Bazı vatandaşlar akşam televizyonda Cumhurbaşkanı’nın açıklamasını dinlemiş sabah kalkar kalkmaz soluğu SGK’da almış. Cumhurbaşkanı açıklama yapınca sabahleyin emekli olacağını sanan vatandaşlara neyi nasıl anlatacaksınız ki! SGK bile artık komediye dayanamamış açıklama yaptı; kanun yürürlüğe girmeden kimseye maaş bağlanamaz diye. Cumhurbaşkanı’nın konuşmasını kanun sanan vatandaşların seviye meselesini bir tarafa bırakarak asıl ‘neden kanun sanılıyor’ onun üzerinde durmak lazım. Ekrandan görüp konuşması işine gelen herkesi şahsen tanıdığını sanan vatandaşlarımız, aynı kişilerin her sözüne anında inanıyor. Dünkü söylediğine inanıyor bugün dünkü söylediğinin tam tersini söylüyor ona da anında inanıyor. Bunun hangisi doğru sorgulaması yok. Dünkü söylediği doğru ise bugünkü söylediği yanlış, dünkü söylediği yanlış ise bugünkü söylediği doğru yerine her ikisi de doğru olarak inanmak bir ‘insanilik krizi’ değil midir. Buradaki ‘kriz’in iki yönü var.

Birincisi, hükümetin bakanları var; bakanlar kendi alanlarıyla ilgili çalışmalar yapıyor ama açıklamayı Cumhurbaşkanı yapıyor. Neden? Aynı açıklamayı ilgili bakan yapsa yanlış mı olur? Hayır. Açıklamayı ilgili bakan yapsa popülerliğin derecesi düşer diye korkuluyor. Ne de olsa bakan gidici ağa kalıcı! Yirmi yıllık ‘kalmak’ kalmak olarak görülmüyor ya da kalmaya doyulmuyor. ‘Kalmak’ sonunda ülkenin başına çorap örülmesine neden olabilir. Irak, Mısır ve Suriye’de olduğu gibi. Bunu hiçbir Türk vatandaşı elbette istemez. Devletin bekası ve işlerliğini kendi beka ve işlerliğiyle bütünleştirmek sonunda, “Devlet benim” sözünün içeriğini uygulamaya getiriyor. Fransa Kralı XIV. Louis’in, “Devlet benim” sözünü, “Kanun benim” versiyonunda sunarak en basit bir olayda bile vatandaşlarda bunun tezahürünün görülebilmesini sağlıyor. Yani basın açıklamasıyla devletin kanunu aynı değerde algılanıyor. Ortada açıklama var ama ortada kanun yok. “Kanun benim” uygulamaları bu olayda da vatandaş nezdinde ‘kanun olarak’ algılanıyor.

İkincisi, vatandaş o kadar bunalmış ki açıklamayla kendisine hemen emekli aylığı bağlanacak sanıyor. Açıklama ve kanunun aynı şey olmadığını bilmediğini bir tarafa koyalım; popüler figüre inanmayı gerçeğin kendisi sanıyor. Vatandaşın bunalması ekonominin berbatlığından kaynaklanıyor. Berbat bir ekonominin ekrandan şu kadar büyüdük enflasyon şu zaman düşecek denilerek iyi gösterilmeye çalışılması vatandaşta karşılık bulmuyor. Çarşı pazar market hiç o ‘iyiliği göstermiyor’. Fiiliyatta görmediği gerçekliği varmış gösteren figüre emeklilik açıklamasında ‘kanun derecesinde’ inanma bir çelişkiden yani insanilik krizinden kaynaklanıyor. Tam da bu krizden daha kanun çıkmadan emekli olma kuyruğuna geçme komedisi meydana geliyor.

Gelgelelim EYT’de yaş mevzusunun kaldırılması güzel bir gelişme. Ama ‘gelişme’nin içeriği ayrıntılı bir şekilde açıklanmadı. Dahası vatandaşların kanunlaşmadan sevinmesi erken sevinmedir. Kanunda belki de büyük çoğunluğun hayal kırıklığına uğrayacağı madde ya da maddeler olacaktır. Asıl mesele emekli maaşıdır. Türkiye’de emeklilerin çoğu komik rakamlarda maaş alıyor. Emeklilerin çalışmaya gerek olmayacak şekilde emekli maaşı düzenlemesi yapılıp tüm emeklilerin çalışmadan emekli maaşıyla yaşayabilmesi sağlanmalı. En düşük emekli maaşı asgari ücret kadar olmalı. Emekliler çalışmasın ki işsiz gençlere çalışma alanı açılsın. İssizlik düşsün. Bu düzenlemeyle birlikte emeklilerin çalışması yasaklanarak işsizlere iş sağlanabilir. Ama düşük maaş verilerek çalışmaya devam etmesini sağlamak devletin zararından başka bir işe yaramaz. Adam hem emekli hem çalışıyor neye yaradı emeklilik? Devletten para almaya. Bir tarafta hem emekli hem çalışarak maaş alan diğer tarafta işsiz hiç maaşı olmayan insanlar. Bu çarpık adaletsiz düzene son verilmeli.

Emekliler emeklemesin insanca yaşayacağı maaşı olsun!