HARİCİYE ile ilgili yazı en zor yazı dır. Zira yazınız
yalnızca dahilde değil, hariçte de tâkip edilmektedir. Oysa siz efrâdını câmi,
ağyârını mâni bir yazı yazmak istiyorsunuz. Gel de çık işin içinden.
Bismillah diyerek başlayalım.
Başlayalım dedik de, yıllar önce bu işe başlayanlar, ilk
düğmeyi yanlış iliklemiş. Sonrakiler de Ağamızın vardır bir bildiği deyip o
yanlış ilikleme üzerine devam etmişler. Ülkemizin gerçek dostları , dost
gözüken düşmanları , düşmanların dostları , düşmanların düşmanları birbirine
karışmış. İttifaklara girilmiş. Düzinelerle gizli anlaşmalar yapılmış. Yığınla
taahhütler verilmiş. Dost gözüken düşmanlar dört bir yanımızı çepeçevre
kuşatmış. De gel de çık işin içinden.
Eskiden evlerde, işyerlerinde ibretâmiz levhalar asılı
olurdu. Bir tanesi, Dost istersen Allah yeter diye başlardı. Bu söz etkili
kişilerce unutulmuş. Allah ile dostluk unutulup da Allah ın düşmanları dost
tutulunca her iş ters gitmeye başlamış.
Şöyle bir düşünülsün; şimdiye kadar dost tutulanlar, dost
bilinenler bize ne yaptı Zerre kadar menfaatleri dokundu mu Oysa biz onların
uğruna ne fedakârlıklarda bulunduk. Kore de canlar verdik. Toprağımızı,
mahremimizi onlara açtık. Bizi de aranıza alın! diye neler yapmadık neler
Bir tek ellerimiz üzerine amuda kalkmadığımız kaldı.
Oysa yapılması gereken gerçek politika her zaman
ülkemizin menfaatlerini ön plana almak olmalıydı. Dost gözüküp de bizi arkadan
vuranlara, sarı yılanlara, kara yılanlara karşı onların hasımları işbirliği
yapmalıydık.
Sözü tarih boyunca bize karşı kullanılmış olan Rusya ya
da getirmek istiyorum. Bir yazımda bu ülkenin bilhassa İngiltere tarafından
kullanıldığından bahsetmiştim. Geçmişteki Osmanlı-Rus savaşlarında karıştırıcı
parmak o ülkedir. Bugün de öyledir. Durumdan vazife çıkardılar, deli Çar ın
vasiyetini yerine getirmek sırasıdır deyip Suriye ye daldılar. Böylece
Kırım dan sonra bir toprak parçasını daha ülkelerine dahil edecek, kolayca
sıcak denizlere inme hayalini gerçekleştireceklerdi. Bunu yaptılar, belâlarını
buldular, bulacaklar. İmam Şamil in torunu Said Şamil le 1979 da yaptığım bir
röportajda komünizmin yıkılacağını, Rusya nın parçalanacağını, Moskova
etrafında toplanan küçük bir devlet haline geleceğini söylemişti. Bakınız
merhum Said Şamil 36 sene önce ne demişti:
Bu hal uzun zaman devam edemez. Çünkü Rusya o kadar
yabancı unsuru içine almış ki, kendisi ekalliyet halinde kalmıştır. Ruslaşma
olmuştur, ama o kadar değil. Komünizmin akidevî bir yönü olmadığı için, bir din
yerini tutamadığı için Rusya sırıtıyor. Bu itibarla Rusya er-geç yıkılacaktır.
Ve Rusya tamâmen eski sahasına girmese bile Moskova etrafında toplanan küçük
bir devlet haline gelecektir. Fakat bu ne zaman olur, nasıl olur, onu bilemem.
Rusya nın hayatiyetini devam ettirmesi, Müslümanlarla,
hususen ülkemizle iyi geçinmesine bağlı. Şayet Putin, İran liderine hediye
ettiği Kur ân-ı Kerim i kendisi okumuş, ya da bilenlere okutup dinlemiş
olsaydı, huzur ve saadetinin nerede olduğunu görürdü. Çeçenistan ın hakiki
sahipleri ile işbirliği yapmak dururken münafıklarla işbirliğine girmezdi.
Cevher Dudayev gibi aklı başında bir yiğide kıyma akılsızlığında bulunmazdı.
Bir zamanlar D-8 kurulmuş, bölgede barış, huzur ve sükûn
havası esmeye başlamıştı. Derken bu projenin mîmarı merhum Prof. Dr. Erbakan
hoca hedef alındı ve o proje imha edildi. Bir ara, Suriye, Irak, İran ve
Ürdün e pasaportsuz, kimlikle seyahat gündemde idi. Tam da güzel bir hava
meydana gelmişti. Suriye allak bullak edildi. Sözü şuraya getirmek istiyorum.
Ne vakit ülkemizin ve bölge ülkelerinin ve halklarının menfaatleri ön plana
çıksa, birileri tekere çomak sokuyor. Sonra da o mikserlere dost deniliyor.
Kucak açılıyor. İnsanın böyle dostları (!) olduktan sonra düşmana gerek yok ki
Rabbim bütün Müslümanların ve ülkemizin yâr ve yardımcısı olsun. İşimiz
gerçekten zor.