Milli ya da millet kavramı toplumun yabancı olmadığı hatta

sıkça kullandığı bir sözcüktür. İslam milleti, Türk milleti, milli savunma,

milli istihbarat, milli eğitim gibi. Ayrıca sözlük anlamına yeni anlamlar

yüklenerek epistemolojisi genişletilerek kullanılmaya başlanmıştır.

Millet/milli sözlük anlamında gidilen yol, İslami dilde ise

din ve kanun anlamına gelir.  Halkın

yüklediği anlam ise din, örf, adet ve geleneğe aykırı olmayan ve yabancı

etkilerden korunmuş algı, düşünce ve yaşam tarzı.

Milli(lik) Tanzimat Fermanıyla birlikte tartışmaya açılan

bir konudur. Cumhuriyetle birlikte gelen devrimler bu tartışmayı daha da gün

yüzüne çıkarmıştır. Kılık kıyafet, harf, sanat, mimari, iktisadi ve hukukta

yapılan devrimlerin kökleri İslam medeniyetinde değil; İslam ve onun

mensuplarına karşı tarihi bir savaş yürüten Batı medeniyetinin kodlarında yer

almaktadır.

Eşyanın, düşüncenin ve varlıkların adının milli olması

onları milli yapmaya yetmeyecektir. Aslında bu sorun öncelikle kendi kendine

yeterli olmayan üret(e)meyen ülkelerin/milletlerin sorundur. Ayrıca zihin

işgaline uğramış ve fiziki işgal sonucu sömürgeleştirilmiş ülkeler bu sorunla

karşı karşıyadırlar. Patenti hele ruhu başkalarına ait olan şeylere millilik

kılıfı giydirerek onları milli ilan etmek yeterli olmayacaktır.

Konumuz eğitim ve öğretimde milli olmak yani milli eğitim.

Okullarda eğitimin olmadığı bir gerçek ancak öğretimin milliliği

konuşulmalıdır. Okul sıralarında oturanların beslendiği kaynaklar ve davranış

biçimleri; din, gelenek, örf ve adetten beslenmiyorsa; o sistemin ve üyelerin

milli olduğunu söylemek abesle iştigaldir.

Okullarda idealist öğrenci yerine asi/nihilist/anarşist

ruhlu öğrenciler daha çok görünür oldu. Din ve geleneğin yer almadığı davranış

biçimlerinde artış gözlenmektedir. Herkes şikâyet ediyor, mazeret üretiyor ve

bir ağlama duvarı buluyor. Ama Milli Eğitim Bakanlığı nın mazeret üretme durumu

sanırım yoktur. Çünkü müfredatı ve genel gidişatı kendileri belirliyor.

Eğer bir okulun ya da okulların kütüphanesinde lezbiyenliği

anlatan ve teşvik eden kitaplar bunuyorsa; eğer bir okulun kütüphanesinde

teröre karşı devletin uygulamalarını olumsuzlayan ve ağza alınamayacak küfür

içerikli kitaplar raflarda yerini alıyorsa; dinine, bayrağına, milletine ve

kutsal değerlerine saygılı bir neslin yetişmesi nasıl beklenebilir! 

Batman ilinde ve bir lisenin kütüphanesinde; Doğan Kitap tan

çıkan iki kitap; Öteki ve Az isimli kitaplar 2013 yılında okullara bağışlanan

kitaplar arasında yer almaktadır. Milli Eğitim kendilerine bağışlanan her kitabı

incelemeden ve araştırmadan kabul mü ediyor Milli birlik ve beraberliği,

ahlaki ilkeleri hiçe sayan, tehdit eden kitap/kaynaklardan beslenen bir

nesilden elde edilecek sonucu en iyi Milli Eğitim ve öğretmenler bilecektir.

Ahlak ve maneviyatın egemen olmadığı hiçbir toplum veya

devletin uzun ömürlü olması beklenemez. Nice görkemli ve ihtişamlı devletlerin

ahlaki değerleri yitirmeleri sonucu tarihin çöplüğünde yer aldığını; hem kutsal

kitaplar hem de tarih haber vermektedir.

Evet, eğitimde milli olmak; ahlak, maneviyat ve geleneklere

bağlı olmakla mümkün olacaktır...