Tebeşir pazarlamasından, zaman zaman sendelese de koca bir medya imparatorluğuna…

Gazete, televizyon(lar), haber ajansı, pazarlama, batan finans kurumu…

Enver Ören’den söz ediyorum..

Ören, rahatsızlığı dolayısıyla hastaneye kaldırıldı..

Başbakan Erdoğan, çok eleştirilen Ergin Saygun’u ziyaret ettiği gün, Enver Ören’e de hastanede “geçmiş olsun” dedi.

Ören’in rahatsızlığıyla ilgili kritik bir süreç yaşandığı bilgisi geldi bana…

Enver Bey’in, 28 Şubat sürecinde özellikle TV gurubunun başına, gurubun yara almadan devamını sağlamak amacıyla, Kenan Evren’in eski Basın Müşaviri ve askere yakınlığı ile bilinen Ali Baransel’i getirdiğini biliyorum. 

Stres atan bilezik gibi promosyonlar vererek bile olsa, bir gazetenin tirajını, bu kurtlar sofrasında 1 milyonların üzerine çıkarmak o kadar da kolay bir iş değil.

Eski Başbakan ve eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal, desteğini hiç esirgemedi Ören’den...

Açılışını Turgut Özal’ın yaptığı, grubun Ankara Matbaa ve Tesislerinin hizmete girmesi töreninde ben de vardım. Ören ve Özal çok samimi iki arkadaştı…

Her ne kadar Özal sonrası kırılma yaşansa da…

Türkiye Gazetesi Başyazarı merhum Yalçın Özer’in, Tansu Çiller’in DYP’sinde politikaya atılması ve Belediye Başkan adayı olması bundan…

***

Bu bahsi kapatmadan Enver Ören’le ilgili bir anekdotu da aktarmak istiyorum;

Ören, 1999 yılı Milletvekili Seçimlerinden 2. sıradan çıkan ve koalisyon ortağı olacağı belli olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret eder..

Ören, sıcak hareketleri ve dokunmaları ile bilinen bir isim..

Ziyaret esnasında Ören bir ara eliyle Devlet Bahçeli’nin dizlerine dokunur..

Medya patronu, tüm gazetecilerin önünde hiç beklemediği bir ‘refleks’le karşılaşır:

-Bir daha elinizle dizime dokunmayın Enver Bey!

Bahçeli, Ören’in bu dokunuşundan rahatsız olmuştur.

Hatalarıyla, sevaplarıyla bir Türkiye gerçeği olan Enver Ören’e Allah’tan (cc) şifalar diliyorum.

Çay’da hayat…

Bugün Gazetesi’nden Gökhan Özdağ’ın haberi çok ilginç;

“Ankara Başsavcılığı tarafından yürütülen 28 Şubat soruşturması kapsamında Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir ile aynı odayı paylaşan emekli Tümgeneral Ünal Akbulut arasında ilginç bir olay yaşandı. Bir’in, astı olan emekli Tümgeneral Ünal’ı koğuşun çaycısı yaptığı öğrenildi.

Bir’in, Akbulut’a sık sık “Ünal çay demle, çay doldur.” talimatı verdiği belirtildi. Çay demlemekten bıkan emekli generalin Sincan Cezaevi yönetimine altı kez dilekçe verip, ‘şahsi nedenlerden ötürü’ odasının değiştirilmesini istediği bildirildi.

Elbette bu ‘uç’ bir olay…

Ama çay hayattır, hayat da çay…

Çaysız bir hayat düşünemiyorum.

Hele hele gazeteci iseniz…

Tam da yazıya oturmuşken ya da beyin fırtınası yapmak için yayın toplantısına başlamışken, Milli Gazete çaycıları Ahmet abinin, sevgili Muammer’in ellerinde çay tepsisi ile görünmeleri yok mu

Ohhhhhh!...

İşte çayda hayat…

NOT:  Bugün 18 Şubat 2013 Pazartesi. İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Du bakali n’olacak Takipçisiyiz…