Mübarek gecelerin aydınlattığı manevi ortam, bizlere böyle bir dengeli hayatı kurmamızı, dinin genel ibadet ve hayır anlayışına uygun olarak kendimiz ve çevremiz için yararlı davranışta bulunmamızı sağlayacak bir bilinç tazeleme imkanı sunmaktadır. Bu geceler, kendimizi yenilemek, geçmişimizi sorgulamak, geleceğimizi planlamak ve ümitlerimizi tazelemek için önümüze konulan büyük bir fırsattır.
Madde ve mana arasındaki doğal dengenin madde lehine bozulduğu, insanlar ve toplumlar arası ihtilafların bütün dünyayı olumsuz yönde etkilediği, ihtilafların çözümü için akl-ı selimin yerine silahların devreye sokulduğu, pek çok fenalık ve kötülüğün hüküm sürdüğü günümüzde, insanının, ruhunu derin kırılmalardan ve acılardan koruyabilmek için büyük ölçüde nefis muhasebesine ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç her geçen gün daha fazla kendini hissettirmektedir. Nefis muhasebesi, varlığımızın özünde var olan ve kimliğimizin temelini teşkil eden ahlaki değerlerimizi kay-betme tehlikesinden bizi uzak tutacak, en emin yoldur. Çünkü insanlık çoğu zaman maddeyi simgeleyen değerlerin peşinden koşarak niçin yaratıldığı ve dünyadaki gerçek misyonunun ne olduğuna dair varoluşun en temel sorularına karşı ilgisiz bir tavır sergilemektedir. Halbuki insanın hayatta varoluşun temel gayesi, nefsinin esaretinden kurtularak güzelliğin kaynağı yüce ALLAH ın kendinde yaşattığı mutlak kemalin içindeki yan-sımalarını idrak etmesidir. Nefis muhasebesini hakkıyla yapanlar, nefsin küçük ve sefil dünyasından kurtularak ALLAH a yaklaşan düşünen bir varlık konumuna yükselirler. Hayatın aşkın manası da ALLAH a giden yolu, diğer bütün alternatif yollara tercih edebilme erdemine ulaşmaktır. Nefsiyle muhasebesini hakkıyla yapan insanlarda görülen ilk değişim, bü-tün kötülükleri reddedip, ALLAH ın emaneti olarak algıladıkları insanların ıstıraplarını içlerinde hissetmeleridir. Buna mukabil nefis muhasebe-sinden uzaklaşanlarda fark edilen özellik ise, kendi özlerine yabancılaşmaları ve yaratıcı yeteneklerini kaybetmeleridir. İnsanın ihtirasları, saldırganlıkları, çirkinlik ve kötülüklerinin altında yatan gerçek sebep, işte tam bu noktalarda aranmalıdır.
Dinimizin bize ısrarla tavsiye ve telkin ettiği bu yol, ihmal veya terk edilirse, insanın varlığı değersizleşir. Bunun toplumsal tezahürü de, arsızlık, ahlaksızlık, haksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, kin ve intikam duygu-larının yaygınlaşması; merhametsizlik ve sevgisizlik biçiminde ortaya çıkar. Nefsiyle muhasebesini hakkıyla yapanlar ve iç dünyasına yönelen-lerde görülen ilk değişim, bütün kötülükleri reddedip, ALLAH ın yeryüzündeki halifesi olan insanın ıstıraplarını yüreklerinde hissetmeleridir.
İnsanın iç dünyasında bulacağı en güzel armağan, Yüce ALLAH ın bahşettiği güzel ahlaktır. Ünlü gönül adamımız Mevlana, "bütün cihanı araştırdım, ahlak güzelliğinden daha değerli bir şey görmedim" demektedir. İç gözlem, varlığımızın özünde var olan ve kimliğimizin temelini teşkil eden ahlaki değerlerimizi kaybetme tehlikesinden bizi uzak tutacak en emin yoldur. Dinimizin bize ısrarla tavsiye ve telkin ettiği bu yöntem, ihmal veya terk edilirse, insanın varlığı değersizleşir. Bunun toplumsal tezahürü de, arsızlık, ahlaksızlık, haksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, kin ve intikam duygularının yaygınlaşması, merhametsizlik ve sevgisizlik biçiminde ortaya çıkar.
İşte mübarek gecerelerin sözünü ettiğimiz iç gözlemin yapılmasına fırsatlar sunması bakımından bizler için büyük önem arz etmektedir. Umuyoruz ki insanlık modern rehavet döneminin ve bunun yarattığı ruhsal boşluğun en kısa zamanda farkına vararak dikkatini yeniden hayatın felsefi ve ruhsal yönüne çevirir. Şüphesiz ruhumuzun açlığı bedenimizin açlığından da daha acı vericidir.