Birkaç yıl öncesine kadar, engellilerin varlığı pek
hissedilmez ve bu insanlar gözden çıkarılmış birer eşya gibi kıyıya terk
edilirdi. Engelli çocuğa sahip aileler çocuklarını kabullenemez ve onların
bakımını üstlenmekten yakınır dururlardı. Fakat son yıllarda engellilerin
varlığı toplumun her kesiminde yoğun şekilde hissediliyor. Artık anne babalar
bu çocukları kendileri için bir meşakkat olarak görmeyip, sevmeyi ve katlanmayı
öğreniyorlar.
Geçmiş yıllarda, engellilerle çalışma ve onların engin
dünyalarını tanıma şansım olmuştu. Oysa bundan önce ben de her insan gibi bir
engellinin hayat boyu bakıma ihtiyaçlı olduğunu dolayısıyla üretme, hayata bir
şeyler katma fırsatı bulamadıklarını sanırdım. Onları tanıdığımda bu
düşüncelerimde ne kadar yanılmış olduğumu gördüm. Zira o insanlar, büyük meşakkatlerle
geçen hayatlarını faydalı işler yaparak tüketmek istiyor ve bunun için aktif
çalışıyorlardı.
O dönem birlikte çalıştığım Eylem bedensel engelli bir
hanımdı. Eylem koltuk değneğine arkadaşım diye sesleniyor ve o değneklere
tutunarak yürüyordu. Hayat onun için kolay değildir, o vaziyette evinin
işlerini yapıyor ve oğlu ile ilgileniyordu. Beş yıl aynı ortamda çalıştık ve
onun hayatının ne kadar meşakkatli olduğuna şahit oldum. Ancak ondan, hiçbir
şeyden şikâyet etmemeyi ve küçük şeylerden mutlu olmayı öğrendim.
Bir sabah vakti Eylem altı yaşındaki oğluna bir şeyler
anlatıyordu. O sırada içeri bir kadın girdi ve selam dahi vermeden Eylem e
döndü. Yazık, hareket edemiyor, bu vaziyette nasıl evlenip çocuk sahibi oldun
dedi. Açıkçası, Eylem in bu tavırlar karşısında öfkeleneceğini ve kadına
çıkışacağını düşünmüştüm. Fakat o gayet sakindi. Sen hayırlı bir şeyi istersin
Allah yardımcı olur, hiçbir şey bizden değil dedi. Kadın şaşkın vaziyette
Eylem in yüzüne baktı ve Maşaallah demekle yetindi.
Aynı gün ona bu tavrından çok şey öğrendiğimi
söylediğimde, bana döndü ve şöyle dedi: İnsanlar bize acıyor, engelli,
konuşamıyor, yürüyemiyor, göremiyor diyorlar. Bu doğru, yürümekte, görmekte,
hareket etmekte, konuşmakta ve yaşamın her alanında büyük güçlüklerle karşılaşıyoruz.
Ama Cenabı Allah o kadar merhametli ki, koca bir toplumu bize hizmetkâr kılıyor
ve insanların yardımını ayağımıza getiriyor. Yolda yürürken hiç tanımadığım
insanların kolumdan tutup beni karşıya geçirdiklerine şahit oluyorum, gittiğim
her ortamda bana öncelik veriyorlar. Komşum pişirdiği yemekten getiriyor,
evimin temizliğini yapıyor, hasta olduğumda yakınlarımı başucumda buluyorum.
Allah insanların merhamet duygularını harekete geçiriyor ve bize yardımlar
gönderiyor. Ben Allah a hep hamd ederim. O nun nimetlerini nasıl inkar
edebilirim. Sabah kalktığımda, güneşin doğuşundan, çiçeklerin kokusundan,
oğlumun gülüşünden, nefes alıp vermekten, sevdiklerimi görmekten mutlu
oluyorum. Allah bana doğru bakmayı nasip etti ben daha bu dünyadan ne isterim .
Eylem hayatı o kadar mutlu yaşıyordu ki engel durumunu görmüyordu bile. Fakat
insanlar onun iç dünyasını bilmediklerinden hep acımaklı bir gözle
bakıyorlardı.