Erbakan ın Kürt sorununa koyduğu teşhis

Ölümünde Bile Sisteme İsyanını Sürdüren Adam:

Mücahid Erbakan

Osmanlı nın yüzlerce yıl içinde farklı dil, din, mezhep

ve etnik yapıları bir potada eriterek belli ortak paydalar etrafında inşa

ettiği üst kimlik, Birinci Cihan savaşı ile Osmanlı nın yıkılması sonucunda

parçalanmıştır. Birinci cihan savaşından sonra, İslam coğrafyası, İslam ın

düşmanları tarafından (BATI), kavmi ve mezhebi eksende düşmanlık, fitne ve

fesat kaynağı olacak şekilde farklı devletlere bölünmüştür. Sınırları cetvelle

çizilmiş bu devletler, kuruldukları günden bugüne, hem birbirleri ile hem de kendi

içindeki kavmi ve mezhebi sorunlarla boğuşmuşlardır.

Milli Mücadele sonrasında, Osmanlı nın uzun bir tarih

diliminde farklı dil, din, mezhep ve etnik yapıları bir potada eriterek, belli

ortak paydalar etrafında kader birliği ettirerek inşa ettiği üst kimlik,

İttihatçı kadro tarafından Lozan da verilen sözler çerçevesinde parçalanmıştır.

Anadolu coğrafyasında var olanların tümünün saf kan Türk (!) olmadığı

bilinmesine rağmen yeni bir ulusal kimlik inşasına, kanunen ve cebren

başvurularak kin, nefret ve nifak tohumları bilerek ya da bilmeyerek bu

topraklara ekilmiştir. Nifak tohumlarını ekenler, bizzat içerdekilerdir. Dış

güçler ise, ekilen bu zehirli sarmaşıkları, yeri ve zamanı geldiğinde kullanmak

üzere korumuşlar, sulamışlar ve de beslemişlerdir. İçerdekiler, uluslararası

konjonktürün değişmeyeceğini varsayarak tüm dini, mezhebi ve kavmi kimlikleri

asimile etmek için pervasızca hareket etmişlerdir.

Erbakan, etnik ve mezhebi sorunları çözebilmek amacıyla,

Milli Görüş Kodlamasıyla İslam etrafında bir üst kimlik oluşturarak

parçalanmayı durdurmaya çalışmıştır. Geçen yazıda (Kimliksiz Cihad Olmaz),

Milli Görüş kimlik inşasını ele alarak dünya İslam birliği için çıkarılacak

dersleri konu edinmiştik.

Bugüne kadar Türkiye de Parlamento içi siyasette, genelde

kavmi kimlik özelde Kürt kimliği sorununa ilişkin en köklü ve kalıcı çözüm

önerisini getiren, Erbakan Hoca dır. Erbakan Hoca nın Kürt sorununa

yaklaşımını, teşhis ve tedavi şeklinde iki kademede ele almak gerekmektedir.

Burada, öncelikle, Erbakan Hoca nın Kürt sorununa koyduğu

teşhis ele alınıp Dünya İslam Birliği için çıkarılabilecek derslere yer

verilecektir.

Erbakan Soruyor: Niçin Bu Kanlar Akıyor

Milli Görüş hareketi lideri Rahmetli Erbakan, 1993 da

Refah Partisi 4. Büyük Kongresi ni açış konuşmasında, Kürt sorununa özel bir

yer vermiş ve konuşmasının büyük bir kısmını, bu soruna ayırmıştır. Bunun

sebebi, sorunun gittikçe tehlikeli bir hal alma eğilimine girmiş olması

noktasında ki kanaatleridir. Sorunu kongrede dile getirmiş olması, Kongrenin

medya tarafından takip edileceğini bildiğinden, medya üzerinden tehlikenin

boyutlarına, kamuoyunun dikkatini çekebilmek içindir.

