Erbakan Hoca, ortaya koyduğu fikir ve icraatlar bakımından ilmi olarak incelenmesi gereken müstesna bir niteliğe sahiptir.
Bugün bu incelemelere her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır, zira isminin ve siyasi mirasının birçok kesim tarafından fütursuzca istismar konusu edildiği bir dönem yaşanmaktadır.
Esasında Erbakan Hoca’nın dünya görüşü, yaşam tarzı, idealleri orta yerde durduğu halde istismarı nasıl mümkün olmaktadır?
Kanaatimizce bunun en önemli sebebi, Erbakan Hoca’nın mücadele metodu olarak siyaseti benimsemesindendir. Onun siyasi bir kişilik olması bu istismar kanalının kullanımına imkân sunmaktadır. Zira siyasetin kendi içinde belli ölçülerde esnekliğe sahip olmayı zorunlu kılması ve siyasetçilerin de siyasetin bu konjonktürel yönünün muhatabı olması farklı siyasa mülahazalarla karşı karşıya kalmalarına neden olmaktadır. Herkes kendi baktığı yerden görmektedir.
Siyasetçiler çoğunlukla tarafgir değerlendirmelerin etkisi altında değerlendirmelere maruz kalmaktadır.
Dolayısıyla siyaseten onu anladığını düşünenlerin çoğu aslında yanlış ya da eksik anlamış olanlardan oluşmaktadır. Ki, bu büyük kitlenin içerisine hasımları kadar sevenleri de dâhil olmaktadır. Bunu kimseyi tahkir ya da hedef gösterme şeklinde bir niyetle söylemiyorum. Fakat ortaya çıkan manzara bu gerçekliğin belirtilmesini gerekli kılmaktadır.
Son dönemde partiler arası ittifaklarla ilgili süreç bahsedilen bu eksik yaklaşımların bir örneğidir. Kimileri Erbakan Hoca’nın bugün CHP’ye karşı AK Parti çizgisiyle birlikte hareket edeceğine vehmederken kimileri ise CHP ile birlikte olunması gerektiği ile ilgili onun geçmiş konuşmalarını paylaşarak meşru zemin oluşturmaya çalışmaktadır.
Hâlbuki iki bakış açısı da temelde hatalıdır. Hemen hemen bütün konuşmalarında sıklıkla dile getirdiği gibi Erbakan Hoca açısından temel ölçüt; Milli Görüş dışındaki partilerin arasında zihniyet bakımından bir fark olmadığı hususudur. Bu nedenledir ki, ömrü boyunca bütün partiler ile ittifak-koalisyon yapma iradesi ortaya koyabilmiştir. O halde Erbakan Hoca’nın ittifaklara bakışındaki temel hedefin; Milli Görüş’ün siyaseten güçlü hale gelmesini sağlayacak hamleyi yapmak olduğunu söylemek hakikati ifade etmek olacaktır.
Yine bir başka örnek, kimileri devlet eliyle fabrika kurmayı savunduğu gerekçesiyle Erbakan Hoca’yı devletçi olarak nitelerken kimileriyse sanayileşmeyi savunmasından ötürü kapitalist sistem yanlısı politikalar izlemekle itham etmektedir.
Bir yanda “yeşil komünist” olurken diğer yanda “kapitalist” ilan edilme durumu Erbakan Hoca’yı çözümlemeye çalışanların “siyasal tarafgirliklerinden” sıyrılamama durumu ile yakından ilintili durmaktadır.
Hülasa Erbakan Hoca’yı anlamak için girilen çabada Marksist, liberal, muhafazakâr, ırkçı ezberlerden yararlanmak istenen sonucu vermemektedir.
Elbette, bazı doğru tespitler yapılmaktadır. Ancak bunlar gözü kapalı girilen odada bulunan hayvanın farklı uzuvlarına dokunarak onun ne olduğunu tahmin etmeye çalışan insanların yaptığı değerlendirmeleri andırmaktadır. Sathi değerlendirmeler, bir bütünün kendi başına mana ifade etmeyen parçası gibi durmaktadır.
Böyle olunca herkesin kendi işine geldiği şekliyle oluşturduğu Erbakan portreleriyle karşı karşıya kalınmaktadır. Kimine göre anti-kapitalist, kimine göre muhafazakâr, kimine göre dindar, kimine göre devletçi Erbakan…
Onun için diyoruz ki, gerçek Erbakan’la tanışmak onun beslendiği siyasi-kültürel havzayı öğrenmekten ve ezberlerden kurtularak ortaya koyduğu idealleri tahlil etmekten geçmektedir.
Aksi takdirde iyi niyetli dahi olunsa Erbakan Hoca ya istismar edilmektedir ya da haksız ithamlara maruz bırakılmaktadır.
Hâlbuki Türkiye’nin ve dünyanın Erbakan Hoca’nın ortaya koyduğu vizyonu sahiplenmeye ve özellikle son döneminde işaret ettiği tehlikelere karşı önlemler almaya ihtiyacı bulunmaktadır!
Not: Vefatının 12. yıldönümünde muhterem Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mızı rahmetle anıyorum. Rabbimiz hepimizi cennetinde cennetlikler olarak buluştursun.