İktidar seçim rüşveti olarak hemen hemen her kesime yağmur gibi yağdırıyor. Lakin bu yağmur, kuraklığı asla gidermiyor fakat kuruyan dudakları bir nebze de olsa ıslatıyor. Ne yazık ki bu yağmurdan engelli kesimine bir damla dahi düşmüyor. Öteden beri ötekileştirilen, sadece özel gün ve haftalarda hatırlanan bu kesimin oylarının olmadığı mı sanılıyor? Yoksa bu insanlar engelli diye oyları yarım mı sayılıyor? Bu insanlar sandığa gitmez diye mi düşünülüyor? Bu insanların seçme ve seçilme hakkı görmezden mi geliniyor?

Hâlbuki bu insanlar demokrasi âşığıdır. Sürünerek de olsa sandığa gider, iradesini kullanır, vatandaşlık görevini yaparlar. Sayıları da azımsanacak, küçümsenecek ve ciddiye alınmayacak kadar da değildir. On milyonlarla ifade edilen bu topluluk birlikte hareket etse ve bir parti kursa, yüzde yedi barajını yıkar geçerler. Bunları dikkate almayan, göz ardı eden siyasetçinin siyasi feraseti sorgulanmalıdır.

Bugünlerde, ittifak görüşmelerinin yoğun bir şekilde yapılarak; alınan kararların kısa bir zamanda tam tersi bir karara dönüşmesine şahit oluyoruz. Bu da siyasi ferasete bağlı mıdır değil midir bilemiyoruz ama bildiğimiz bir gerçek var. Atasözüdür, Velid’den pelit pelitten Velid doğduğu olurmuş. Bu yüzden çok da şaşırmamak lazım denebilir.

Saadet Partisi’nin CHP ile ittifak yapmasını eleştiren, Erbakan Hoca’nın ruhunu sızlatıyorsunuz diye saldıranlar şimdi bu gelişmelere ne diyecekler acaba! Sağlığında Erbakan Hoca’ya her türlü sözle hakaret edenlerin yanında olmak ne ile izah edilebilir. Bir kişinin kendisine hakaret edilmesi o kişinin kendisi tarafından affedilebilir, duymazlıktan da gelinebilir. Ancak bu hakaret kişinin bir yakınına, sevdiğine hele ki babasına yapılırsa, bunu umursamaması ya da affetmesi mümkün olmamalıdır.

Şimdi soruyoruz, bu hareket Milli Görüş’e ne sağlayacak? Bu hareketin geçmişte önünü kesenler şimdi sizin önünüzü mü açacaklar? D-8’leri yeniden harekete mi geçirecekler? İslam birliğini mi kuracaklar? Erbakan Hoca’nın “Hıristiyan kulübü” diye tarif ettiği Avrupa Birliği’nden vaz mı geçecekler? “Faiz dünya gerçeğidir” anlayışını terk mi edecekler? Kendi deyimleriyle “at izi it izine karıştı” deyip kurunun yanında yaşı da yakarak, KHK mağdurlarının ahından kurtulabilecekler mi? Şimdi siz bu vebale ortak olmayacak mısınız?   

Yirmi yıldır yapmadıklarını şimdi yeniden vaat ederek uyutma ve kandırma politikalarına devam ediyorlar. Bunu kendileri de gayet iyi biliyorlar ki bu sistem, bu rejim problemlere ve sıkıntılara çözüm olmuyor, aksine tek adam sistemi milleti umutsuzluğa sevk ediyor. Çaresi, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’dir. Çaresi Millet İttifakı’nın demokrasi tarihinde benzeri görülmemiş bir uyumla yazdığı mutabakat metninin uygulanmasıdır. Bu millet kendi kurtuluşunun kararını 14 Mayıs 2023 tarihinde verecektir. Ülkemize ve bütün insanlığa hayırlı uğurlu olsun. Gelecek Saadet ile gelecek.