Tehlikenin farkında mısınız?.. Amerika, yani İsrail’in emir eri artık yatağından devlet başkanı alıyor. Artık neredeyse hiçbir ülke ve hatta hiçbir devlet başkanı güvende değil.

Soğuk savaş yıllarının sona ermesinin ardından hızla yeniden dizayn edilen dünya, artık tek kutuplu bir hâle getirildi. Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Ortadoğu da İsrail için dikensiz gül bahçesine çevirilince artık Amerika-İsrail birlikteliğine ve işgal girişimine itiraz edebilecek hemen hemen hiçbir güç kalmadı. Son olarak Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun ülkesinin göbeğinde derdest edilip Amerika’ya götürülmesiyle birlikte “artık neredeyse hiçbir ülke ve hatta hiçbir devlet başkanı güvende değil” diyebiliriz.

Rusya, neden ortalıkta görünmüyor? Müttefiklerini neden ortada bırakıyor?

Dünyada çok büyük hadiseler olurken süper güç konumundaki Rusya tarafında ise anlaşılmaz bir sessizlik hâkim. Amerika/İsrail merkezli gelişen olaylar Rusya açısından da büyük riskler barındırsa da Putin’den beklenen hamle bir türlü gelmiyor. Ve hatta Rusya, yani Putin, müttefiklerini birer birer ortada bırakıyor. Önce Suriye’de büyük destek verdiği Esad rejiminin saatler içerisinde devrilmesine kayıtsız kaldı, sonra da İsrail ve Amerika’nın hatta İngiltere’nin el birliği hâlinde İran’ın üzerine çullanmasına kayıtsız kaldı. Rusya’nın başına sarılan Ukrayna belasından mıdır bilinmez ama Putin’in bu sessizliği ve yakın dostlarını ve müttefiklerini ortada bırakması kendisini de ciddi bir yalnızlığa sürüklüyor.

Çin heyeti ile görüşen Maduro’nun saatler sonra alınması, Çin’e de açık bir tehdit anlamına gelmez mi?

Hâlihazırda Amerika ve Rusya’dan sonra denge unsuru olan Çin de pozisyon almaktan imtina ediyor. Hatta yakın müttefiki olarak bilinen Maduro, Amerika tarafından adeta yatağından alınmadan saatler önce Çin heyetiyle görüşmüştü. Maduro, Venezuela'nın başkenti Caracas'a düzenlenen saldırılardan yaklaşık 12 saat önce Çin heyetiyle görüştü. Başkentteki Miraflores Sarayı'nda Çin'in özel temsilcisi Çiu Şiaoçi başkanlığındaki Çin heyetiyle yapılan görüşmede, iki ülke arasındaki iş birliği ele alındı. Görüşmeye, Venezuela Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez, Dışişleri Bakanı Yvan Gil ve Çin'in Caracas Büyükelçisi Lan Hu da katıldı. Yani Amerika’nın bu terör eylemi aynı zamanda Çin’e de bir gözdağı anlamına geliyordu.

Bir devlet başkanını evinden aldıkları gün başka bir devlet başkanını da aynı sonla tehdit edecek kadar hadsizleştiler.

Düşünsenize, bir devlet başkanını evinden aldıran Trump, aynı gün içerisinde bir başka devlet başkanını da aynı sonla tehdit ediyor. Trump, Meksika’daki asıl sorunun organize suç yapıları olduğunu iddia ederek, “Meksika’yı karteller yönetiyor. Meksika ile ilgili bir şeyler yapılması gerekecek” diyerek, durmayacaklarını açık açık ilan ediyor.

Bakın Rus stratejist ve siyaset bilimci Alexandr Dugin, olan biteni nasıl yorumluyor…

"Şu an Çin, meydan okumalarla karşı karşıya. Rusya, Ukrayna savaşının içine çekildi. Ancak Çin; Venezuela ve İran’ın düşmesine izin verirse, bir sonraki hedef kendisi olacaktır. Ve o zaman kimse yardıma gelmeyecektir." Bu sözlere bir şeyler ilave etmek gerekirse Rusya da tıpkı Çin gibi hem de müttefiklerini Amerika/İsrail birlikteliğinin insafına terk etmeye devam ederse sadece başına Ukrayna gibi belalar açılmakla kalmayacak. Gelinen noktayı en kestirmeden değerlendirecek olursak; dünyayı ele geçirdiler. Kimler mi? Tabii ki Siyonist çete ve askeri Amerika…

Dsa-1

Artık işgal için yalan söyleme ihtiyacı dahi duymuyorlar

Amerika ve uşakları, ilk büyük işgalleri olan Irak’ın işgaline girişirken “nükleer silah” yalanını söylemişlerdi. Hatta dönemin ABD Dışişleri bakın Colin Powell, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda elinde Irak’taki nükleer silah örneği diye gösterdiği bir numune ile tüm dünyaya yalan söylemiş ve daha sora da bu yalanını itiraf etmişti. Amerika’nın son işgal toprağı olan Venezuela’da ise niyetlerini açıkça ilan eden Trump ve birçok isim, asıl niyetlerinin Venezuela’nın dev petrol kaynakları olduğunu ilan ettiler.