Artık yayından kaldırılmış olan bir TV programıyla karşılaştım internette. Su dolu bir cam fanusa timsah yılan gibi hayvanlar dökülüyor ve bayan bir yarışmacı salıncak ile fanusa indiriliyor. Kural şarkı söylemek ve bunu yaparken ara vermemek.

Yarışmanın hayvanlara verdiği zararı aslında cinayeti bir insanı korkutmak için yapmak ve bundan eğlenmek. Ülkemizde çekilen programda seyircilerin yüzünde kaygı korku gibi hoşnutsuzluk gördüm. Ancak bu yarışmanın orijinalinin çekildiği ülkelerde tüm seyirciler müthiş zevk alıyor. Suya indirilen yarışmacı korkudan ağlıyor karşısında otuz kırk seyirci bunu keyifle izliyor ve gülüyor. İnsanın duyarsızlaşmasına bir örnek bu. Başkalarının acı çekmesinden zevk almak yani sadistlik.

İçimizdeki kötü uyandığında ve bizi esir aldığında bir hırs gibi gözümüzü bürür, yavaş yavaş insan hissiyatını bırakmaya adeta hissiz bir robota dönüşmeye başlarız. Öldürmeye, yok etmeye, yakmaya, yıkmaya programlanmış bir makine gibi.

Düşünün böyle bir toplulukta düşenin elini tutan olur mu? Düşene bir tekme de sen savur bir küfür de sen bas lakin kazanç nedir? Burada odaklanmamız gereken esas soru bu: kötülük yapınca kazancımız ne oluyor? Acaba geceleri nasıl uyuyup gündüzleri nasıl rahatça dolaşıp eğlenebilir kötülüğü kalbinde mühür gibi taşıyan. Baktığını göç ettiren, tuttuğunu kırıp döken dilini bıçak gibi bileyip duran. Keskin bıçaktan kaçmak mümkün de dilden nasıl kaçılır?

Vicdan merhamet insani tüm iyi şeyler. Bunları nasıl yitiriyoruz? Hangi şiddet bizi yılanları suda boğmaya itiyor? Hangi korkulu düş o yılanların arasına bir bayanı atıp kahkahalarla güldürüyor? Bunun eski çağlardaki cadı avından farkı var mı? Bir direğe bağlanıp işkenceler yapılan sonra yakılan kadınlar. Değişen insanın içindeki şeytan değil. Değişen yöntem, mekân ve an. Kötülük her yerde aynı kötülük. Neyse ki buna verilen tepki aynı değil. Hâlâ kurtulma, ümit etme kenetlenme şansımız var. Hâlâ bize değmeyen zehir bizi bozamayan darbeler var. İçimizde bize ait sağlam temiz ve tutunulası değerler duruyor.

Korumak için daha çok çaba gerek.