Son günlerde duyduğumuz en doğru söylem “Suriye’de sağlanacak bir barışın en çok ülkemize fayda sağlayacağı” söylemi!
Bu söylem ne kadar doğruysa bunun tam zıddı olan şu söylemin de o kadar doğru olduğuna inanıyoruz:
Suriye’de bozulan barış ortamından en çok zararı ülkemiz gördü!
Çünkü bu söylem sıradan bir söylem değil!
Hele “laf olsun torba dolsun” kabilinden bir söylem hiç değil.
Bizzat yaşayarak Suriye’de bozulan barış ortamının ülkemizi ne kadar olumsuz etkilediğine hep birlikte tanık olmadık mı?
Olduk tabii ki!
Suriye’de barış ortamı bozuldu, taraflar birbirlerine girdi!
Bu durumdan Suriye kadar ülkemiz de etkilendi!
Suriye’de bozulan barış ortamı yüzünden milyonlarca Suriyeliyi zorunlu olarak misafir etmek durumunda kaldık.
Şimdi bu zorunlu misafirlerin neden oldukları gelişmeler üzerinde kafa yoruyoruz.
Ve bu sorunların altından nasıl kalkacağımızı tartışıyoruz.
Ancak Suriye’de sağlanacak barış ortamının en çok bize fayda sağlayacağı düşüncesine ulaşmak kolay olmadı.
Önceleri bu fikre sıcak bakmayanlar Suriye’de oluşacak fiili durumdan istifade etmeyi düşündüler.
Suriye’de savaşan taraflardan birinin yanında yer alarak ortaya çıkacak pastadan dana büyük pay almayı arzuladılar.
Ama hiçbir şey planlandığı gibi gerçekleşmedi!
Hiç planlanmayan durumlar zuhur etti!
Planlanmayan durumlar ile karşı karşıya kalınınca Suriye’deki barış ortamının önemi hatırlandı.
Barış ortamının biran evvel sağlanması için kollar sıvandı.
Barış çağrıları yapılmaya başlandı!
Keşke diyoruz son on beş, yirmi yılda yaşamış olduğumuz olaylar hiç yaşanmamış olsaydı!
Büyük bir Siyonist tezgâhı olan Büyük Ortadoğu Projesi işin başında reddedilseydi!
Siyonist tezgâha karşı, “Sizin ne işiniz var bu topraklarda” denilerek karşı çıkılsaydı!
İşin başında bu basiret gösterilebilmiş olsa bugün hiç kimse dizlerini dövmek mecburiyetinde kalmazdı.
Maalesef işin başında bu basiret gösterilemedi!
Hakk’ın yanında yer almak yerine Büyük Ortadoğu Projesi’ni gündeme getirenlerin yanında yer almak tercih edildi.