Bismillahirrahmanirrahim;
âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Erbakan Hocamızın eğiten sözlerine bütün milletimizin ihtiyacı vardır. Çünkü o, ömrü boyunca hep hakkı söylemeye gayret etmiştir. Milleti için yanıp tutuşmuştur. Saadet Partisi, Erbakan Hocamızın bu millete bıraktığı en büyük mirastır. Saadet Partisi, bütün kadrolarıyla tıpkı Erbakan Hocamız gibi milletimizin saadetini temin etmek için gece gündüz çalışmaktadır. Sağlığında dün, kimi çevrelerce Erbakan Hocamıza yapılan itham ve saldırılar aynıyla bugün Saadet Partisi’ne yapılmaktadır. Neymiş, Saadet Partisi CHP ile berabermiş. Neymiş efendim Saadet Partisi millet ve bayrak düşmanlarıyla birlikte hareket ediyormuş. Saadet Partisi’ne saldıranlar, üzülerek ifade edelim ki, eskiden bizim ıslah mahallesinde yaşamış, şimdi yaşadığı fesat mahallesinde üretilen fitnenin farkında olmayan zavallılardan başkası değildir. Şimdi Erbakan Hocamızın bu konuya ışık tutacak bir değerlendirmesini birlikte okuyalım. Erbakan Hocamız diyor ki: “Şimdi bir takım namazından niyazında insanlar; ‘Hocam, siz bu AKP’nin aleyhinde bulunuyorsunuz, CHP mi gelsin?’ Hadi oradan! Ne CHP’si? Bunların arasında ne fark var? AKP ile CHP’nin ne farkı var yahu! Bak ben sana işbirlikçiler diyorum işbirlikçiler! Sen hâlâ bu Türkiye’de 2 parti olduğunu öğrenememişsin. Hiçbir şeyden haberin yok! Öyle 60 tane parti, 16 tane seçime giren parti yok! 2 tane parti var! Bir Saadet Partisi-Millî Görüş, bir de diğerleri, diğerleri... Sen hâlâ AKP ile CHP’nin aynı parti olduğunu öğrenemedin yahu! Bunların ikisi de işbirlikçi, ikisi de IMF’ci, ikisi de Amerikancı, ikisi de İsrailci, ikisi de AB’ci! Ne farkları var bunların yahu! Çünkü AKP Milli Görüş gömleğini çıkarttı, işbirlikçi gömleğini giydi! Halk partisinden daha çok işbirlikçi oldu. Bunların arasında bir fark yok! Sen hâlâ çocuk gibi, ‘o gelmesin, bu gelsin’, kaçıncı asırda yaşıyorsun, o senin dediğin Sovyetler çökmeden önceydi! Bir sağcı vardı, bir solcu vardı ama 1990’da dünya değişti. Haberin yok mu?” Saadet Partisi’ni bugün anlamak istemeyenler, dün de Erbakan Hocamızı anlamak istememişlerdi. Hani Erbakan’ın kafasıyla bir yere gidilmezdi. Şimdi sizin kafanızla ülke ve millet olarak nereye gittik ki! Erbakan Hocamız sizi her zaman Saadet Partili olmaya davet etmedi mi?
MİLLİ GÖRÜŞ DEMEK
Hocamız şöyle diyor: “Bütün insanlığın saadeti için yeryüzünde hakkın ve adaletin hâkim olması gayesiyle hep beraber disiplinli bir topluluk olarak çalışma görevini ifa etmek Milli Görüş’ün şiarıdır. Buna bizim inancımızda cihat denir. Bir milletin güçlü olması için, evlatlarının bir yandan ilim öğrenmesi, bir yandan nefis terbiyesi yapması, öbür taraftan da cihat etmesi lazım gelir. Büyük günler, içinde yaşarken belli olmaz. Arkadan sonuçları görüldüğü zaman belli olur ve inşallah bugünün ne kadar büyük mana ifade ettiği, yıllar boyunca asırla boyunca konuşulacak. Akıl, bir işin sonunu düşünmektir, yani kârını, zararını çok iyi hesap ederek bir işe girişmektir. Çünkü son pişmanlık para etmeyecektir ve ‘ah keşke’ sözleri, akılsızlığın neticesidir. Akıl; şunlar, şunlar doğru ise, şunlar da yanlıştır şeklinde bir mukayese ve muhakeme, karşılaştırma ve karar verme kabiliyetidir. İslamsız akıl, tek başına ilk ve mutlak doğruları bilemez, hayır ve şerri tayin edemez. İslamsız bütün nimetler ve saadetler eksiktir ve yetersizdir. Bu nedenle, ‘Bugün dininizi ikmal ettim ve nimetlerimi tamamladım’ ayeti en son indirilmiştir. Akıl; bir temyiz, iyiyi kötüden seçip ayırma yeteneğidir. Akıl; imanın ve İslam’ın emrinde en büyük nimet, nefsin ve şeytanın elinde ise, sebeb-i felâkettir. Düşmanlar ve canavarlarla dolu ıssız ve karanlık bir ormandan kurtulmak için, nasıl ki; 1-Tehlike bölgelerini ve güvenlik yollarını gösteren bir haritaya, 2-Doğru yön tayinine yarayan bir pusulaya, 3-Ve de çevremizi aydınlatacak bir ışığa ihtiyaç vardır. İşte, haksızlık ve şeytanlıklarla kaplı bir dünyada, selamet yolunu bulmak için de, Kur’an; bir harita, akıl; bir pusula, iman ise; önümüzü aydınlatan bir fener hükmündedir. Bunlar birbirinin tamamlayıcısıdır. Biri olmadan diğeri bir işe yaramaz ve kurtuluşa ulaştıramaz.” Erbakan Hocamız bütün bunları bu millete olan sevgisinden ve şefkatinden dolayı anlatmıştır.
İSLAM’IN DIŞINDA…
Erbakan şöyle diyor: “İslam’ın dışında, hiçbir hak ve hakikat kaynağı yoktur. Fen ve hikmet, sanat ve sanayi dahi, İslam’ın içindedir ve onun bir şubesidir. İlhamını Kur’an’dan almayan hiçbir ilim ve teknik asla hayırlı ve faydalı olamaz, şerden ve zarardan arınmış sayılamaz. Mutlaka yeterli ve yararlı olduğu savunulamaz. Felsefelerin ve filozofların birbirini inkârı, ideolojilerin devamlı çatışması, beşeri kanun ve nazariyelerin eskimesi ve değişmesi, hatta yapılan ilaçların bile, bir müddet sonra yan tesirlerinin anlaşılması, hep bu yüzdendir. İslam beş temel üzerine bina edilmiş bir hakikat sarayıdır ve hayat programıdır. Sadece bu beş şeyden ibaret zannedilmesi hatadır. Zira sadece bir kısmına inanmak ve yaşamak, İslam değildir. Dünyadan Ay’a gönderilen bir füzede bir milimlik bir açı sapması olsa, bu açı giderek büyüyecek ve neticede o füze, Ay’a değil başka bir gezegene gidecektir. Aynen bunun gibi, iman ve itikat konularında başlayacak çok az bir şüphe ve sapma bile, insanı giderek İslam’dan uzaklaştıracak ve bu sapıklık, sonunda sahibini cennete değil, cehenneme taşıyacaktır. İslam’ı, ‘ırkçılık’ gibi batıl ve bozuk şeylerle karıştırmak esasına dayanan sentezcilik, itikadi bir sapıklıktır. İslâm bize ve zamana uymaya mecbur değildir. Ama herkes ve her zaman, İslâm’a uymak mecburiyetindedir.” Selam hidayete tabi olanlara…