Müslümanlığın, ortak tarihin, ortak coğrafyanın, ortak

medeniyetin ve kader birliğinin Türklerle Kürtler arasında ortak payda olduğunu

ifade eden Milli Görüş hareketi Lideri, sorunu Sorarım size, asırlar boyu tek

vücut olarak yaşadığımız halde ne oldu da bu husumet ortaya cıktı Niçin bu

kanlar akıyor şeklinde can alıcı bir soru sorarak kamuoyunun gündemine

taşımak istemiştir:

Bakın 1071 de Alparslan Bizans a karşı savaş açarken

Kürt kardeşlerimiz ona on bin asker verdi. Çünkü onlarda Anadolu nun

Müslümanlaşmasını istiyordu. O zaman ne Türklerin Türkçülük, ne Kürtlerin

Kürtçülük iddiası vardı. Tarih boyunca savaşlarda en büyük destek Kürtlerden

alındı. Ve yine asırlar boyu aynı inancın kardeşleri olarak siperde vücutlarını

birbirlerine kalkan ettiler. Bu asrın başlarında Musul da toplanan Kürt

aşiretleri Osmanlı halifesinin yanında savaşmaya karar verdiler. Ve Sevr anlaşmasını

yırttılar. Öyle ki Kürtlerin Osmanlı ya karşı savaşmak için görüşmeye gelen

İngiliz valisine, Kürt lideri Şeyh Mahmut el- Berzenci elini uzatmadı. Ve

Müslümanların halifesine savaş açan bir ülkenin valisinin eli necistir. dedi.

Adıyaman da Bedir Ağa kendisini isyana teşvik etmek için altın yüklü katırlarla

gelen İngiliz görevlisine Ben halifeye isyan etmem dedi. Kendisini

altınlarıyla beraber huzurundan kovdu. Aynı İngiliz görevlisi, Van daki Kürt

aşiret reislerini ziyaret ettiği zaman onlarda aynı sözlerle kendisini

kovdular.

Sorarım size, asırlar boyu tek vücut olarak yaşadığımız

halde ne oldu da bu husumet ortaya cıktı Niçin bu kanlar akıyor (1)

Erbakan: Sorun üç Boyutludur

Erbakan Hoca, meseleyi, sadece bir terör, askeri

operasyon ya da Kürt meselesi olarak görmüyor. Erbakan a göre mesele, tek

boyutlu olmayıp 3 boyutludur. Her bir boyuttaki olumlu ya da olumsuzluklar,

diğerlerini etkilemektedir. Her üç mesele birlikte, bir bütün olarak ele alınıp

çözüme kavuşturulmalıdır:

Gerçekte mesele bir değil 3 tür: 1- Terör, 2- Kürt

Meselesi, 3- Güneydoğu Meselesi. Kürt meselesi ve Güneydoğu meselesinin

çözülmemiş olması, terörün gelişmesine ortam hazırladığı gibi, terörde diğer

iki meselenin çözülmesine zorluk çıkartıyor. Bu böyledir diye, 3 ayrı meselenin

varlığını görmemezlikten gelip veya yok farz edip, meseleyi sadece terör

meselesi olarak ele alarak çözmek mümkün değildir (1)

Erbakan: Kürt Sorununun Kaynağı, Sömürü Düzeni, Taklitçi

Zihniyet Ve Asimilasyoncu Politikalardır

Kürt konusunu üç boyutlu olarak ele alan Erbakan a göre,

Kürt konusunun bir sosyal problem haline gelmesinin ana sebebi, taklitçi

zihniyetin , sömürü ve tahakküm düzeninin uyguladığı asimilasyoncu ,

materyalist ve Irkçı politikalardır :

Terörün gittikçe artma imkânı bulması ve Güneydoğudaki

halkımızın bugünkü acıların içine düşmesinde hiç şüphesiz taklitçi zihniyetli

ANAP, SHP ve DYP iktidarlarının yanlış politikalarının büyük payı vardır.

Bunlar yıllardan beri materyalist ve ırkçı bir politika

uygulamışlardır Görüldüğü gibi taklitçi zihniyetli İktidarlar terörü

önleyememişler; Kürt meselesini ve Güneydoğu meselesini çözememişler, bunu

gittikçe büyüyen bir mesele haline getirmişlerdir.

