Empati kavramı, bencilliği hayat düsturu haline getirmiş
Batı toplumunun keşfettiği yeni bir kavram olarak sunulmaya çalışılsa da, İslam
toplumlarının dinamiklerinde öteden beri var olan ve benimsenen bir yöntemdir.
İslam birey ve toplumların yaşamlarını düzenlerken kardeşlik duygusunu merkeze
alır ve insanlara dayanışmayı tavsiye eder. Ötekini anlayabilmekle
sınırlandırılan empati kavramına daha geniş bir perspektiften bakar ve buna
dayanışma aktivitesini de dahil eder.
Bireysel hücrelerden çıkamayan Batı insanı ekonomik
olarak her türlü imkâna sahi olsa da, içine düştüğü ruhsal kaostan
kurtulamıyor. Çünkü ben duygusu ile hareket etmek insanın fıtratıyla uyumlu bir
durum değil, aksine insan ötekiyle bir arada yaşama ve hemhal olma ihtiyacı
içindedir. Batı içine düştüğü çıkmazdan sıyrılabilmek için empati kavramını
gündemde tutmaya çalışıyor. Fakat Batı kültürünün dillendirdiği empati kavramı
temelinde eksiktir. Çünkü derdi olan insanın sadece anlaşılmaya değil aynı
zamanda tutacağı bir ele de ihtiyacı vardır. İslam kültürü insanı hiçbir zaman
etten kemikten müteşekkil bir varlık olarak görmemiş, onun duygularının da
olduğunu dikkate almış ve fertlerin birbirlerini anlamalarını ve sıkıntılarını
gidermelerini tavsiye edilmiştir. Kültürümüzde buna hemhal olmak denir. Yani
karşımızdaki kişiyi anlamanın ötesine geçip el uzatmak, yardımcı olmak
Kültürümüzde nesilden nesle aktarılan dayanışma duygusu
toplumda önemli bir boşluğu doldurur. Mesela insanlarımız yakını vefat eden bir
kişiyi anlamak ve acısını dindirmeye çalışmakla yetinmezler. Bunun yanında ölen
kişinin evine yemek götürülür, hatıralar yeniden yad edilir, yardım ve destek
faaliyetleri ailenin ihtiyacı ortadan kalkıncaya kadar devam eder. Oysa bunun
tek başına empati ile gerçekleşmesi mümkün değildir. Buna hemhal olmak da dâhil
edilmelidir.