Günümüz medyası bir olayı, bir durumu istediği şekle sokabilir, istediği sonuca yorumlarıyla götürebilir. Günlük gazetelere baktığınızda, bir konuda kanaatiniz yok ise, ya da bir düşünce bir yorum sahibi değilseniz siz o medya grubunun peşine takılıp gidebilirsiniz. Bugün kitleler bu yolla savrularak sürükleniyorlar.

Medya bugün için önemli bir merkez güç. Bunun için bir çok senaryo medya üzerinden üretilebilinir, medya üzerinde sipariş edilebilinir. Medya en önemli bir güç. Buna internet, cep telefonları, reklâmlar, görsel ve işitsel her şey dahildir.

Bugünlerde "Ergenekon olayı" yoğun gündem işgal ediyor. İnsanlar da sabah gözlerini onunla açıyor, akşam da onunla kapatıyor. Olağanüstü kimi durumlar olmasa bu iyice hayata egemen olacak. Ergenekon denilen olay, oluşum devletin içinde bir güç. Devletin kurduğu, olmasını istediği koruyucu bir güç. Bugün medya bu konuyu öylesine bir şekilde sunuyor ki, sanki, kendileri bu olayın bir parçası değillermiş gibi. 28 Şubat sürecini göz önüne getirir isek, olayları nasıl da dramatize ediyor, nasıl da halden hale sokuyorlardı. Bugün kimi medya kollarına baktığımızda sanki kendileri Ergenekon denilen iç gücün, egemen silahlı çete grubunun bir parçası değillermiş gibi. Nasılsa olay bir yerde boğumlanmış kendilerine ulaşılamayacak. Onlar gene egemen oluşlarını sürdürüyorlar.

Bilinen o medya grupları, örneğin Afrika nın bir ülkesinin kralını hedef alarak, Türkiye üzerinde neredeyse darbe yaptırtacak. Bu kral soykırım yapan biri. Fakat aynı medya gurubu Filistin de seçimleri kazanmış, halkın desteğiyle iktidara gelmiş olan bir Başbakanın gelişinde kıyametler kopardı. İktidar egemen güçlere olan korkusundan Filistin Başbakanını devlet protokolü dışında, arka kapılardan kaçırarak ağırladı ve gönderdi. Bugün Filistin de soykırım işleyen İsrail Devlet Başkanını ise görkemle ağırladı, TBMM meclisinden konuşturttu. Merhum Ecevit in başına "İsrail soykırım işliyor" diye neler geldiği, neler olduğu biliniyor. Pişmanlığını dile getirdi, defalarca özür diledi ama para etmedi.

Bu egemen güç iktidar üzerinde de alabildiğine etkili. Karşılıklı çıkar ilişkileri yüzünden şimdilik dalgasız sularda eğlenilerek zaman geçiriliyor. İşlerine geldiği zaman kimi araçları, kimi kurumları anında devreye sokuyorlar. Bir gazetenin genel yayın yönetmeni kimi konularda yönlendirici rolünü çok ustaca sürdürüyor. Öyle ki, gerektiği zaman, gerektiği yerde uyarılıp görüşmelerini yapıyor.

Alt katmandaki, okurlar, izleyiciler, taraftarlar da kendilerini tatmin için bir karşı gösteride bulunabiliyorlar. Kendileri bir şey yaptıklarını sanıyorlar. Tafra atıyorlar.

Bu gibi işler öylesine ustaca yapılıyor ki, kitlelerin yönlendirilmesi de sağlanıyor. Hem öfkelerini boşaltacaklar böylece rahatlayacaklar, hem de tehlikenin, durumun farkına varışları engellenmiş olacak.

1991 yılındaki Karabatak yalanı, hem servis eden egemen gücün, hem de egemen medya gücünün ortak yalanı. Bu yalanların da sonu yok maalesef.

Dünya yalan imparatoru medya kanalıyla yalan üretmeye ve dünyayı medya üzerinden yanıltmaya devam ediyor.

Bu yeni yüzyıl medya ve reklâm yüzyılıdır. Bilincin, duygunun ve aklın köreltildiği bir yüzyıl. Bilinç sahibi Müslümanlar sadece kendilerini değil, çevrelerini ve dünyayı yeni bir bilinçle ayağa kaldırmak zorundadır. Yoksa zaman giderek daralıyor.