ERBAKAN HAFTALARI ve ERBAKAN I ANMAK, ANLAMAK VE ERBAKAN GİBİ YAPMAK vesilesiyle; İSLAM EKONOMİSİ ÇERÇEVESİNDE NECMETTİN ERBAKAN IN ADİL DÜZEN SÖYLEMİ (İrfan Ersin ve Cengizhan Yıldırım ın çalışması) akademik çalışma değerlendirmesinin SONUÇ bölümüne geldik Aslında çalışmada yazılanlar bir bu kadar daha var ama köşe yazıları olarak bu kadarla yetinelim ve daha fazlasını akademisyenlere bırakalım. Çalışmanın NECMETTİN ERBAKAN IN EKONOMİK SÖYLEM VE UYGULAMALARI adlı YÜKSEK LİSANS TEZİ nden türetilmiş olduğunu her yazının başında hatırlattık, tekrar hatırlatıyoruz. Son iki yazıda, çalışmanın SONUÇ VE DEĞERLENDİRME bölümü üzerinde durmuş olacağız...
Erbakan Hocamızı anmak, anlamak ve Erbakan gibi yapılması gerekenleri yapmak konusunda bu sene de bir nebze hatırlatmalarda bulunduk, elhamdülillah İnşallah, yaşayan yöneticiler ve gelecek nesiller bu hatırlatmalardan nasiplerine düşeni alır ve gerekenleri yaparlar
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Türk siyasi tarihinde ekonomik ve siyasal söylemleri açısından önemli bir kişilik olan NECMETTİN ERBAKAN, ideolojisinin oluşmasında İslâm dinini referans almıştır. Millî Görüş Hareketi ile siyaset sahnesine giren Erbakan, Millî Nizam Partisi, Millî Selâmet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisi yle Türk siyasetinde yer edinmiştir.
Türkiye ekonomisinin 1980 sonrası serbest piyasa rejimini benimsemesi, dönemin partilerini seçimlerde serbest piyasa kavramlarını kullanmaya itmiştir. Bu partilerden biri olan Refah Partisi, seçim beyannamelerinde ADİL DÜZEN sloganını kullanmıştır. Adil Düzen, siyasi, ekonomik, dini ve sosyal olmak üzere topyekûn bir idari düzen olarak tanımlanmıştır. Adil Ekonomik Düzen, Erbakan tarafından gerçek serbest piyasa düzeni olarak ifade edilmiştir. RP nin seçim sloganı Adil Ekonomik Düzen i diğer partilerin propagandalarından ayıran en önemli özellik, AED nin İslâmî hassasiyetler göz önünde bulundurularak hazırlanmasıdır.
ADİL EKONOMİK DÜZEN in Hakk a dayandırılması, peygamberler dönemine atıfta bulunulması, faize yer vermemesi ve bir ortaklık ekonomisi olması gibi sebepler bize AED i İslâm ekonomisi çerçevesinde değerlendirmeye yöneltmiştir. Nitekim İslâm ekonomisi, ortaklığı teşvik eden ve İslâm kaideleri üzerine kurulu bir sistemdir. AED, 31 temel esasa dayandırılmıştır. Bu 31 temel esasın 3 tanesi genel esaslar olmak üzere, 7 tanesi parayla, 7 tanesi krediyle, 7 tanesi vergiyle, 7 tanesi de sosyal güvenlikle açıklanmıştır.
ADİL EKONOMİK DÜZEN de devlete biçilen rol ile İslâm ekonomik sisteminde devletin görevleri örtüşmektedir. İslâm sisteminde devlet, serbest piyasayı koruyan, gerektiği yerde müdahale eden ve toplumun eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik ihtiyaçlarını gideren bir görev üstlenirken, Adil Ekonomik Düzen de aynı misyonu paylaşmaktadır. Bunları Adil Ekonomik Düzen in genel esaslarında görmek mümkündür.
ADİL EKONOMİK DÜZEN in para ile ilgili ilkeleri, piyasa sistemi ve fiyatlar meselesi İslâm ekonomisiyle benzerlik arz etmektedir. Şöyle ki AED, faizi reddedip, teorisini faizsiz bir yapı üzerine kurmaya çalışmıştır. Ayrıca parayı mala endeksleyerek, mal=para prensibini ön plana çıkarmıştır. AED de para, malı temsil eder ve para bir mal olarak kabul edilmez. Dolayısıyla sistem faize yer vermeyen, parayı piyasadaki mala ve üretime endeksleyen bir finans yapısı oluşturma gayreti içerisine girmiştir. Faizi şiddetle yasaklayan İslâm, parayı malın değer ölçüsü olarak kabul eder. İslâm sisteminde para, piyasadaki mal ve üretim karşılığında olmalıdır. Adil Ekonomik Düzen ile İslâm Ekonomisinde bu konudaki en önemli fark, AED de paranın kâğıt olarak temsil edilmesi, İslâm ekonomisinde ise paranın ağırlıklı olarak gümüş ve altın üzerine endekslenmesi ve bu madenler tarafından temsil edilmesi söz konusudur. Çünkü kâğıt paranın olduğu bir sistemde enflasyonist bir durum anlık oluşabilir. Ancak madenlerin geç üretilmesi ve piyasaya geç çıkması anlık bir enflasyonist durum meydana getirmez. Bu açı itibariyle İslâm sistemi ile Adil Ekonomik Düzen arasında bir farklılık olduğu söylenebilir. Ancak AED nin mala karşılık kâğıt para piyasaya çıkarması da İslâm sistemine aykırı bir durum teşkil etmemektedir. (Devamı var.)