Açmazlar ülkesi Türkiye nin tuhaf halleri bulunuyor. Aslında bu yazı başlığı salt bir kişiyi ilgilendirmiyor. Bu çarpıcı örneğin birçok alt başlığı ve içeriği bulunuyor.

İnsanın rızkıyla oynamak kadar tehlikeli bir şey yok. Allah yarattığı hiçbir canlının rızkını kesmiyor. Kul ya da onun dışındaki bütün canlıların rızklarını veriyor. Çölaşan yükünü almış biri olabilir, ama hiçbir zaman bu gibi durumlar onaylanabilinir değil.

Emin Çölaşan ın ne yazılarını, ne üslubunu, ne tutumunu beğeniyorum. Benim dünyamın dışında. İlgim hiç de onun üzerinde değil. Yazılarını, katılayım ya da katılmayayım okur[d]um, bazen hiç okumazdım. Fakat burada çok ilginç bir durum söz konusu. Yazılarımda sık vurguladığım önemli bir durum var. Mafya ve benzeri örgütler, tetikçilerini, kendilerine yararlı olduğu müddetçe kullanırlar. Şirketler de yapı bakımından mafya örgütünden farklı değiller. Ama zarar vermeye başladığında, ya da işleri bittiğinde ya ıtlaf ya da bir biçimde bertaraf edilirler.

Çölaşan, Hürriyet in en çok okunan yazarlarındandı. Kendisinden ve üslubundan kaynaklanan bir durumdu bu. Birçok davaya konu olur, davalar kaybedilir, patron tazminatlarını üstlenirdi. Akepe iktidarıyla ilişkiler düzlemine bakılırsa patronun zarar göreceği belli. Üstelik POAŞ olayında bir kıyak bile söz konusuydu. Büyük Patron ile Medya Patronu arasındaki ilişkiler her zaman önemli. Patron kavramı şahsıma ait değildir. En sevmediğim ifadelerden biri. Vakti zamanında Millî Görüş hareketinden ayrışma söz konusu olduğunda, Patron un en yakınlarından biri bana gelmiş, onunla birlikte hareket etmemi önermişti. Ben de ilkelerim gereği reddetmiştim. Bugün, dün olduğu gibi hiçbir zaman gözüm arkada kalmamıştır. Çok şükür ki etmemişim. Konuşmamızın ve gerekçelerimizin epeyce ayrıntısı vardır. O zaman elçiye, "Bu hırs ve bu acele niye " diye sormuştum. "Patron öyle karar verdi" demişti. Elçi iki dönemdir milletvekilliği yapıyor, düşüncesinin arka planını oluşturanlardan biridir de. Onun için ikide bir "patron" deme durumunda kalıyorum. Zaten büyük patron da kendisine "patron" denilmesinden hoşlanıyor. Millî Görüş çizgisinden ayrılışın en temel ayrıntılarından birini bu bakış oluşturuyor. "Patron olma" sevdası. Allah, kim ve ne olursa olsun isteyene verir, bu ayrı bir konu. Tabiî ki, Büyük Patron Medya patronundan hiç de farklı değil. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına gelir gelmez birçok kimseyi "Büyükşehir Belediye vatandaşlığı"ndan attı. Hatta, üçüncü dönem, yani Akepe dönemi belediyesinde de geçmişte kendisine il başkanlığı yapmış Ali Yılmaz Örnek dahil, eski çalışma arkadaşlarından Millî Görüş partisinde kalan 40 a yakın kişiyi "Büyükşehir Belediye Başkanlığı vatandaşlığı"ndan, gözünü kırpmadan attırmıştı." Atılanlardan biri Hastanede yoğun bakımdaydı, biri hastanede anjiyo geçirmiş, tam da test makinasının altında iken haber almıştı. Patronlar acımasızdırlar. Kul hakkı ve rızık onları çok da ilgilendirmiyor.

Büyük patronun baskısı sonucu medya patronu bir tetikçisini Hürriyet vatandaşlığından attı. Bir başkası da bunu kendine yediremedi. Kendisini bir kayıkta bulmuştu, bu kayığın küreklerini çekmeye devam mı edecekti, bırakacak mıydı, okuruna bile soruyordu. Bekir Coşkun. Bir tarafta, Medya patronunun içini cızz ettiren şey, istemeyerek has bir tetikçisini kapıya koymuş, tiraj düşüşü bile yaşamıştı. İşte tam bu zamanda bir başkası imdadına yetişti.

Bu nasıl böyle doğaçlama stratejik olaylar yaşanıyor da her şey bir anda ters yüz olabiliyor. Bekir Coşkun olayı Hürriyet e yeniden bir hava getirmiş oluyor. Sayın Başbakan ın sayın Coşkun a dış kapıyı göstermesi niçin bu kadar büyütüldü anlamış değilim. Sayın Genel Yayın Yönetmeni sayın yazarına kapıyı gösterdiğindeki durum çok mu farklı Al birini vur ötekine.

Tabiî medya patronu ile Büyük Patron arasında ciddi ilişkiler bulunuyor. Bunu de gazetenin Genel Yayın Yönetmeni sağlıyor. Seçim öncesinde Otel odasındaki çıkışta büyük patron ile Medya Patronunun Genel Yayın Yönetmeninin aynı karede yer alışları gözlerimin önünde. İlk kez bu Genel Yayın Yönetmeni hem de "Kayseri Mitingi"ne katılıyor. Seçim boyunca da Doğan Holding medyası doğrudan ya da dolaylı olarak Akepe ye ciddi destek veriyor. Çünkü stratejiler aynı merkezden durumları geliştirdikleri için, taktikler de ona göre geliştirilir. Ters reklam da reklamdır sonuçta katkı sağlar. Bundan en çok da yararlanan Akepe dir. Neyse konumuz bu değil. Tuhaf bir oyun oynanıyor. Bizim safdil Müslümanlar da "Emin Çölaşan ın Hürriyet in vatandaşlığından atılışı"nın bayramını kutluyorlar. Ne büyük bir zafer! Kimileri malzemelerini yitirdiği için üzülüyorlar.