Geçtiğimiz yıl İstanbul’da gerçekleşen D-8 (Developing 8 ya da Türkçe adıyla Gelişen Sekiz Ülke) Zirvesi’nde konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ülkelerimiz arasındaki ticarette artık milli para birimlerimizi kullanmanın yolunu açabildiğimiz takdirde D-8 tarihinde bir devrime imza atmış olacağız” demiş ve açıklamasında şu detaylara yer vermişti: “Kur baskısı altında ekonomimizi eritmeye gerek yok. Bir takas odası kurulması için merkez bankaları bir araya gelmelidir. D-8 ülkeleri olarak toplantılara katılım düzeylerini artırmalı, çalışmaları, özel sektör kuruluşlarını da bu çalışmalara dahil etmeliyiz. Cumhurbaşkanları olarak D-8 Liderler Zirvesi’nin önemi iyi kavranmalı. Hepimiz D-8’e sahip çıkmalı, daha etkin, daha verimli, daha güçlü olması için azami gayret göstermeliyiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca teşkilatın üye sayısını 8’den 20’ye çıkarabileceklerini açıklamıştı.
Bu temenniler elbette kulağa hoş geliyor.
Ama önemli olan, bu yolda somut adımların atılıp atılmadığıdır.
***
Bu temenniyi neden şimdi gündeme getirdiğimi de anlatayım, izninizle…
D-8 üye devletleri, D-8 çatısı altında 6. İİT Helal Expo’ya katılma kararı aldı. Dünyadaki 1,8 milyar Müslüman nüfusun 1,2 milyarını kapsayan D-8 ülkeleri, Türkiye dahil, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya’dan oluşuyor.
D-8 Genel Sekreteri Datuk Cafer Ku Şaari, Dünya Helal Zirvesi Konsey Başkanı Yunus Ete’yi ziyaret ederek, 29 Kasım-02 Aralık 2018’de gerçekleşecek, Cumhurbaşkanlığı himayesindeki dünyanın en büyük helal organizasyonu olan 6. İİT Helal Expo Fuarı ve Dünya Helal Zirvesi İstanbul’a katılımlarıyla destek vereceklerini açıkladı.
İşte böylesine önemli bir organizasyon aşamasında, İslam ülkeleri arasındaki bağlar güçlendirilmeli ve “İslam Birliği” yolunda kopmaz bağlar tesis edilmelidir.
***
Milli Görüş lideri, Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan D-8’in kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmada şu görüşlere yer vermişti:
“D-8’ler, kuvveti üstün tutan zulüm dünyası yerine, hakkı üstün tutan yeni bir saadet dünyasının kuruluşu hareketidir.
D-8’ler, bu yeni saadet dünyasını 5 milyar insanı bağrında toplayan “EZİLENLER” camiasının çekirdeğini oluşturmaktadır.
Yukarıda söylediğimiz sebeplerden dolayı, bu zulüm dünyasının yanlış temellere dayalı olarak devam etmesi mümkün değildir.
Bundan dolayı 15 Ekim 1996’da Çırağan Sarayı’nda alınan tarihi bir kararla yeni bir saadet dünyasının kurulmasına karar verilmiş ve D-8’ler adımı bu münasebetle atılmıştır.”
TEMEL BEY’İ GÖRÜRSEN BENİM İÇİN ÖP ELİNİ!
Berke Kahraman anlattı:
“Tanıdığım bir ateist var, İslam’a da çok soğuk bakan biri. Milletvekili seçimlerinde Saadet’e oy verdiğini söyledi. Seçimden sonra ağlamaklı bir sesle beni aradı ve “Size üzülüyorum, bu millet dik durmanın karşılığını veremedi. Ama sana şunu söyleyeyim, benim İslam’a karşı olan önyargımı yıktınız” dedi ve ekledi: “Ben bu seçimde şunu anladım; hakikaten, haktan, adaletten, doğrudan yana olan, makama, paraya, şöhrete, menfaate teslim olmayan Müslüman insanların olduğunu gördüm ve sizin bu tavrınız beni çok etkiledi. İslam’ı yeniden araştıracağız, Kur’an’ı yeniden önyargısız okuyacağım. İslam’ı bir de sizin gözünüzden tanımak istiyorum. (Hakka, adalete, iyiliğe, güzelliğe sahip çıkan taraftan)” dedi. Bizim bu hakkaniyetli tavrımızdan dolayı şu an İslam’ı tanımak istiyor. Bence bu da seçimi kazanmamız kadar önemli bir durum ve biz bunu başarmışız. Resulü Ekrem Sallallahü Aleyhi ve Sellem ne diyor; “Bir kişinin imanına vesile olmak, güneşin üzerine doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.”
Berke anlatmaya devam etti:
“Yine sosyalist solcu biriyle görüştüm, adamın dediği şey şu; ‘Ben’ dedi, ‘Başkanlık seçiminde size verdim. İslam’a, Müslümanlara çok önyargıyla bakan bir insandım. Gerçek İslam’ın gerçek Müslümanlık duruşunun nasıl olduğunu bu seçimde sizde gördüm. Bir gün Genel Başkan Temel (Karamollaoğlu) Bey’i görürsen benim için hakikaten o adamın elini öp’ diye rica etti…”
***
Bu diyaloğu anlatan Berke Kahraman’a teşekkürler
MAHALLİ SEÇİMLER ÖNE ALINACAK MI?
Yeni dönemde neler değişecek?
Yeni dönem dediğim Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi…
Yani, cumhurbaşkanının aynı zamanda yürütmenin de başında olduğu sistem…
Ne gibi yenilikler geldi? Bakalım mı;
1) Başbakanlık kaldırıldı. Yerine “devletin başı” sıfatıyla cumhurbaşkanı yürütme yetkisini kullanacak.
2) Cumhurbaşkanı, bazı hallerde OHAL ilan edebilecek.
3) TBMM gerekli gördüğü takdirde olağanüstü halin süresini kısaltabilecek, uzatabilecek veya olağanüstü hali kaldırabilecek.
4) Bütçeyi cumhurbaşkanı yapacak.
5) Aynı anda hem bakan hem milletvekili olunamayacak.
6) TBMM’deki sandalye sayısı 600 oldu.
7) Meclis, cumhurbaşkanı hakkında soruşturma açılmasına üye tamsayısının beşte üçünün yani 360’ının oyuyla karar verebilecek.
8) Üye tam sayısının üçte ikisi olan 400 vekilin gizli oyuyla cumhurbaşkanı hakkında Yüce Divan’a sevk kararı alınabilecek.
9) Yeni sistemde anayasa değişikliğinin 600 sandalyeli yeni Meclis’te referanduma sunularak yapılması için 360, referandumsuz yapılması için 400 oy gerekiyor. 2019 Mart ayında yapılması planlanan mahalli seçimlerin öne alınması talepleri ve kulisleri bu manada daha da önem arz ediyor.