EMPERYALİZMİN İslâm dünyasına karşı yaptığı saldırı ve

katliamlar durmak bilmiyor. Hatta Ramazan ayında söz konusu teröristçe

saldırıların daha da şiddetlendiğini görüyoruz. İki sene önce Arakan

Müslümanlarına, yakmak dâhil; akla hayale gelmeyen vahşetler uygulanmıştı.

Geçtiğimiz sene Mısır, ABD ve İsrail destekli bir darbe ile karşı karşıya

kaldı. Mısır halkı aylarca meydanlarda sabahladı. Bu sene Irak ve Filistin in

başına gelenler yaramızın kanamaya devam ettiğini gösteriyor. Şiddet ve

katliamın Ramazan ayında tırmanışa geçmesi, Yoksa bu, emperyalizmin İslâm

âlemine karşı bir gazabı mı sorusunu akla getiriyor.

Irak, 11 senedir bir türlü durulmadı.

Siyonist-emperyalist güçler orada korkunç oyunlar oynuyor. Din, mezhep, ırk,

bölge gibi ne kadar ayrılık unsuru varsa hepsini sonuna kadar körüklüyorlar.

Irak ı çok parçalı hale getirip yutmak istiyorlar. Şimdi Irak, IŞİD olayı ile

birlikte, son yılların en karışık bir dönemini yaşıyor. Bunun Ramazan ayında

yaşanması tesadüf mü dersiniz

Filistin, 1948 den bu yana gün yüzü görmedi. Şiddet,

saldırı, katliam, bombardıman Huzursuzluğun her çeşidi ile karşı karşıya

kaldı. Bildiğiniz gibi, Batı Şeria da 3 Yahudi genç kaçırılıp öldürülmüştü.

İsrail bu olayı bahane ederek Filistinlilere karşı saldırı üstüne saldırı

düzenliyor. İntikam ve yok etme anlayışıyla hareket ediyor.

Bu amaçla Gazze defalarca bombalandı. Saldırılar Ramazan

ayıyla birlikte artarak devam ediyor. Arama yapmak bahanesiyle insanlar

evlerinde rahatsız ediliyor. Bir kısmı evinden götürülüyor. Siyonist caniler,

Filistinlilerin Mescîd-i Aksa da namaz kılmalarına bile izin vermiyorlar.

Ramazan ayının girmesiyle birlikte, işi çılgınlık boyutuna ulaştırdılar.

MÜSLÜMANLARI İMHA PLANI

Yaşananları gördükten sonra F. D. Roosewelt in şu sözü

aklıma geliyor: Politikada hiçbir şey tesadüf değildir. Bir şey vuku

buluyorsa, o hadisenin bu şekilde zuhur edeceğinin önceden plânlandığından emin

olabilirsiniz.

Bu olaylar devam ederken, Anadolu Gençlik Derneği Genel

Başkanı Salih Turhan, yaşananların Siyonist plânın bir uygulaması olduğunu açıkladı:

Siyonist stratejinin nasıl işlediğini bilen herkes şundan emindir ki, bu üç

gencin kaçırılması ya da kaybolması ve öldürülmesi olayının ardında da İsrail

istihbaratı vardır. (4. 7. 2014)

Sayın Turhan, bu analizinde önceki yaşananları örnek

gösteriyor: İsrail, temelleri Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından atılan D8

projesini inkıtaa uğratmak ve engellemek için Türkiye de postmodern darbe

sürecini; ABD de 11 Eylül İkiz Kuleler Saldırısı nı organize etmiştir.

İkiz Kulelerin vurulma sebebi ifşa olmuştur. İnsanlığın

yaşadığı bunalım konusundaki çözümün İslâmî prensiplerde olduğu gerçeği

anlaşılmaya başlamıştı. Siyonistler, bu gerçek anlaşılmasın diye 11 Eylül

saldırısını plânladılar. El-Kâide yi yönlendirerek, Müslümanları şiddet ve

terör yanlısı insanlar olarak göstermeye çalıştılar. Bu olayları vesile ederek

insanları İslâm dan soğutmayı amaçladılar. Olay günü hiçbir Yahudi nin işine

gitmemiş olması her şeyi ispat etmeye yetmektedir.

Siyonistleri çıldırtan olaylardan biri de, Hamas ve

Fetih in Filistin in geleceği için ortak hareket etmek için anlaşma

imzalamalarıdır. Emperyalizm, Müslümanların bir bütün olması ve güç

kazanmasından rahatsız oluyor. Yalnız bu olay bile, bütün kurumlarıyla İslâm

Birliği nin kurulmasının aciliyet kazandığını göstermiyor mu  

HUZUR VE BARIŞ İÇİN

Yaşanan vahşet ve facialar yalnız bu anlatılanlarla

sınırlı değil. Ramazan ayında insanın kanını donduran başka olaylar da var.

Çin yönetimi, Doğu Türkistan da yaşama ve inanç

özgürlüğünü katleden uygulamalar yapıyor. Müslümanların namaz kılma, oruç tutma

hakları bile ellerinden alınıyor. Hanımların başörtü takması, erkeklerin sakal

ve bıyık bırakması yasaklanıyor. Dinî ve kültürel alanda aşırı bir baskı var.

Doğu Türkistanlılar; yaşama, inanç ve seyahat hürriyeti istiyorlar.

Karabağ dan gelen haberler bundan farklı değil.

Ermenistan işgal altındaki dağlık Karabağ Bölgesi nde camiler domuz ahırı

haline getirilmeye başlanmıştır. Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, bu insanlık

dışı olayı TBMM gündemine taşıdı. Bir fâcia haline dönüşen iğrenç olayın

resimlerini milletvekilleri ve basına gösterdi.

Bu insanlık dışı olaylar yaşanırken, dünyadaki 1 milyar

800 milyon Müslüman buna sadece seyirci mi kalacak Kardeşlerimize karşı bir

duyarlılık göstermeyecek miyiz Bu kadar mı dünyevîleştik Rabbimizin Müminler

ancak kardeştirler. (Hucurât, 10) buyruğu -hâşâ- bizce bir anlam ifade etmiyor

mu Kutlu Nebi nin (s.a.v) Müslüman, kardeşini yardımsız bırakmaz. Onu düşmana

teslim etmez (Buhârî) buyruğunun gereğini yerine getirmeyecek miyiz

Başınızı kaldırıp dünyaya bir bakınız! Bütün dinlerin

mensupları, kendilerini emniyete alacak, geleceklerini devam ettirecek

uluslararası kurumlarını oluşturmuş durumdadırlar. BM, NATO, AB bunlar

arasında. Ya bizim kurumlarımız nerede Biz, geleceğimizi yabancıların insafına

mı bırakacağız Başımıza gelenler bizim bıraktığımız boşluğun karşılığı.

Emperyalistler sahipsiz ve zayıf bulduklarına kuduz misali saldırıyorlar.

İslâm ı bilen Müslüman yönetici ve ilim adamları

sorumluluklarını ne zaman idrak edecekler Yoksa çemberin hızla daraldığının

hâlâ farkında değil miyiz