Düşünme insanın en önemli edimi. Var olma ve hayatı anlamlandırma bilinci. İnsanı en çok yoran, yıpratan süreç. Böyle olması başta bireyin sonra da insanlık yararına. Her düşünüş yeni bir ufuk, bir açılım, bir yol buluş.
Bugünün temel sorunu insanlara boca edilenlerle düşünmeye alan bırakılmaması. Hazır kalıplar insanın düşünme özgürlüğüne engel. Allah’ın yarattığı şu dünyada var olanları fehm etme, yeniden bir açılıma neden. Zorun zoru bir iş. Bundandır ki düşünenlerin bu dünyada pek bir yeri yok. Olsa bile kendi kozasında bir derinlik olur.
Düşünenlere pek fırsat verilmiyor. İnsanlığı kuşatanların aşırılıkları göz boyacılık, belki de alan kapatıcılık.
Düşünememek insanı hafifletiyor mu, yükünü mü ağırlaştırıyor? Her ikisi de. Sorumluluktan kaçmak en iyi yol ve yöntem. Suya sabuna dokunmama. Belki de ilgisizlik. Bunlar insanlığın bataklığı.
Günümüz siyasilerinin genelde düşünenlere gereksinimleri pek olmaz. Onlar pratik ve pragmatiktirler. Bir anlamda kendileriyle sınırla kalan çıkarcılıkları ağır basar. Kendilerini asla feda etmezler. Gelecek ufukları sınırlıdır.
Genelde, kendilerini parlatacak, reklâmla öne çıkaracak yönleri ağır basar. Reklâm bir ticarî durum. Parlattıkları nesneyi, şeyi, insanı kamuya sunarken kendileri de kendi reklâmlarını yapmış oluyor ve bundan kazanç elde ediyorlar.
Düşünenler gerçekçi ve acımasızdırlar. İnsanı acıtabilecek kimi çıkarlara ket vurabilecek davranışları söz konusu olur. Bu da yönetenin ya da gücü elinde bulunduranın pek işine gelmez.
İnsanlığın en temel sorunu yol ve yön göstericilerden yararlanmayış, yok sayış. Çünkü onlar birikimsizdirler, gelecek sezgisine sahiptirler. Ne olup biteceğini iyi bilirler. Günümüz insanı hızlı bir değişim içinde. Baş döndürücü. Düşünüş alanı belli merkezlere bağlı. Merkezler ise insanlık hayrından çok çıkarcı. Egemenler dünyayı kendilerine mülk biliyorlar. Güdümlerinde bir insanlık en temel arzuları.
Düşünce dünyamızı bulandıran bu karmaşa başlıca sorunumuz, genelde insanlık sorunu. İnsana ufuk açıcı ve düşünmeye zaman bırakıcı olan sınırlandı. Bu, geniş boyutlu düşünmeye de engel. Zamanın hızlı akışında dar alanlı düşünlerin açtığı sorunlar birden bir felâket olarak insana dönüyor. O zaman da önüne geçilemiyor.
Hızlı değişim geçmiş zamanda sanayi devrimi ile yaşandı. Onun süreğenliğinde şimdi teknolojiye bağlı bilişim alanı büyük bir furya oluşturdu. İnsanlığın tamamını kuşattı. Bu yeni zaman insanı düşünememe üzerine kurgulanıyor. Kendilerine sunulanlarla yetiniyor. Sunulanların çekiciliği ise reklâm amaçlı. Bunlardan da insanlığa bir hayır gelmiyor.
Bir mecliste bulunduğunuzda söz sahibi kim? Orada durum belirginleşiyor. Hayatı sıradanlıklarla, medya karşısında ki dolduruşlarla kurgulanmış olanlar söz meclisini kimseye bırakmazlar. O kadar çok şey biliyorlar ki, ağız dolusu konuşuyorlar. Genel anlamda insanlığın birbirinden hiç de farkı yok. Düşünenlerin o meclislerde ne söz hakkı, ne de onların orada bulunmalarının anlamı olur. Susmayı tercih ederler. Bu bir zorunluluk olur o zaman.
Meclisler mi aldı diye bir soru da sorulabilir? Bu da sürecin bir sonucu.
Okur yazarlık yeterli kabul ediliyor.
Günümüz karmaşasındaki insan yeni bir şey üretmeye niyetli değil. Çünkü niyetsiz ve amaçsız. Günümüz siyasası da kişi odaklı ve çıkara dönük olduğundan evrensel bir boyuttan uzak. Var olanla yetinme sınırlılığı alan daraltıyor.
Düşünememe günümüz gerçeği ve insan hayatının tutumu. Ya da yöntemi, yolu. Hem bencil, hem çıkarcı. Bu da insanlığı ne yazık ki sıradanlaştırıyor. İdealsiz, ufuksuz ve geleceksiz.