Nerdeyse her hafta dile getirdik gerçek gündem saptırılıyor diye. Bundan olacak ki artık toplum kendi gündemini kendi oluşturuyor. Bu toplumun bir kesimi de engelliler… Sosyal medya gruplarında engelliler artık kendi gündemini oluşturuyor ve konuşuyor. Söz konusu gruplarda engellilerin gündemini bugünlerde meşgul eden konu; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı ile Engelliler Ankara Platformu’nun 18 Eylül 2019 tarihinde yapmış olduğu görüşmeler ve bu görüşmelerden çıkan sonucu, platform başkanının görüş ve düşüncelerini içeren bize gönderdiği yazıyı aynen takdim ediyoruz:
“22 Nisan 2018 tarihinde yapılan Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı’na ilişkin atamaların halen yapılmaması üzerine 9 ay 18 gündür verdiğimiz mücadele sonunda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk 18 Eylül’de randevu görüşmesi vererek sorunun çözülmesi için bizimle görüştü. Fakat bu görüşmenin sonucunda sınava giren 134 bin engelliyi mutlu edecek açıklamalarda bulunmadı. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2014/5780 sayı numaralı Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı Atama Yönetmeliği’ni açık açık ihlal etmektedir. Bu süreçte beklemekten yorulan atama bekleyen engellilerin sabrı kalmamıştır. Yoğun çalışma ve istişareler sonucunda 9 Ekim 2019 tarihinde, saat 13.00’de Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önünde eylem yapılması kararı alınmıştır. Atama bekleyen tüm engellileri bu mücadeleye destek vermelerini istiyoruz. Eylem organizasyonuyla ilgili WhatsApp gurubumuzda detaylı bilgilere erişebilirsiniz.”
Serzenişler bununla da bitmiyor. Görüşme heyetinin başkanıyla birebir görüştüğümüzde de bize söyledikleri Bakan’ın samimi olmadığı, buna örnek olarak da Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarında ve Diyanet İşleri Başkanlığı kadrolarında pozisyonlarına uygun engelli olmadığını söylemesi... Hâlbuki yüzlerce engelli öğretmen adayı atama bekliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı ise şartları ağırlaştırarak engelli almaktan imtina ediyor. Yani Bakanlık problem çözmek istemiyor, bahane üreterek adeta engellilerin önüne engel koyuyor ve maalesef problemler gittikçe büyüyor. Sadece Bakan’la görüşenlerin dile getirdikleri değil, ayrıca bize yazılı ve sözlü olarak ulaşan engelli vatandaşlarımızdan birisinin serzenişlerini aynen sunuyoruz:
“Merhaba ben Cemal Esen. Ben İzmir’de, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde 5620 sayılı kanunla çalışan geçici bir işçiyim. Engelli olarak çalışıyorum. Bizler KHK kararnamesiyle 9 ay 29 günle çalışanız. Artık 12 ay çalışmak ve önümüzü görmek istiyoruz. Bizler çok mağdur oluyoruz, kimse iş vermiyor. E-KPSS’ye girerek başkalarının önünü kesiyoruz ama kimsenin hakkını yemek istemiyoruz. Lütfen artık kanun değişsin, Cumhurbaşkanımız duysun ve engellilere sahip çıksın. İnsan gibi yaşamak istiyoruz, kadrolu olmak istiyoruz. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Cimer, Maliye Bakanlığı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e ulaştım. Fakat kimse dönüş yapmadı. Bizler insan yerine koyulmak, bu ülkede önümüzü görmek ve kadrolu olmak istiyoruz. Saygılarımla.” Yani insan yerine koyulmak ve insanca yaşamaktan daha masumane ne olabilir? Bu masumane talebin, isteğin, arzunun cevaplanmaması ve muhatap alınmaması akılcı bir siyasetçi davranışı değildir.
Diğer taraftan da yine çok konuşulan İstanbul Sözleşmesi… Geçtiğimiz Cumartesi günü Şuurlu Öğretmenler Derneği’nin Ankara’da yapmış olduğu Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Problemleri Sempozyumu’na katıldık. Konuşmacı hocaları dikkatle dinledik ve şu kanaate vardık: Bu İstanbul Sözleşmesi’ni hazırlayan, ona imza atan ve savunanlar bir şekilde engelliler. Ama ne tür engelli olduklarını tespit edemedik. O da sizin takdiriniz… Allah bu tür engelli olmaktan bizleri korusun, vesselam… (Âmin.)