Yaşanan tecrübeler bu meselelerin taklitçi zihniyetlerin

tatbik ettiği, şiddet ya da zoraki asimilasyon politikalarıyla çözülemeyeceğini

göstermiştir. Taklitçi iktidarlar gelip gidiyor, fakat hepsinin müşterek olan

bu yanlış politikaları değişmiyor. (1)

Erbakan a göre Güneydoğunun geri kalmışlığı ve bölgede

yapılan zulüm, sadece bölgeye has bir durum olmayıp ülkenin pek çok yöresine

ilişkin bir durumdur. Bunun da sebebi, gene sömürü düzeni , tahakküm düzeni

ve taklitçi zihniyetli iktidarlardır :

Şikâyet olunan ve istenen nedir Türkiye deki batı

taklitçisi zihniyetli iktidarların yürüttükleri sömürü düzeni, tahakküm düzeni

sonucunda ortaya çıkan ıstırap ve haksızlıklar. Bunlar derece derece esasen

yurdumuzun her bölgesinde mevcut ve herkese aynen tatbik ediliyor. (1)

Erbakan, 1994, Bingöl de yaptığı o meşhur konuşmasında,

ülkenin insanlarının birbirine yabancılaştırılması ve aralarına husumet

sokulması, okullardan besmelenin kaldırılması yerine Türküm doğruyum

çalışkanım andının getirilmesi ile başladığını ifade etmektedir:

Dedim ki, bu ülkenin evlatları asırlar boyu, mektebe

başlarken besmeleyle başlar. Siz geldiniz, bu besmeleyi kaldırdınız. Ne

koydunuz yerine Türküm doğruyum çalışkanım . E sen bunu söyleyince, öbür

taraftan da, Kürt kökenli bir Müslüman evladı, ya öyle mi, ben de Kürdüm, daha

doğruyum, daha çalışkanım deme hakkını kazandı. Ve böylece, siz bu ülkenin

insanlarını birbirine yabancılaştırdınız. (2)

Bu yaklaşım, sistemin ana tezine, temel varsayımlarına

doğrudan cephe almak, onlara savaş açmak demektir. Hem ulusal sistem, hem de

küresel sistem, sorunun çözümünü istemediği için Erbakan ı ciddi bir tehlike

olarak görerek bertaraf etmeye karar vermiştir.

Erbakan: Kürt Sorunu Şiddet ve/veya Asimilasyonla

Çözülemez

Erbakan konuşmalarında, sorunu bir bütün olarak ele

almayıp sadece, şiddetle ve askeri operasyonlarla meselenin halledilemeyeceğine

dikkat çekmeye çalışmıştır. Üzerinde durduğu nokta, sorunun çözümü için sorunun

ana kaynağına ve sebeplerine inilmesi gerektiğidir:

Bu sebeplerden dolayı, terörle mücadele sadece Askeri

bir hareket olarak düşünülmemeli. Bu konu, kaynağını ve sebeplerini ortadan

kaldıracak çok unsurlu ve kapsamlı bir bütün olarak ele alınmalıdır.

Yaşadığımız tecrübe bu önemli problemin, şiddet ve terörle

ya da zora ki asimilasyon politikalarıyla çözülemeyeceğini göstermiştir (1)

Erbakan: Konu Tabu Olmaktan Çıkarılmalı Ve Her Çözüm

Şekli Konuşulabilmelidir

Erbakan Hoca, Kürt sorunun çözülebilmesi için sorununun

cesaretle ele alınıp tartışılmasını ve konunun tabu olmaktan çıkarılması

gerektiğini, bugün değil tam 20 yıl önce 1993 yılında, çok gür bir şekilde

seslendirmiştir:

Kürt meselesi için her çözüm şekli konuşulabilir.

Esasında meselenin bunca içinden çıkılamaz hale gelmesinin sebeplerinden biri,

bu konunun bir tabu gibi her türlü tartışmanın dışında tutulmasıdır. (1)

Rahmetli Erbakan, meseleyi tabu olmaktan çıkarıp her

yönüyle tartışmaya açmak İstemesinin nedeni, kimliğin rıza tabanlı bir

birliktelik olmuş olmasından dolayıdır. Çünkü kimlikte, isteyerek tabi olma ve

bağlanma vardır. Kimlik, rıza tabanlı birlikteliktir. Tevdi edilen görevleri

severek, isteyerek, gönülden coşarak yapma vardır. Zorla tehditle kimlik

oluşturulamaz. Kimlik, kişinin kendisini nasıl gördüğü, neye ait hissettiği bir

iç olgudur. Onun için farklı unsurlar arasında güçlü ortak paydalar bulunmazsa

birliktelik, uzun sürmez, ortak bir kimlik oluşmaz.

