Eğitim ve öğretim yeni dönemi (2022-2023) bu hafta başladı…
Ekonomi her zaman gündemde ama son zamanlarda daha çok gündemde…
Seçim havası yani yapılacak ‘baskın/erken/normal seçim havası’ hep gündemde…
Adil Düzen bir bütün olarak da yarım yüzyıldır bizim her an ve her gün gündemimizde; hayatımızın dinî-ilmî-iktisadî-idarî/siyasî dört yanını “Sosyal Tufan” seviyesindeki sorunlara ilmî ve amelî olarak çare ve çözümler üretmek üzere gündemimizde…
Bundan önceki “Gerekçe, Teşhis - Tedavi metodu ve Adil Düzen” başlıklı yazımız ve ondan önceki bütün yazılarımız da bu amaçla yazıldı, bundan sonrakiler de bu amaçla yazılacak; Kur’an’ın ifadesiyle “summun-bukmun-umyun” tutum, anlayış ve davranışı içinde olanlar daldıkları derin gaflet uykularından uyanıp gerekenleri yapıncaya kadar…
“Eğitim” dedik; eğitimde ne kadar başarılıyız…
“Ekonomi” dedik; ekonomik alandaki durumumuz…
“Seçim havası” var ama bu seçim sistemi ile nasıl bir seçim…
“Adil Düzen, Adil Ekonomik Düzen, Adil Dünya Düzeni, Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası…” ve diğer bütün ilmî ve amelî çalışmalarımız nazarı itibara alınıp yapılması gerekenler yapılmadıkça ne kadar başarılı olunabilecek ki…
-Eğitimde…
-Ekonomide…
-Sözde seçimlerde…
-Adaletin olmadığı her alanda…
Ülkemizde maalesef “faizli zalim ve vahşi kapitalist sistem” uygulanıyor…
Millî Gazete yazarı Muhammed Maruf’un geçen ay yazdığı “Kapitalist sistem tıkandı” başlıklı yazısının başında yazdığı “gerekçe” mahiyetindeki bölümle devam edelim…
“TV5 ekranlarında Doç. Dr. Abdullah Aydın ve Doç. Dr. Bekir Gündoğmuş hocalarımızla birlikte hazırladığımız Türkiye Raporu programına yeni yayın döneminde de devam edeceğiz inşallah. Yeni yayın döneminde programın ilk dört haftasında iktisadi sistemleri ve iktisadi sistemlerin mukayeseli değerlendirmesini ele almayı kararlaştırdık. Bu çerçevede önümüzdeki süreçte başlayacak yeni yayın döneminde ilk bölümde kapitalizm, ikinci bölümde sosyalizm, üçüncü bölümde İslam ekonomisi ve Adil Düzen, dördüncü bölümde ise iktisadi sistemlerin karşılaştırılması konularını ele almayı hedefliyoruz.
Konuya ilişkin hazırlık yaparken dikkatimi çeken konulardan birisi iktisadi sistemlerin ekonomi yönetiminde kamu müdahaleci politikalar konusundaki yaklaşımlarıydı.
Kapitalist iktisat teorisinin temelini oluşturan klasik iktisat teorisi minimal devlet müdahalesini öngörürken, sosyalist iktisat teorisinde ekonomik sistem bütünüyle devlet kontrolü altında işlemektedir. İşin ironik tarafı ise; 1929 ekonomik buhranından sonraki süreçte minimum devlet müdahalesi öngörülen, ekonomik dengenin piyasa tarafından sağlanılacağı varsayımına inanılan liberal ekonomilerin, Keynes tarafından ortaya konulan ve bazı koşullarda piyasanın tek başına dengeyi sağlayamayacağı ön kabulü ile sınırlı devlet müdahalesi öngören karma ekonomi politikalar uygulanarak kurtarılmış olmasıydı. Bugün de dünyanın 1929 buhranından sonra yaşanan en ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya olduğu ifade edilmektedir.
Bugün de liberalist ekonomi politikalarının uygulandığı Avrupa başta olmak üzere Batı ülkelerinde her geçen gün artan ekonomik sıkıntıların çözümü adına kamu müdahalesi içeren politikalar uygulanmaktadır.
Pandemi sürecinden sonra oluşan ekonomik sıkıntıların yanı sıra Rusya - Ukrayna Savaşı sonrasında ortaya çıkan tahıl ve enerji krizi başta Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dünyayı derinden etkilemektedir...”
Devamını ve tamamını da tavsiye ediyorum; okumak için:
https://www.milligazete.com.tr/makale/11873281/muhammed-maruf/kapitalist-sistem-tikandi