Ne demek empati yapmak?
Edebi olarak şöyle tarif etmişler:

Bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durumu, gerek fikri gerekse fiili olarak davranış ve tepkilerini anlamak için kendini onun yerinde farz etmek.

Yaşanan olayları hakkıyla kavrayabilmek için empati yapmak da bir metottur.
Bu yazımızda empati yapmaya örnek olarak bir senaryo üretmeye çalışacağız.

Irak diktatörü Saddam Hüseyin, bir tarihte Rusya’nın desteğini ve yardımını alabilmek için Moskova’ya gider. Yapılan görüşmeler neticesinde Moskova, şartlarını dayatır.

“Bizim Türkiye üzerinde emellerimiz var. Bir bahane bularak işgal etmek ve sömürmek istiyoruz. Irak olarak sen bize bu konuda yardım edeceksin. Bunun için senin topraklarını kullanacağız. Limanlarından, havaalanlarından mühimmat ve asker geçireceğiz, bunları sen kontrol dahi etmeyeceksin. Hava koridorunu bize kullandıracaksın. Üslerinden faydalanacağız. Bize yiyecek, içecek, lojistik ve askerlerimize moral desteği vereceksin. Gerekirse askeri güç olarak da fiilen bize destek vereceksin. Biz Ankara’ya ilk bombamızı attığımızda senin hazinene 8,5 milyar dolar parayı aktarmış olacağız.”
Saddam ülkesine dönünce, Rusya’nın desteğini almış olmasını bayram havasında halkına anlatır.

Kısa süre sonra zorba Rus’un zalim askerleri harekete geçer. Irak’taki üslerden 4990 sorti, (yani kalkan bomba yüklü uçak sayısı) yaptıktan sonra karadan işgal başlatır.

Her bir sorti ile Türkiye genelinde yüzlerce ev, cami, altyapı yerle bir olurken, yüzlerce sivil, asker, çoluk, çocuk, kadın, erkek çığlık atmaya bile fırsat bulamadan enkaz altında can verir. Misal olarak Felluce’ye benzetilen İstanbul’un kubbe ve minare silüeti mahvolur. Şehirler harabeye döner, sanayi tesisleri yerle bir olur. Kısa süre sonra on binlerce Moskof keferesi sınırlarımızı aşarak karadan gelip işgale başlar. Bu bir katliamdır. Yüz binlerce, belki de milyonlarca vatandaşımızı katlederler. İffetlerimize tecavüz edip mukaddeslerimizi çiğnerler. Çocuklarımızı alıp bilinmeyen yerlere götürürler. Saddam’ın yönetimindeki komşumuz Irak, bu zalim ve canilere her türlü lojistik desteği verir. Bu yetmezmiş gibi “Türkiye’ye demokrasi götürmek için mücadele eden kahraman Rus askerlerinin görevlerini başarı ile tamamlayıp, sağ salim ülkelerine dönmesi için dua ediyorum” diyerek sapladığı hançeri içeride döndürür. Ülkemiz harabeye döner. Zenginlik kaynakları tümüyle Rusya’ya aktarılır. Ruslarla birleşen yerli işbirlikçiler, cumhurbaşkanımızı ipe çekerler.

Ruslar, yaptıkları tahribatı ve sömürüyü belki de kâfi görerek Türkiye’den çekilme arzularını açıkladıklarında Saddam, feryat eder:

“Erken gitmeyin, demokrasiyi yerleştirmedikçe Türkiye’den çekilmeyin!”
Bu kadar empati yeterli midir, Irak’ı ve Müslümanları anlayabilmek için?
Şimdi bir iki soru soralım:

Böyle bir olay gerçekleşse idi, acaba halkımız Irak’ın Müslüman bir ülke olduğunu düşünebilir miydi?
Böyle bir olay gerçekleşse idi, acaba halkımız Saddam’ın, bırakın kahraman olmasını, Müslüman olduğuna inanır mıydı?

Böyle bir olay olsaydı, acaba halkımız diğer Müslüman ülkelerin, bırakın yardıma gelmesini, zalime destek vermiş olmalarını nasıl karşılardı?
Böyle bir olay olsaydı Türkiye’deki halk ve yöneticiler neden “İslam Birliği” kurulmuyor, diye feryat etmezler miydi?

Biz de saçmaladık galiba!
Böyle empati mi olur?
Böyle bir olayın bırakın Irak ile Türkiye arasında olmasını, başka Müslüman ülkelerin arasında gerçekleşmiş olma ihtimali var mıdır?
Ama yine de empati empatidir.
Suriye için, Libya için, Afganistan için benzer empatiler yapsak faydalı olur mu acaba?


UFUKLAR KARARDI

Millî Görüş’e ihanet kararı,
Nasıl rezil bir karardı?
Milletim gördü en büyük zararı,
Ülkelerin ufku karardı.