Bu yaklaşımla mesele, bir bütün olarak siyasette ilk defa

Erbakan Hoca tarafından seslendirilmiştir. Bunun çok cesurca bir tavır olduğunu

söylemek gerekmektedir. Bugün bile, mesele bu boyutları ile ortaya konmuş

değildir.

Sonuç: Çıkarılabilecek Dersler

Erbakan Hocanın Kürt meselesine yaklaşımından, onu ele

alış biçiminden Dünya İslam Birliği İçin çıkarılabilecek dersleri, aşağıda ki

gibi özetlemek mümkündür:  Her türlü

mesele, bir bütün olarak ele alınmalıdır. Öncelikle fotoğrafın bütünü görülmeli

sonra ayrıntıya girilmelidir.

Meseleye dikkat çekebilmek için meseleyle ilgili felsefi

derinliği olan, can alıcı noktaları sorgulayan ve insanları tefekkür etmeye

mecbur eden sorular sorabilmek gerekmektedir. Soruyu açma bağlamında verilen

örnekler, buna katkı sağlamalı; dikkatleri bir noktaya teksif ettirmeli,

dağıtmamalıdır.

Meselenin görüntüsü ya da sonuçları ile uğraşmak yerine,

ana kaynağına inmek gerekir. Erbakan hoca, mevcut olgu üzerinde durmaktan

ziyade mevcut durumu meydana getiren şartları ve sistemi sorgulamıştır.

Kardeşleri birbirine düşman eden, onları birbirine yabancılaştıran bir sistem

sorgulaması yapmıştır. Daha açıkçası sivrisineklerden ziyade sivrisinekleri

üreten bataklığa dikkat çekmeye çalışmıştır. Vermek istediği mesaj, bataklık

var olduğu sürece sivrisinekler hep var olacak ve üremeye devam edeceklerdir.

Çözüm, sivrisinekleri öldürmekte değil bataklığı kurutmakta

aranmalıdır. Erbakan ın çağrısı, gelin, bataklığı yanı gayrı milli, gayrı

İslami ve gayrı insanı olan, batı kültür ve medeniyet değerlerine göre Lozan da

kurulmuş olan bu sistemi değiştirelim şeklinde anlaşılmalıdır. Cahili sistemler

altında İslami bir bütün olarak yaşama şansınız yoktur mesajı vermektedir

Rahmetli Erbakan, meseleyi tabu olmaktan çıkarıp her

yönüyle tartışmaya açmak İstemesinin nedeni, kimliğin rıza tabanlı bir

birliktelik olmuş olmasından dolayıdır.

Kimlik Sorununu çözmenin yolu, ortak değerlere olan

güvenin neden dolayı yıkıldığının teşhis edilmesi, nedenlerin ortadan

kaldırılarak bireylerin ikna edilmesi, kalp ve gönüllerinin fethedilmesidir.

Kalp ve gönüllerin fethi şiddetle, terörle, baskı ile olmaz.

Bir müminin kavmiyetçilik konusunda tavrı, berrak olmalı,

ifratla tefrit arasında bocalamamalıdır.

Hz. Muhammed (sas): Asabiyyet (kavmiyyetçilik) davasına

kalkan, onu yaymaya çalışan, bu dava yolunda mücadeleye girişen bizden

değildir. (3)

Kaynaklar

1- Erbakan, N., Refah Partisi 4. Büyük Kongresi Açış

Konuşması, 1993.

2- Akın, K., Olay Adam Erbakan, Birey Yayıncılık,

İstanbul, 2000, S:105-122

3- Ebu Davud, Edeb, 121, 5121. H. Münavi, 5, 386.