16 Nisan “Anayasa Referandumu” sonrasında ya da “Parlamenter Sistem”den “Başkanlık Sistemi”ne geçtiğimiz bugün, Millî Gazete’mizde yayımlanan “KUR’AN VE İLİM, ‘Adil Düzen’ ve çağın fıkhı” başlıklı yazımın sadece başlığı bile çok şey ifade ediyor: “KUR’AN, İLİM, Adil Düzen, çağın fıkhı” ve bunlar olmaksızın yapılan referandum!!! 

Ne demek istediğimin daha iyi anlaşılması için önceki yazımın en sonunda yazılanlara bir kere daha bakmamız gerekiyor: “Adil Düzen” bu afetlere karşı insana dayanma gücü verecektir. Bu da insanların şeriatın emrettiği şeyleri yapmaları ile sağlanabilir: İşbölümü, adil bölüşüm, namaz, zekât, oruç ve hac eğitimleri, karz-ı hasen müessesesi, hakemlerden oluşan yargı. “Adil Düzen’e Göre İnsanlık Anayasası” kitabımızı anlayarak okumak gerekmektedir. / Çağımızın fıkhını oluşturmalıyız... (Devamı var) 

Evet, bu yazılanların ‘devamı var’, onları yazacağım ama önce bazı hatırlatmalar…

Referandum sonucunda yüzde 50+1 ‘Evet’ gibi çok kritik bir sonuç çıktı; keşke, en azından yüzde 60 ‘Evet’ çıksaydı derim; çünkü bu sonuç -maalesef- hep tartışılacak… 

Yazımı yazmaya başlamazdan önce -her zamanki gibi- önce Millî Gazete yazarlarımızın yazdıklarını yayın sırasıyla okudum: “Ekrem Şama/Şimdi yaraları sarma zamanı”, “Adnan Öksüz/Referandum sonucu hayırlar getirsin!”, “Burhan Bozgeyik/Sıcağı Sıcağına” ve “Mahmut Toptaş/Anayasso”... Mustafa Kaya’nın referandum günü (16 Nisan) yayımlanan “Artık Millet Konuşacak” başlıklı 18 maddelik yazısı da bence önemli bir yazı... 

Diğer gazetelerdeki yazarlar arasında, sadece Yusuf Kaplan’ın “Erdoğan’a 20 öneri” başlıklı yazısı dikkatimi çekti ki; bir-iki madde dışında hepsine aynen katılıyorum… 

Tevafuk diyeyim, Üstadımızın ve bendenizin de epey emeği olan “İNSANLIK ANAYASASI KAVRAMI” (Yazarı Dr. Süleyman Akdemir) kitabımız geçen ay yayımlandı. Öncesinde, elli yıllık “Anayasa” merkezli çalışmalarımızın ürünleri olan “Adil Düzene Göre İNSANLIK ANAYASASI”, “Yeni Anayasaya Geçiş Önerisi”, “İSLÂM Devlet ve Dünya DÜZENİ (iki cilt)” ve dolaylı olarak ilgili onlarca adet diğer kitaplarımız yayımlandı… Ama başta CB Erdoğan ve komisyondaki arkadaşımız Danışman Prof. Ş. Karatepe dahil, herkes, yarım yüzyıllık çalışmalarımıza hürmeten bile hiçbir şey sormadılar; NEDEN?!. 

Ama şunu herkes bilsin: 16 Nisan Anayasa Referandumu ve özellikle yüzde de 50+1 ‘EVET!’ sonucundan sonra, hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır… 

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin uzun şiirinin ilk kısmı ile yazımın bu bölümünü noktalayayım: “Hak şerleri hayr eyler / Zan etme ki ğayr eyler / Ârif ânı seyr eyler / Mevlâ görelim neyler / Neylerse güzel eyler…” 

Evet, ‘devamı var’ demiştim; en iyisi KUR’AN VE İLİM çalışmalarımızın devamı olarak kaldığımız yerden devam edeyim, çünkü başka çare ve çözümümüz yoktur…

İsra Sûresi 69’uncu ayet meali ile başlayalım: “Yoksa sizi tekrar denize döndürüp, üzerinize ortalığı yıkan bir fırtına gönderip, inkârlarınızdan ötürü sizi suda boğmasından güvende misiniz? O zaman Bize soru soracak bir yardımcı da bulamazsınız.” 

‘Karaya çıktığınızda veya çıkmak üzere iken işler tam tersine döner, kurtuldum derken helak olursunuz. Tarihte böyle savaşlar pek çoktur. Yenmişken yenilirsiniz, yenilmişken yenersiniz. Hastalıklar da böyledir. Herkesin ümidini kestiği hasta iyileşebilir veya aksi de olabilir, ‘kurtuldu’ derken ölür... 

Kur’an işte bu hususu ifade etmektedir. 

Karaya çıkarsınız, kurtulursunuz ama başınıza başka afetler gelir. 

Türk Milleti İstiklal Savaşı’nı kazandı... Devletini kurdu... Tam nefes alacakken, inkılâplar belası geldi ve hâlâ onlardan kurtulmuş değildir... Suç CHP’ye atılıyordu... 

DP geldi, zulüm devam etti... 

ANAP geldi, zulüm devam etti... 

AK Parti geldi, zulüm devam ediyor...’ 

(Devamı var)