Yeni hukuki yaklaşıma göre, binanın dış cephesinde yapılan bu tarz estetik ya da yapısal değişiklikler artık kişisel bir özgürlük alanı olarak değerlendirilmiyor. Resmi projeye aykırı şekilde hayata geçirilen uygulamalar, komşuların şikayeti üzerine kaçak yapı muamelesi görebilecek. Üstelik bu durum sadece tuğla veya betonla yapılan kalıcı bölmeleri değil, son yıllarda son derece popüler olan modern cam sistemlerini de kapsıyor. Yasal prosedürlere uyulmadan yapılan tüm bu işlemler, mülk sahiplerini yüksek maliyetli yıkım kararlarıyla karşı karşıya bırakabilir. Uzmanlar ise evinde tadilat planlayan herkesin öncelikle resmi evrakları titizlikle incelemesi gerektiği konusunda önemli uyarılarda bulunuyor.

İşte O 11 Il! 500 Bin Konut Projesinde Bu Hafta Kura Çekilecek Iller Belli Oldu (1)

Yargıtay tarafından verilen yeni emsal karar, çok katlı binalarda yaşayan mülk sahiplerinin kendi alanlarında diledikleri gibi tasarrufta bulunamayacağını net bir şekilde ortaya koydu. Apartman ve sitelerde estetik ya da yalıtım amacıyla sıkça tercih edilen balkon kapatma işlemleri, onaylı mimari projede yer almadığı takdirde yasal engellere takılacak. Kat Mülkiyeti Kanunu'nun getirdiği düzenlemeler doğrultusunda, binanın dış görünümünü değiştiren her türlü müdahale artık ortak alan bütünlüğünü bozduğu gerekçesiyle sıkı bir denetime tabi tutuluyor. Bu durum, komşulardan gelecek tek bir şikayetle yasal bir krize dönüşebilecek boyuta ulaştı.

Cam balkonlar da yasal kıskaca girdi

Birçok konut sahibinin kalıcı bir tadilat olmadığı düşüncesiyle rahatça yaptırdığı cam balkon uygulamaları, sanılanın aksine hukuki korumaya sahip değil. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, binanın dış cephe mimarisini ve genel estetiğini değiştiren bu modern sistemler de yasal prosedürlere tabi tutuluyor. Bir mülk sahibinin balkonunu ya da terasını herhangi bir yöntemle kapatabilmesi için, binadaki kat maliklerinin en az beşte dördünün (4/5) yazılı onayını alması zorunlu kılınıyor. Bu izin mekanizması işletilmeden, apartman yönetiminin haberi olmadan yapılan tüm değişiklikler doğrudan resmi projeye aykırılık olarak kabul ediliyor.

Resmi metrekare ile fiili durum uyuşmuyor

Projesiz ve izinsiz şekilde hayata geçirilen bu alanlar, hukuki boyutun yanı sıra gayrimenkulün ticari değerini de doğrudan olumsuz etkiliyor. Tapu kayıtlarında ve resmi mimari projede açık alan olarak görünen bölümler kapatıldığında, evin fiili kullanım alanı ile resmi evraklardaki metrekaresi arasında ciddi bir tutarsızlık meydana geliyor. Bu durum, taşınmazın ilerleyen dönemlerde satılması ya da kiralanması aşamasında taraflar arasında büyük mali anlaşmazlıklara zemin hazırlıyor. Ekspertiz raporlarında ortaya çıkan bu uyuşmazlıklar, ev sahiplerini alıcılar karşısında zor durumda bırakabiliyor.

Masraflar tamamen boşa gidebilir

Hukukçular ve gayrimenkul uzmanları, evinde bu tür bir yenilik yapmayı düşünen kişilerin öncelikle tapu kayıtlarını ve apartman yönetim planını incelemesi gerektiğini belirtiyor. Gerekli yasal zemin hazırlanmadan, "nasıl olsa benim evim" düşüncesiyle kapatılan alanlar için mahkemelerden "eski hale getirme" kararı çıkabiliyor. Belediye denetimleri ya da huzursuz olan bir komşunun şikayetiyle başlayan yargı süreci, mülk sahibinin yaptığı tüm masrafların boşa gitmesiyle sonuçlanıyor. Karar neticesinde daire sakini, kapatma işlemlerine harcadığı bütçenin yanı sıra alanı kendi imkanlarıyla yeniden eski açık haline getirmek zorunda kalıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