği yapmıştır Hangi şairler Eskişehir’de doğup büyümüş, bu şehirde şiirler yazmış, bu şehri, bu şehrin herhangi bir uzviyetini kanatlı sözlerle anlatmıştır Eskişehirli olmadığı halde, bir gerekçeyle bu güzide beldeye yolu düşen, o esnada kalemini Eskişehir’in hizmetine sunan şairler olmuş mudur Nihayet, bu şehri şiirlerine nakşedenler veya bu şehirde şiirle ölümsüzleşenler, hangi manzarayla karşımıza çıkarlar
Eskişehir, sadece Türkçe’nin duygu ve düşünce dünyasına değil, kâinatın bütün dillerine büyük bir şair hediye etmiş: Yunus Emre. O, Eskişehir’in, Eskişehir şiirinin ezelden ebede yeryüzünde anılmasını sağlayacaktır:
“Kastım odur o şehre varam,/Feryad ü figan koparam”
Yunus Emre bunu söylerken acaba şehirlerin insanlığın harman olup karıldığı ve sonra dirildiği medeniyet beşikleri olduğunu mu dile getiriyor Bundan şüphem yok; çünkü feryad ü figan boşuna koparılmıyor, bir diriliş, bir oluş var o çığlıkta.
Yunus Emre’nin Eskişehir coğrafyasından bütün bir evrene attığı maya oldukça iyi tutmuştur. Gerçi Eskişehir bu mayadan sanki fazla nasiplenememiş görünmektedir. Fakat buradan dünyaya yayılan şiir dalgası, daima Yunus’tan sesler ve renkler taşımış ve devşirmiştir.
Yunus’tan sonra Eskişehir’de şiirin bir tıkanıklık yaşadığı görülüyor. Zira Eskişehir’le özdeşleşmiş bir başka klâsik şair göremiyoruz. Divan şairlerimiz arasında adı Eskişehir’le anılan güçlü isimleri niçin göremiyoruz Bunun cevabı gayet basit; şimdiki Eskişehir bugünkü gibi bir bünyeye sahip değil klasik dönemlerde. Küçük bir birim orası; Selçuklu ve Osmanlı daha çok Sivrihisar’da, Seyitgazi’de…
Bu noktada klasik dönem Eskişehir’iyle ilgili olarak söylenecek en önemli husus şu oluyor bizce: Başta Selçuk Medresesi olmak üzere Sivrihisar Medreseleri, Seyit Battal Gazi Külliyesi ve onlar kadar olmasa da Eskişehir Mevlevihanesi Eskişehir coğrafyasının fikir, kültür, sanat ve edebiyat mahfilleri olmuşlardır. Bunların bıraktığı miras, şehrin bir İslam beldesi olarak dünden geleceğe intikalini sağlayan birikimlerini oluşturmuştur. Şu halde, klasik çağın temsilcileri olarak dini tasavvufi şiirimizin ölümsüzlerinin bir adım önde olması tabii bir şeydir: Hızır Bey’den Aziz Mahmut Hüdayi’ye, Pir Mehmet’ten İlhami Dede’ye, Şeyh Baba Yusuf’tan Genç Abdal’a şairler, Eskişehir’in klasik dönemde sesi olmuş isimlerden bazılarıdır.
Şehrin 20. Yüzyıldaki edebiyat ve sanat ortamı başlarda hayli sönük görünüyor. Çünkü bir Cumhuriyet şehri olarak yeniden tasarlanmaktadır Eskişehir. Belki de bu yüzden o dönemden adını geleceğe yazdıracak bir şair bulmak zordur Eskişehir’de. Fakat yüzyılın ortalarına doğru –yeniden inşanın nişaneleri olarak- memurluk, öğretmenlik, askerlik, ticaret, sürgün gibi farklı göç sebepleriyle Eskişehir’e yolu düşen şairler, belirli bir hareketlilik oluştururlar. Arif Nihat Asya, Yahya Benekay, Vehbi Cem Aşkun, Ümit Yaşar Oğuzcan bunlardan bazılarıdır. Bu ve benzeri isimlerin oluşturduğu etki, gitgide Eskişehir doğumlu şairlerin yetişip öne çıkmasını sağlamış olmalıdır. Bu çerçevede önceleri İsmail Ali Sarar, Yücel Saraçoğlu, Muharrem Barut, Muharrem Kubat, vb.; daha sonraki yıllarda ise Mustafa Özçelik, Hüseyin Atlansoy, Tayyip Atmaca, Rabia Barış, Fatma Şengil Süzer gibi isimler Eskişehir’i temsil etmek bakımından öne çıkan bazı isimler olarak kaydedilebilir.
Bugün çeşitli kaynaklardan beslenen, çok sesli bir manzara vardır Eskişehir şairleri ortamında. Öyle ki, Eskişehir’de mukim olan şairler farklı derneklerin bünyesinde bir araya gelerek şehrin şiir dünyasını renklendirme faaliyeti içinde yer almaktadır. Türkiye Yazarlar Birliği, Eskişehir Şairler Derneği bunlardan sadece ikisi… Onlar kimi zaman münferit teşebbüsler, kimi zaman ise belirli bir kurumsallık çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmekte, sözgelimi şiir şölenleri icra etmekte, dergiler yayımlamaktadırlar.
Peki, Eskişehir Şairler Antolojisi’nde kimler var Bir kez, bu eserde her kuşaktan ve her şiir anlayışından şairlere yer verildi. Fakat bu çalışmanın genel ve gelişigüzel bir sayım döküm olmadığı, en azından ortalamanın üstünde bir beğeni düzeyine hitap etmesi gerektiğini, dolayısıyla seçimlerimizde şiir sanatının kıstaslarını gözettiğimizi belirtelim.
Antolojinin kapsama alanıyla ilgili olaraksa şu kıstaslar dikkate alındı: Kitapta sadece Eskişehir doğumlu şairler yer almıyor, bunlarla birlikte, bir süre Eskişehir’de ikamet etmiş, bir şekilde Eskişehir’e hizmeti dokunmuş, hatta bütün bunların dışında kaldığı halde Eskişehir’le ilgili şiir yazıp söylemiş şairler var... Şu halde, Eskişehir Şairler Antolojisi oldukça kapsamlı bir çalışmadır.
Bu eser bağlamında teşekkür etmem gereken pek çok dostum, kardeşim var. Fakat antolojinin hazırlanmasında, yayımlanmasında ve şiirseverlere dağıtılmasında Odunpazarı Belediye Başkanı şair Burhan Sakallı’nın inisiyatifleri esas olmuştur. Bu arada kendilerinin, şimdiye kadarki icraatlarıyla da Odunpazarı’nı kültür, sanat ve edebiyatın önemli merkezlerinden birisi haline getirdiğine şahidiz..
Eskişehir Şairler Antolojisi bağlamında sözlerimi Yahya Benekay’ın dizeleriyle bitiriyorum: “Eskişehrim gör tasvirin/Yüreğimde ayrı yerin”…