1979 da Üniversiteyi bitirdikten sonra 2006 yılında bir teşehhüd miktarı uğramış, tersim dönmüştü. Gece girdiğimiz Erzurum da sabah namazında Mehmed Zahid Koktu Camii nde sabah namazı eda etmiş, çorbacıya gitmiş, bir iki yere uğramıştık. Fakat Erzurum, öylesine bir tat ile kalmıştı. AGD Aşkale Şubesinin daveti üzerine gittiğimiz bu sefer, cumartesi programımızı bitirdik, geceyi Aşkale de geçirdik, Pazar sabahı erkenden Erzurum a geçtik. Hacı Necip Bezmiş Amca ya iki kez uğradım yerinde yoktu, kendisini göremeden döndüm.

Erzurum da son yıllarda çorbacı esnafı oluşmuş. Çorbacıda çorbanın çok çeşidi bulunur. Biz sadece bir çeşidiyle yetindikten sonra, Saadet Partisi nin il kongresine katılmak üzere salona gittik. Âşina yüzler, sıcak samimi, ihlaslı insanlar arasında bulunmak insana sonsuz bir haz veriyor. Parti denilince kimileri fersah fersah uzaklaşır, burun kıvırır, dudak büker. Oysa yıllardır içinde bulunduğum bu oluşun insanda uyandırdığı dostluk, samimilik kuşatıyor. Bazan kendi kendime, duruş ve tavrımda bir yanlışım, bir eksiğim var mıdır diye düşünmüyor değilim. Etrafımızı çeviren o güzel insanlara aynı sıcaklıkta yaklaşmak, aynı dili kullanmak, birlikte olmak. Çünkü insan bazan kendisini fark edemeyebiliyor.

Seviyesi yüksek bir kongre yapıldı. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcıları: Numan Kurtulmuş, Lütfü Esengün, Suat Pamukçu, eski Devlet Bakanı Ahmet Demircan, eski milletvekilleri katıldı, birer konuşma yapıldı. Bana da söz verildi, kısa ve öz olarak düşünce siyaset ve sanat geleneğimizin üzerinde durdum. Mesnevi den bir mesel ile konuşmamı bitirdim. Sevgili dostlarım Mahmut Balcı ile Vedat Aydın da beni görmek üzere gelmişlerdi, çok kısa bir görüşmenin ardından salona girmek durumunda kaldım.

Kongre sonrası, sevgili dostum arkadaşım Prof. Dr. Mehmet Törenek e gittim. Mezun olduktan sonra fakülte binasına ilk girişim. Pazar olduğu için sakindi. Sevgili Törenek, Orhan Okay Hoca nın odasını kullanıyor, söyledim. Mehmet in odası dört bir yanı kitap, bu beni mutlu etti. Çünkü akademisyenler artık gerekli malzemeleri internetten indiriyorlar. Kitap okumaya ve araştırmaya gereksinim bile duymuyorlar. Oturduğum yerin arkasına Yedi İklim dergisi Orhan Okay Hoca sayısının kapağını çerçevelemiş duvara asmış.

Mehmet ile şehre giderken, birlikte birçok yeri hatırladık ve andık. Taş mağazalar, camiler, İslâm Kitabevi, Erzurum Kitap Sarayı, Çorumlu Fahri, Dergâh Kitabevi. Dergah Kitabevi ile Aspava nın [öğrenciliğimizde İskender kebap yapan lüks bir lokantaydı] olduğu bölüm yıkılmış, yol yapılmış. Öğle yemeğinde cağ kebabı yedik. 1970 li yıllarda cağ kebabı yoktu, Mehmet bey sadece bir yerde olduğunu söyledi, onu da anımsayamadım. Şimdi Erzurumluların bulunduğu her bölgede cağ kebabı yaygındır. Öğle namazını edadan sonra Prof. Dr. Turgut Karabey hoca [bize asistan olarak gelmişti, fizik olarak değişmemiş, dipdiri duruyor], Avni Gözütok beylerle bir süre oturduk çay içtik, anılar, geçmiş zaman günleri, kitap üzerine sohbet edildi. Dikkatimi çeken, kitabevleri, genellikle, üniversite hazırlık, ders kitapları, kocaman ciltli kitaplar, bir de popüler kitaplar rafları dolduruyor. MTTB kitap kulübünün olduğu sokağa girdik, yerini saptamaya çalıştık. Bir çok dostu, arkadaşı andık.

Mahmut Balcı ile Vedat Aydın a sözüm vardı, onlarla buluştuk, Üniversite Kitabevine gittik. Mahmut orayı oldukça hareketlendirmiş. Her hafta bir söyleşi yaptırıyor. Bizden önceki hafta Hilmi Yavuz oradaymış. Konuşulanlar, sorular, ortam anlatıldı. Daha düzeyli kitaplarla dolu. Bizden önce gene bir seminer vardı. Mahmut, el çabukluğuyla, orada oluşumuzu değerlendirdi, bir sohbete dönüştürdü.  Turgut Karabey Hoca, Mehmet Törenek, Avni Gözütok, Vedat Aydın, Mahmut Balcı, Şahin Torun, Murat Ertaş, gençler ile bir sohbet oluştu. Soru yağmuru, merak edilen konular bizi kuşatmadı değil. Doğrusu kendimi bu sohbetin içinde bulunca biraz da tedirgin olmadım değil. İnsanın kendini bir şey zannetmesi duygusu beni her zaman tedirgin ediyor. Genellikle düşünce geleneğimize bağlı, o merkezde durarak konuşmayı ilke edinmişim. Kimi zaman, kimi çevrelerin kendilerine önem atfettikleri kimselerden söz etmeyişimiz veya gelen sorular karşısında tedirginliğim düşünce hayatı kesimlere bölünmüş.

Erzurum a bu gidişimde, şehri daha çok soluduğumu söylemeliyim. Daha çok hissettim. Sevgili dostum aziz insan Törenek in âdeta gününü bağladım. Burak da o mahcup haliyle hiç yalnız bırakmadı. Bir yarım gün bile olsa Erzurum özlemini gidermiş olduk.