Yıllardan beri yaşanan siyasal gerilimlerden iyice yorulduk. Bir bıkkınlık getirdi. Şu son on yıl iyice gına geldi. Dalgalar halinde üzerimize abananlar soluk aldırmayacak gibi. Bir operasyon, bir kampanya, medyanın tozu dumana katışı, haksızlıklar, aşırılıklar iyice yıprattı. Bizler edebiyat ortamında da bu gibi durumlardan etkileniyoruz ister istemez. Olan bitenlere elbette kayıtsız kalınamaz. Sorunlar yığınla ve bizi de kuşatıyor ne yazık ki. Asıl yapılması gerekenleri engelliyor. Gene de gerek dergi çevresinde ve gerekse kimi dostlarla olan buluşmalarımız soluklanmamızı sağlıyor.
18 Nisan 2015 ESKADER ödül töreni vardı. Dostlarım Mehmet Nuri Yardım ile İlyas Dirin bir gün önceden aradılar, aralarında olmamız için. Gittik.
Ödül ile törenlerin elbette bir anlamı var. Bunlar hem bir kadirşinaslık ve değer vermedir, hem de ortamın biraz olsun hareketlenmesini sağlar. ESKADER 2010 yılında Yedi İklim dergimizi yılın dergisi olarak ödüllendirmişti. O zaman ağır hastalık dönemimdi, dergimiz adına Osman Bayraktar katılmıştı.
Bu tür ödüller topluma yıl ve dönemin değerlerini, önemli hareketlerini bir kez daha hatırlatmak bakımından önemli. Toplumun üzerinde ağır bir sis perdesi var. Etrafını görmüyor, ne olup bittiğinin farkında değil. Siyasa daha baskın zıtların çatışması korkunç düzeyde. Herkes liderlerin gözlerinin içine bakıyor ve dudaklarından çıkacak bir söze kulak kesiliyor. Böyle bir durumda kitleler oradan oraya savruluyorlar. Kimse kendi bilinciyle hareket etmiyor.
Entelektüellerin bile savrulduğu bu zamanda değerler üzerine düşünmek daha anlamlı.
Böyle bir zamanda edebiyat, sanat ve düşünce ortamına insan soluklanıyor ister istemez. O ortama girince uzun zamandır görüşemediğimiz dostlarla karşılaştık. Osman Akkuşak ağabeyi yaklaşık on yıldır görmemiştim. Yedi İklim dergisi Kadıköy’de iken gelir giderdi. O zamandan beri ilk kez karşılaştık. Çok sağlam bir bilinç ile isimleri aklında tutuyor. Çok da duygulandırdı. Yanına oturttu beni. Muzaffer Doğan, Abdurrahman Şen, Sabri Koz, Nurettin Durman, Şakir Kurtulmuş, Bünyamin Yılmaz, Hüseyin Sarıkoç, Mehmet Kamil Berse, Şeref Akbaba ve daha niceleri. Prof. Dr. Salih Tuğ Hoca. Yedi İklim’de Muhammed Hamidullah Hoca ile ilgili makalesini hatırlattı. Sabri Koz ile Kadıköy’de iken sık görüşüyorduk. Titiz bir kültür insanı. ESKADER yönetiminin tamamı dostlar gençler.
Programın başında Türk sanat musikisinden bir demet doğrusu uzun yıllardır mahrum kaldığımız bir ruh halini yaşattı. “Tuti mucize gûyem ne desem laf değil” ile başlayan ruhumuzun inceliklerinde gezinen ses güzelliğinde. Sanatçı Münip Utandı’nın kadife sesli icrası bizi hayli duygulandırdı, derinliklere taşıdı.
Hüseyin Sarıkoç dostum ile epeydir görüşememiştik. Üç buçuk yıla yakın birlikte çalıştık. Aziz bir dost. Hasret giderdik, lafladık. Dostlarını getirdi tanıştık. Güzel insanlarla olmak güzellikler getirir ister istemez.
Zaman hızlı akıyor. Bizleri de yaşlandırıyor o ise yoluna devam ediyor. Yeni yolcularını devranına katıyor. Bin yıllardır bu böyle. Akranımız dostlar ile karşılaştığımızda aynada kendimizi görüyoruz. Birbirimize aynayız.
Kültür ve düşünce insanlarının ortaya koydukları eserleri geriye kalıyor. Biz bugün geçmişimizi bu anlamda hayırla anıyoruz. Umarız ki bizden sonra da bizler de hayırla anılalım. Eğer hayırlı işler yapıyorsak bu böyledir.
Nice hayırlı ve bereketli yıllara ESKADER’i yöneten dostlarıma.